T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/5968
Karar No : 2025/10184
DAVACI : ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnameye dayanılarak verilen meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu, Anayasal yetkinin aşıldığı ve orantılılık ile ölçülülük ilkelerinin görmezden gelindiği, adli soruşturma sonucunun beklenilmeden karar verilmemesinin masumiyet karinesine aykırılık oluşturduğu, hakkında somut bir isnat ve gerekçe sunulmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı, bu anlamda bağlantısının gösterir hiçbir delil ve durumun bulunmadığı, meslek hayatı boyunca görevini hak ve hukuka riayet ederek yaptığı kimseden emir ve talimat almadığı belirtilerek, meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı kararı doğrultusunda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline , davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanarak ödenmesine , özlük haklarının iadesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241; K:2024/3468 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla davacı hakkında kamu davasının açılması için yeterli delilin bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçtan dolayı kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla davacı hakkında kamu davasının açılması için yeterli delilin bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçtan dolayı kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı ile davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, eğitim saikiyle lise son sınıftayken örgüte müzahir dershaneye gitmesi ve üniversite eğitimi döneminde, 2010 yılında, zorunluluktan ve kalacak yer bulamamasından dolayı bir arkadaşının vasıtasıyla yalnızca 3 ay süreyle örgüte müzahir evde kaldığını ve daha sonra evin koşullarına uygun davranmamasından dolayı evden çıkarılacağını anlayınca evden ayrıldığını beyan eden davacının bu beyanlarının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı, diğer taraftan darbe teşebbüsünden sonra davacının kendisine öğrencilik döneminde FETÖ/PDY terör örgütüne ait öğrenci evinde kaldığını söylediği yönündeki tanık beyanının, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen sorgulama bizzat davacının samimi ikrarına dayandığı ve tanığın diğer anlatımlarının da örgütle ilişkisine dair somut bir bilgi ve veri içermediği görüldüğünden, davacının beyanları ile tanık beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının darbe gecesi yaptığı telefon konuşması yönünden, konuşma içerikleri incelendiğinde, hükümete ve Cumhurbaşkanına karşı olumsuz sözler sarf ettiği anlaşılan davacının FETÖ/PDY örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğuna ilişkin bir beyanının olmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Ankesörlü/Sabit Hat Telefon Görüşmesi Kaydı yönünden, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı anlaşılan, tekil arama niteliğini haiz bahse konu ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dijital Materyal İnceleme Raporunda yer alan tespitler yönünden, davacının cep telefonunda Fetö müzahiri "samanyoluhaber", "aktifhaber", "rotahaber", "kuretv" gibi site bilgilerine ulaşılmasının, davacının "..." twitter hesabını takip etmesinin ve muhteviyatı ortaya konulamayan "kakao talk" uygulamasına ait kalıntıların bulunmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 20/10/2023 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cavapta, davacının 15 Temmuz gecesi Sayın Cumhurbaşkanı ve demokrasiye ve Cumhuriyete sahip çıkan Türk halkı hakkında sarf ettiği olumsuz söylemlere ilişkin olarak başlatılan soruşturmada henüz bir karar verilmediği, disiplin dosyasında karar verilebilmesi için kovuşturma sonucunun beklenildiğinin bildirildiği, öte yandan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hâkimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 20/10/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanarak davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,
Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanarak davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2017/11469, K:2023/6305 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli sorgulama tutanağında, "Lise sondayken üniversiteye hazırlık için dershaneye gittim. Yalvaç'da iki dershane vardı. Bir tanesi büyük başarı Dershanesiydi. Öğrenci sayısı azdı ve eğitim durumu iyi değildi. Diğeri de FETÖ/PDY ye ait Gölcük dershanesi vardı. Bende başarılı olduğu için Gölcük dershanesine gittim. Dershaneye gitmeden önce seviye tespit sınavı yapmışlardı. 