T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/1839
Karar No : 2025/7023
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı davanın reddine ilişkin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, Danıştay Altıncı Dairesinin 04/10/2021 tarih ve E:2020/9353, K:2021/10538 sayılı bozma kararına uyularak gerekçeli olarak reddi yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 4500 m²'lik Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın da bulunduğu alanda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanunun Ek-1 maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına dair Seyhan Belediye Encümeni'nin .. tarih ve ... sayılı kararının iptali istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen rapor ve dosyanın birlikte incelenmesinden, düzenleme sınırının imar yolları ekseninden geçirildiği, düzenleme ortaklık payı oranın kanuni sınırın altında olduğu, imar uygulama sahasında yer alan dini tesis alanı olarak gösterilen alanın düzenleme ortaklık payından karşılandığı, kapanan kadastral yollardan dolayı belediye adına ihdasen tescil yapıldıktan sonra, anılan alanların yola terk edilerek tamamının düzenleme ortaklık payı (DOP) hesabında kullanıldığı, "çakılı dere ve yol" olarak görünen 4500 m2'lik alana ilişkin bilirkişilerce yapılan tespitte dere ve yol olması durumuna göre yorumlar yapıldığı, davacı tarafından iptali istenilen bölgenin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 30 metre enkesitli imar yolu olarak planlandığı ve fiilen de yol olarak kullanıldığı anlaşıldığından bu alanın dere veya dere yatağı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, dava konusu parselasyon işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı neticesine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; 4500 m²'lik alanın dere yatağında kalıp kalmadığı hususunda Bölge İdare Mahkemesince yapılan araştırma neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler ile dosyanın birlikte incelenmesinden, dava konusu yerin niteliğinin 1947 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yeterli titizlikle tespit edilmediği, hava fotoğrafından bir yolun var olduğunun anlaşıldığı, bu alanın dere yatağında bulunduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmadığı ve bu hususta herhangi bir belgenin de ibraz edilmediği, bu nedenle, uyuşmazlığa konu alanın dere yatağı olarak nitelendirilmesinin olanaklı olmadığı sonucuna varıldığından dava konusu parselasyonda hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 4500 m²'lik Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın da bulunduğu alanda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanunun Ek-1 maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına dair Seyhan Belediye Encümeni'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde ise; imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu, sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkilerin valilikçe kullanılacağı belirtilmiş, mülga 2981 sayılı Kanunun 3290 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinde ise; imar planı olan yerlerde, 09/05/1985 tarih ve 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı veya binasız arsa ve arazilere bu Kanundan önce özel parselasyona dayalı veya hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri veya üzerinde yapılacak binaların daire miktarları göz önünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına resen tescil ettirmeye valilik veya belediyelerin yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay Altıncı Dairesinin 04/10/2021 tarih ve E:2020/9353, K:2021/10538 sayılı kararında, Dairemizce verilen 22/03/2021 tarihli, E:2020/9353 sayılı ara kararı ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 4500 m²'lik alanın dere yatağında kalıp kalmadığının sorularak buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine dosyaya eklenen parselasyon eki krokiden dava konusu alanın dere yatağında kaldığının anlaşılması üzerine 4500 m²'lik davaya konu alanın dere yatağında kalıp kalmadığı hususunun bölge idare mahkemesince tekrar araştırılarak böyle bir durum söz konusu ise dere yatağına rastlayan bu nitelikteki alanların ihdasen hazine adına tescil edilmeleri ve parselasyona dahil edilip hazine adına parseller oluşturulması gerektiğinden bu sonuca göre yapılacak değerlendirilmenin ardından yeniden bir karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince verilen ..., ... ve ... tarih ve E:... sayılı ara kararlarına Adana Valiliği Kadastro Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 6. Bölge Müdürlüğünce verilen cevaplardan; 4500 m²'lik alanın "çakıllı dere yatağı ve yol" olduğuna ilişkin krokinin dosyaya eklendiği, 1947 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davaya konu alanın niteliğinin çakıllı dere mi yoksa yol mu olduğu hususunun yeterli titizlikle tespit edilmediği, hava fotoğrafı incelendiğinde mevcut bir yolun olduğu ancak yol ve dereler tescil harici olduğundan yol ve derenin ayrı ayrı sınırlandırılmasının yapılmadığı, ayrıca, bu alanın dere yatağından çıkarılarak yol veya konut alanı olarak kullanılması yönünde kurum görüşünün de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, "çakıllı dere yatağı ve yol" olduğu tespit edilen alanın tamamının veya bir kısmının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlardan olan dere yatağında bulunduğu açık olduğundan bu alanın parselasyona dahil edilmesi halinde ihdas edilerek Hazine adına tescil edilmesi gerekmekte olup yapılmadığından dava konusu parselasyonda hukuka aykırılık bulunduğu neticesine varılmıştır.
Bununla birlikte, kadastro çalışmasının yeterli titizlikte yapılmaması sebebiyle 4500 m2'lik alanın ne kadarlık kısmının yolda ne kadarının dere yatağında kaldığının ortaya koyulamaması durumunun, parselasyondaki sakatlığı ortadan kaldırmayacağı da tabiidir.
Öte yandan, yukarıda yer verilen mevzuattan, 2981 sayılı Kanun'un Ek-1 maddesinin uygulanabilmesi için, düzenleme sahasında, İmar Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 09/05/1985 tarihinden önce yapılmış ve belediye, tapu, noter gibi resmi bir kurumca onaylanmış özel parselasyon ve/veya tapuya şerh edilmiş rızai taksim sözleşmesinin bulunmasının gerektiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu işlemde 2981 sayılı Kanun'un Ek-1 maddesinin uygulandığı ve bilirkişi raporunda parselasyonun yapıldığı alanın büyük bir kısmının yapılaşmış olduğu, mülkiyet dokusunun küçük alanlı olarak geliştiği, arazide fiili taksimin mevcut olduğu ve imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş çok sayıda bina bulunduğu, bu nedenle 2981 sayılı Kanun'un Ek-1 hükmünün arazi anlamında uygulama koşullarının bulunduğu değerlendirilmiş ise de davalı idare tarafından sunulan ara kararına cevap ve savunma dilekçelerinde yer verilen bilgilerden; düzenleme sahasında 09/05/1985 tarihinden önce resmi kurumlarca onaylanmış özel parselasyon yahut da tapuya şerh edilmiş rızai taksim sözleşmesinin bulunmadığı anlaşıldığından 2981 sayılı Kanun'un Ek-1 hükmünün uygulanabilmesi için gerekli koşulların mevcut olmadığı halde uygulanması sebebiyle dava konusu parselasyon işleminde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.