T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/929
Karar No : 2025/11015
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ...
2- ... Komutanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; davacı hakkında yapılan idari soruşturma ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün gizli haberleşme aracı olan Bylock kullanıcısı olmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne tabi dernek/vakıf kaydının olmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün finans kuruluşu niteliğindeki Bank Asya'da hesap kaydının olmadığı gibi davacı hakkında ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçundan ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasına kayden açılan davada anılan Mahkemenin...tarih ve E:..., K:...... sayılı kararı ile davacının ''beraatine'' karar verildiği ve anılan gerekçeli kararda da davalı idarece karar içeriğinde yer verilen tespitlere yönelik olarak ''...2010 yılında astsubay olarak atandığı Erzurum da kendisini ... isimli kişinin aradığını ve kendisi ile görüşmek istediklerini 2011 yılında tayininin Darende ye çıkması üzerine kendisini arayan bir kişinin numarayı ...'dan aldığını söylediğini, ... isimli kişinin kendisi ile Darende merkez de görüşmek istediğini söylemesi üzerine bunlardan kurtulmak için komutanı H.G. isimli kişiye söylediğini, komutanı ve onun babası ile birlikte buluşma yerine gittiklerini, komutanının bu kişileri dışarı çıkararak birini yumrukladığını beyan ettiği, aşamalarda dinlenilen tanık H.G.'nin anlatımlarının sanığın savunmaları ile uyumlu olduğu, yine sanığın örgütten bağlantısını koparmaya çalıştığına ve 2011 yılından sonra bağlantısı bulunmadığına ilişkin anlatımları ile ardışık aranma tarih ve sürelerinin uyumlu olduğu, sanık savunmaları, sanığın örgütle temasına ilişkin anlatımları ile tanık beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir ardışık aranma tespiti ve analizi bulunmadığı anlaşılmakla; tespit edilen ardışık aranmaların, özellikle tanık anlatımları karşısında sanığın örgütün gizli iletişim sistemlerinden ankesörlü-sabit hat ile iletişim sistemine dahil olduğunu ispata yarar nitelikte görülmediği, sanığın örgütsel herhangi bir faaliyetinin örgütsel saikle gerçekleştirildiğinin de saptanamaması karşısında; sanığın örgüt ile irtibatının olduğunu gösteren bir beyan bulunmadığı, bununla birlikte sanığın Bank Asya da herhangi bir hesabının mevcut olmadığı , bylock kaydının da mevcut olmadığı..'' yönünde, davalı idarece davacı hakkında 'FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üyelik, mensubiyet, iltisak ya da irtibat'' iddiasıyla yapılan araştırma sonucu tespit edilen hususları çürütür nitelikte tespitler yapıldığı ve davacının örgütle irtibat ve iltisaklı olduğunu gösterir başkaca herhangi bir bilgi ve belgenin de dava dosyasına sunulamadığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ya da iltisakı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; olayda, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı, yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere takdir hakkı tanındığı, yürütülen askerlik hizmetinin mahiyeti ve üst düzey sadakat yükümlülüğü gereği askeriye personeline ilişkin tasarruflarda bu takdir hakkının daha geniş olduğunun kabulünün gerektiği, davacı hakkında her ne kadar ... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verildiği görülmüş ise de, anılan yargılamanın "silahlı terör örgütüne üye olma" suçuna ilişkin olduğu, davacının beyanları, davacı hakkında verilen tanık ifadesi, ceza davasında yapılan yargılamada davacının kullandığı GSM hattının 02/07/2010 tarihinde saat 13:50 'de sabit telefondan aranarak cevapsız çağrı bırakıldığı, bu aramanın akabinde başka bir askeri personel olan Ç.K. isimli şahsın da 02/07/2010 tarihinde saat 13:51 de aynı sabit hattan arandığı, yine 04/06/2011 tarihinde saat 17:52'de sabit telefondan aranarak cevapsız çağrı bırakıldığı, bu aramanın akabinde başka bir askeri personel olan S.Y.'un aynı gün saat 17:54 de aynı sabit telefondan arandığı, 04/06/2011 tarihinde saat 18:23 de de başka bir sabit telefondan aranarak 74 saniye süre ile FETÖ/PDY gizli iletişim yöntemine uyacak şekilde arandığının tespit edildiği anlaşılmakta olup, bu çerçevede davalı idarece, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, iltisak olarak değerlendirilebilecek herhangi bir eyleminin bulunmadığı, çocuk yaşlarda kendisine musallat olan örgüt üyelerinden kaçmaya çalıştığı ve komutanlarından bu konuda yardım talep ettiği, ceza yargılamasının sonucunun beklenilmemesinin hatalı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu, 2011 yılından sonra davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağının tespit edilememesinin örgütün faaliyetlerini gizli olarak yürütmesinin bir sonucu olduğu, davacının askeri okulları kazanmadan önce lise öğrencisi iken örgütle irtibat kurmaya başladığı, astsubay olduktan sonra da irtibatını devam ettirdiği, örgütün mahrem imamları tarafından gizli şekilde sabit hatlardan aranarak örgütsel faaliyetlere dahil edildiği, kendi beyanı ile de örgüt ile irtibatını ortaya koyduğu, adına kayıtlı telefondan örgüt mensupları tarafından ardışık ve tekil olarak arandığı, örgüt ile irtibatını gösteren ve dosyaya gizli ibareli olarak ibraz edilen istihbari bilgilerin ve davacının ikrar niteliğinde beyanlarının bulunduğu, kamu görevinden çıkarılması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararının gereği olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;... 6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Hatay İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığının ...1 tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Dava dosyasında yer alan belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden; her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, davacı beyanları, tanık ifadesi ve davacının FETÖ/PDY gizli iletişim yöntemine uygun şekilde aranması hususları gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan ''...Dosyaya getirtilen deliller ve yukarıdaki açıklamalar göz önüne alınarak, her ne kadar dosyada mevcut Ardışık Arama Kayitlarina ilişkin olarak ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... D. İş sayılı kararı ile 2010-2012 yıllarına ait ... Büfe isimli işyerine HTS kayıtlarının yapılan incelemesinde; sanığın kendi adına kayıtlı bulunan... numaralı GSM hattının 02.07.2010 (cuma günü) tarihinde 13.50.37’de ... Büfe isimli işyerine ait ... numaralı sabit hattan arandığı, cevapsız çağrı bırakıldığı, bu aramanın akabinde başka bir askeri personel olan Ç.K. (...) isimli şahsın da 02.07.2010 tarihinde 13.51.14’de aynı sabit hattan arandığı, yine ... Sulh Ceza Hakimliğinin ...1 D.İş sayılı kararı ile 2010-2012 yıllarına ait ...(...) Büfe isimli işyerine HTS kayıtlarının yapılan incelemesinde de; sanığın kendi adına kayıtlı bulunan ... numaralı GSM hattının 04.06.2011 (cumartesi) tarihinde 17.52.46’da ...(...) Büfe isimli işyerine ait ...numaralı sabit hattan arandığı, cevapsız çağrı bırakıldığı, bu aramanın akabinde başka bir askeri personel olan S.Y. (...) isimli şahsın 04.06.2011 tarihinde 17.54.37’de aynı sabit hattan arandığının tespit edilmesi gereğince arama sayısı, aramaların periyodik olmaması, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü hatlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların rütbeleri ile iletişime dair kayıtların incelenmesinde ankesörlü hattan aranmanın makul görünmemesi nazara alındığında her ne kadar sanığın örgütün ileşitim metodlarından olan ''ankesörlü sabit hatlardan aranma'' gizli iletişim sistemine dahil olduğu iddia edilmiş olsa da; ankesörlü hattan aramadaki ilk sebebin öncelikle toplantıya gidilecek yeri bildirmek ya da toplantı gün ve saat iptali ya da yer değişikliğini bildirmek olduğu dikkate alındığında hem tekil hem de ardışık aranma kayıtları için geçerli olmak üzere mevcut dosyada aynı şekilde aranan dava dışı asker kişiler olan Ç.K. ve S.Y. un aşamalardaki ifadelerinde ankesörlü hattan aranma kaydı olan sanık ile dışarda herhangi bir sohbet ya da toplantıya gittikleri yönünde ve başkaca da sanık aleyhine herhangi bir beyanlarına rastlanmadığı dikkate alındığında arama ile özellikle amaçlanan örgütsel toplantıya katılmanın sanık açısından gerçekleşmediği, ardışık aranma kriterlerinden olan aramanın 15 gün, ayda 1 veya 2 ayda bir olması şartlarının da mevcut olmayışı gereğince aramaların periyodik özellik göstermemesi, görüşme içeriğinin bilinmediği, sanık ile ilgili sabit hat veya ardışık/tekil aramaya ilişkin itirafçı beyanı ve tanık beyanının da mevcut olmayışı hususları ile sanık aşamalardaki beyanlarında örgüt üyesi olmadığını, ancak örgüt ile ilgili bildiği şeyleri söyleyeceğinden bahsederek, 2005 yılında lise döneminde ders çalıştırmaları sebebi ile tanıştığı örgütten 2010 yılında astsubay olarak atandığı Erzurum'da kendisini ... isimli kişinin aradığını ve kendisi ile görüşmek istediklerini 2011 yılında tayininin Darende ye çıkması üzerine kendisini arayan bir kişinin numarayı ... dan aldığını söylediğini, ... isimli kişinin kendisi ile Darende merkez de görüşmek istediğini söylemesi üzerine bunlardan kurtulmak için komutanı H.G, isimli kişiye söylediğini, komutanı ve onun babası ile birlikte buluşma yerine gittiklerini, komutanının bu kişileri