600 kişinin girdiği sınavda ben 5. olmuştum. Dolayısıyla fiyatta başarımdan dolayı indirim yapmışlardı. Dershaneye devam ettiğim dönemde ... isimli bayan öğretmenimiz beni sohbetlere çağırıyordu. Ancak ben sohbetlere gitmedim hatta anneme şikayet ediyorlardı. Ben hiç bir sohbete katılmadım sadece dershanede olan derslere devam ettim. Üniversite imtihanına girdim ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Ataşehir'de Kredi Yurtlara ait KYK yurdu asıl olarak çıkmıştı. Bu yurda kayıt oldum. Ancak yurt yeniydi. Suyu yoktu, yemekhanesi yoktu. Yurt yönetimi banyo ihtiyacını arkadaşlarınızın veya akrabalarınızın yanında giderin diyorlardı. Bu şartlarda yurtta kalamadım ve ayrılmak zorunda kaldım.... Ben sınıfımızda cemaatçi olanlar vardı kiminle görüştüğümü hatırlamıyorum. Bana Kartal'dan ev ayarladılar... Bu evde ben 3 ay kaldım. Kaldığım dönem içerisinde evdeki sohbetlere çok az katıldım. Benim makyaj yapmama, kılık kıyafetime karışıyorlardı. Benim erkek arkadaşım olduğunu öğrendiler. Benim arkadaşımı bırakmam için aşırı derecede baskı yaptılar. Ben evde kalamayacağımı anladığım için tekrar kredi yurtlara müracaat ettim. Ataşehir'deki kız yurdu çıktı ve bu yurda geri döndüm. Mezun olana kadar da bu yurtta kaldım. 2013 yılında mezun oldum...." şeklinde,
Davacının akrabası olan ve ifadesine başvurulan B.K.'ye ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli tanık ifade tutanağında; "15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra köyde ... ile ...lar'ın evinde bulunduğumuz esnada ... bize öğrenciliği sırasında FETÖ/PDY'ye ait öğrenci evinde kaldığını söyledi. ... darbe teşebbüsü olduktan sonra genellikle Hükümeti ve Hükümeti destekleyen vatandaşları aşağılayıcı sözler sarf etmekteydi... ... bu esnada darbe teşebbüsünü gerçekleştirenlerin suçsuz olduğunu, darbeye engel olanların salak olduğunu, darbenin bir tiyatro olduğunu, Cumhurbaşkanının başkan olmak için bunu tertiplediğini söyledi." şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmüştür.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan belgelerden; davacının 15 Temmuz 2016 gecesi yaptığı telefon görüşmesinde, sayın Cumhurbaşkanı ile demokrasiye ve Cumhuriyete sahip çıkan Türk halkı hakkında sarf ettiği sözler hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; " ...Türk Silahlı Kuvvetleri İçerisinde yer alan bir grup fetö/pdy silahlı terör örgütü mensubu unsur tarafından Türkiye Cumhuriyetinin Anayasal düzenine ve kurumlarına karşı hain darbe kalkışmasının yaşandığı 15 Temmuz 2016 akşamı ilgili ...' ın M.K. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde Sayın Cumhurbaşkanı ve demokrasiye ve Cumhuriyete sahip çıkan Türk halkı hakkında; '...Ondan daha büyük hain yok, düşmesi en çok beni mutlu eder. Ülkenin en büyük hainden kurtulması beni neden mutsuz etsin ki, tabi ki mutlu edecek, ama bunun olmayacağına inanıyorum, çıkacak mağdur edebiyatı yapacak, başkanlık için oy isteyecek, o salak tayfa da verecek. Ak çomarlar değil mi, bütün çomarlar gidiyor orada toplanıyor, ak çomarlar diyorum, ne yapmalarını beklersin ki, bunlar öyle insanlar, insan kılıklılar, ben insan bile diyemiyorum bunlara, çomar bunlar, o yüzden tabi ki gidecekler tabi ki şovlarını yapacaklar, aman geri kalmasınlar. Sen bunu bana övünç kaynağı olarak mı anlatıyorsun, ne amaçla anlatıyorsun orada toplanılmasını, benim ne düşündüğümü biliyorsun, daha fazla germe, bu konuda birşey konuşmak istemiyorum. Benim için çomar yani onlar, başka hiçbir şey değil benim gözümde. Çomar tayfasından beklenen bu, bu kadar büyük ihanetleri nasıl savunabiliyorsun ya, çözüm bunlara gidip oy vermek mi, gidip başkanlığını desteklemek mi, Erdoğan'ın g.t kılıyım mı diyeceğim ben, çözüm bu mu, ben ülkenin bundan daha büyük sıkıntıya gireceğini düşünmüyorum, onların döneminden daha büyük sıkıntıya gireceğini düşünmüyorum. Sen bunu bana açıkla, nasıl bu insanları destekleyebiliyorsun, bu kadar çalan çırpan, bu kadar dini, Müslümanlığı istismar eden, bu kadar insanları kutuplaştıran, bu kadar ülkeye ihanet eden insanları nasıl destekleyebiliyorsun, bir de bana savunabiliyorsun, benim bu konudaki fikrim asla değişmeyecek biliyor musun, asla değişmeyecek, yol yaptılar mı diyeceksin, bütün bu bokları yediler yediler, yemedikleri bok kalmadı ama yol yaptılar mı diyeceksin. Bu kadar çalan çırpan adam bana mı çalıverdi, hakime, savcıya mı çalıverdi, kendine çaldı, bilimi yerlerde tutan da o zaten, bilimi yerlere indiren de o, o, içine bu kadar sıçan kişi o, beni daha açık konuşturma, pencerem açık, bu adam egolarının kurbanı olan bir insan, sürekli çalan çırpan bir insan, bak beni bu kadar yüksek sesle konuşturma, deşifre etme beni. Ben bu adam çaldı çırptı diyorum, vatana en büyük zararı verdi, ülkeye en büyük ihanetleri etti ve ediyor ve edecek de, mağdur edebiyatı ile yapmadığım bırakmadı diyorum, tamam ya beni daha fazla