dışarı çıkararak birini yumrukladığını beyan ettiği, aşamalarda dinlenilen tanık H.G. nin anlatımlarının sanığın savunmaları ile uyumlu olduğu, sanık savunmaları ile tanık beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir ardışık aranma tespiti ve analizi bulunmadığı anlaşılmakla; tespit edilen ardışık aranmaların, özellikle tanık anlatımları karşısında sanığın örgütün gizli iletişim sistemlerinden ankesörlü-sabit hat ile iletişim sistemine dahil olduğunu ispata yarar nitelikte görülmediği, ayrıca ankesör/büfe/sabit hat analiz havuzu oluşturulduğu ve geliştirilen ATAÇ v3 programı içerisinde Ankesör/Büfe Sorgu Modülü oluşturularak Türkiye geneli tüm İl Emniyet Müdürlüklerinin kullanımına açıldığının belirtilmesi karşısında, oluşturulan son veri havuzunda sanık hakkında ankesörlü telefon ve ardışık aramaya ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunup bulunmadığının İl Emniyet Müdürlüğünden sorulara kayıtların celp edilmesi sonucunda sanığın sorgu kriterlerine uyan ve ardışık irtibat (baz-kbaz) görüşme kayıtları, periyodik arama, şifreli kaydetme yöntemi ve tüm irtibat (baz-kbaz) görüşme kayıtlarının bulunmadığının tespit edildiği, bu haliyle sanığın örgütsel herhangi bir faaliyetinin örgütsel saikle gerçekleştirildiğinin de saptanamaması karşısında; sanığın örgüt ile irtibatının olduğunu gösteren bir beyan bulunmadığı, sanığın örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla hareket ettiğine ilişkin mahkememizce kanaat hasıl olmadığı bununla birlikte sanığın Bank Asya da herhangi bir hesabının mevcut olmadığı , bylock kaydının da mevcut olmadığı, Dijital Materyal İnceleme Raporu'nda dijital materyallerde suç unsuruna rastlanmadığı...'' gerekçeyle davacının beraatına kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen kararın gerekçesinden, davacının örgüt mensubu kişiler tarafından ankesörlü sabit hatlardan arandığının sabit olduğu ancak bu aramaların akabinde herhangi bir örgütsel toplantıya katıldığına dair bir delilin bulunmadığı görülmektedir. Öte yandan, davacının, örgütle bağlantısını koparmaya çalıştığına ve 2011 yılından sonra örgütle bağlantısının bulunmadığına ilişkin savunması ile ardışık aranma tarih ve sürelerinin benzerlik gösterdiği, ayrıca, dosya kapsamında yer alan davacı beyanlarının, ceza yargılamasında tanık sıfatıyla dinlenen H.G.'nin beyanlarıyla uyumlu olduğu, davacının beyanları ile tanık ifadesinin aksini ortaya koyabilecek nitelikte dosya içerisinde bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu arama kayıtlarının, davacının, örgütün "ankesör/sabit hatlardan aranma" gizli iletişim sistemine dahil olduğunu ispata yarar nitelikte olmadığı ve davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin .... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesinde yer alan ''terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personel kamu görevinden çıkarılır" emredici düzenlemesi gereği, Jandarma Genel Komutanlığındaki kamu görevinden çıkarılmıştır. Düzenleme ile irtibat veya iltisak değerlendirmesinin zaman kısıtlaması olmaksızın değerlendirileceği ve kanaat edinilmiş olmasının yeterli olduğu, zira, ''irtibatı veya bunlarla iltisakı değerlendirilen personel'' tanımlaması ile belirtilmiştir. Keza, Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında da vurgu yapıldığı üzere; örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi veya yarar sağlanması veya gelen talimatlar doğrultusunda hareket ile amaç birlikteliğinin her türlü olay ve olgu ile değerlendirilmek suretiyle kanaat oluşmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. Örgütün gizli yapısı ve takiye yapılması hususları da nazara alındığında, irtibatlı veya iltisaklı olma konusunda somut bilgi veya belgenin aranmayacağı da tabidir.
Bu bağlamda, kararın hukuki incelemesi irtibatlı veya iltisaklı olma çerçevesinde yapılması gerekirken, mahkemece karar, ceza mahkemesince terör örgütüne üye olma suçundan görülen ve farklı disipline tabi olan yargı kararının gerekçesine dayandırılmıştır. Somut olayda, gizli haberleşme yöntemi olduğu bilinen ve kabul edilen ankesörlü sabit hatlardan yapılan gizli aramaların (tekil veya ardışık) irtibatlı veya iltisaklı olma durumu, kişinin örgüt ile ilişkisine dair itirafları, askeri okullara hazırlanma sürecinde örgütle ilişkisini kabul etmesi, subay olduktan sonraki ilişkisi, kod adlı kişi ile görüşmesi bütün olarak değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği, zira Dairemizin kararlarında da ardışık ve tekil aramaların irtibatlı veya iltisaklı olma kanaatinde güçlü delil olarak değerlendirildiği bilinmekle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.