deşifre etme, inşaallah bu ülkeyi güzel günler bekliyordur.' şeklinde sözler sarf ettiği, ilgili ... tarafından dosyada gerek disiplin soruşturması sürecinde ve gerekse belirtilen sözlerden dolayı hakkında yapılan kovuşturma sürecinde alınan beyanlarında söz konusu sözleri inkar cihetine gitmediği gibi konuşmanın kendisine ait olduğuna dair ikrar içerikli anlatımlarının bulunduğu, buna mukabil sözlerin sert eleştiri mahiyetinde olduğu ancak bu sözleri nedeniyle son derece büyük bir üzüntü ve pişmanlık duyduğuna dair savunmalarda bulunduğu anlaşılmış, yanı sıra ... ın belirtilen telefon kaydındaki sözlerin kendisine ait olduğuna dair anlatımının konuşmanın diğer tarafındaki M.K. isimli şahıs tarafından da doğrulandığı, ilgili ... ile M.K. arasında geçtiği anlaşılan telefon görüşmesindeki kayıtlarla ilgili her ne kadar ...' ın savunmalarında bu kaydın kendi rızası hilafına kayda alındığı ve bundan haberinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmış ise de, HSK 2. Dairesinin 09/02/2021 tarih ve 2021/133 karar sayılı kararına konu olan olayda benzer şekilde söz konusu kayıtlara dayanılarak disiplin soruşturması başlatılmasında hukuken bir engel olmadığının vurgulandığı, yine ilgilinin üzerine atılı disiplin konusu eylemle ilgili cezalandırılıp cezalandırılamayacağı noktasında hukuki durumunun tayin ve tespitinde ise dosyada mevcut ilgili ...'ın konuşmanın kendisine ait olduğuna dair ikrar içerikli anlatımlarının yanı sıra konuşmanın ...' a ait olduğuna dair M.K'ın bu hususta birbirleri ile örtüşen ve bu beyanı doğrulayan anlatımlarının bulunduğu, bu itibarla ilgilinin üzerine atılı disiplin konusu eylemle ilgili soruşturma sürecini başlatmaya yeterli kaydın yanında eylemin sabit görülmesi ve sübutu kapsamında disiplin yaptırımı tatbik edilebilmesi ve uygulanabilmesi noktasında ikili arasında geçtiğinde herhangi bir tereddüt ve duraksama bulunmayan telefon konuşması hususunda ilgilinin kendi ikrar içerikli anlatımları ve konuşmanın ...' a ait olduğuna dair M.K.'ın bu hususta birbirleri ile örtüşen ve bu beyanı doğrulayan anlatımlarının esasa dayanak oluşturduğu, bu hususta HSK 2. Dairesinin 08/11/2018 tarih ve 2018/667 karar sayılı ve pekçok kararının bulunduğu, bu itibarla henüz Adli Yargı Hakim stajyeri iken belirtilen sözleri söylediği anlaşılan ilgili ...'ın yukarıda belirtilen mesleki etik ilkelerine uyma zorunluluğundan muaf olmadığı, söz konusu mesleki etik ilkelerin kendisi için de cari olduğu, 15 Temmuz 2016 akşamı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına ve darbe teşebbüsüne karşı sokağa çıkıp direnen vatandaşlara karşı söylediği anlaşılan sözlerin yukarıda açıkça belirtilen mesleki ilke ve kurallara tamamen aykırı ve aşağılayıcı nitelikte olduğu, normal vatandaşlara nazaran icra ettiği mesleği itibariyle daha fazla sınırlandırmaya tabi olan ve bunu kabul etmiş olan ilgilinin sarf ettiği bu sözlerin ifade hürriyeti kapsamı içerisinde değerlendirilebilecek sözler olmadığı, yine mesleğinin kendisine çizdiği sınırların dışına çıkarak ağır siyasi nitelikte beyanlarda bulunduğu, ifadelerinin hakimlik görevinin tarafsızlığı ve bağımsızlığı kriterlerine açıkça ters düştüğü, mesleğin gerektirdiği otorite ve bulunması gereken duruş ile taban tabana zıt ifadeler ile yargı sistemi hakkında yanlış ve yanıltıcı algı ve düşünce oluşturabilecek sözler kullandığı, tarafsızlığa halel getirecek ağırlıkta ve politize olmuş bir şekilde yargının toplum nezdinde saygınlığını azaltmaya matuf şekilde hareket ettiği, bu itibarla tüm bu açıklamalar karşısında ve ortaya konulan mesleki etik ilke kuralları nazara alınarak ilgiliye ait olduğu anlaşılan sözlerin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince "meslekten çıkarma cezası” ile cezalandırılmasına..." denilmek suretiyle davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte andan, davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu hazırlanan 05/06/2017 tarihli raporda; davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan detaylı teknik çalışmalarda, FETÖ/PDY terör örgütü ile müzahir "samanyoluhaber", "aktifhaber", "rotahaber", "kuretv" isimli site bilgilerine ulaşıldığı, "..." ile ilgili twitter hesabının takip edildiği ve "kakao talk" ile ilgili bilgilere ulaşıldığı yolundaki tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; davacının kendi beyanı ile davacı hakkındaki tanık beyanında yer alan hususlar, dosya kapsamında yer alan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/12/2024 tarih ve E:2023/3241, K:2024/3468 sayılı bozma kararında; davacının kendi beyanı ile davacı hakkındaki tanık beyanında yer alan hususlar, dosya kapsamında yer alan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.