T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/7717
Karar No : 2025/3798
TEMYİZ EDENLER: I- DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3-... 4-... 5- ...
VEKİLİ : Av. ...
II- DAVALI ... Belediye Başkanlığı-...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF :I- DAVALI ... Belediye Başkanlığı
II- DAVACILAR 1- ... 2- ... 3- ... 4-... 5-...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2022/3986, K:2022/9360 sayılı, ... İdare Mahkemesi'nin... tarihli, E:..., K:... sayılı davanın maddi tazminat istemi yönünden kısmen kabulü kısmen reddi, manevi tazminat istemi yönünden kabulü yolundaki kararının maddi tazminata ilişkin kısmının onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına yönelik kararına uyularak; ... İdare Mahkemesince bozulan kısım yönünden verilen,... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, ... Mahallesinde bulunan binanın 15.11.2006 tarihinde yıkılması neticesinde davacıların eşi/babası ...'ın hayatını kaybetmesi olayında, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, her bir davacı için 200,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL (ıslah sonrası 230.093,35-TL) maddi ve her bir davacı için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; daha önce davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen kararın maddi tazminata ilişkin kısmının onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 09/11/2022 tarihli, E: 2022/3986, K: 2022/9360 sayılı kararına uyularak, bozulan kısım yönünden, olaydaki kusur oranları da değerlendirilmek suretiyle, manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yolunun bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibarıyla uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanmasının zorunlu bulunduğu ve davalının kusuru dışındaki kısımdan sorumlu tutulamayacağı; bu itibarla, davalı idarenin hizmet kusurunun durumu, ayrıca manevî tazminatın nitelikleri dikkate alınmak sûreti ile ulaşılan vicdani kanaate göre, her bir davacı için 10.000 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyetli olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın manevi tazminat bakımından kısmen kabulü ile her bir davacı için 10.000 TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın (Adli yargıda davanın açıldığı 07.10.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte) davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine; fazlaya ilişkin 100.000,00-TL tutarındaki istem yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1. Davacılar tarafından temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2. Davalı idare tarafından temyize konu kararın davanın kabulüne ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının Daire kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların ikamet ettikleri İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda yer alan 3 katlı bina, yan parselinde (... parsel) dava dışı müteahhitin yapı ruhsatı alarak temel kazısı yaptığı sırada 15/11/2006 tarihinde, çökerek yıkılmış, bu olay neticesinde davacıların eşi/babası...'ın hayatını kaybetmiş; davacı ... ile kardeşi ... enkazdan sağ olarak çıkarılmıştır.
Davacılar tarafından 07/10/2011 tarihli dilekçeyle, meydana gelen olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle tazminat istemiyle .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan davanın... tarihli, E:..., K:... sayılı kararla görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine, her bir davacı için 200,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL (ıslah sonrası 230.093,35-TL) maddi ve her bir davacı için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinin 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu; "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın koruması altında olduğu belirtilmekle, yaşam hakkının korunması devletlere bir yükümlülük olarak öngörülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kamu kurum ve kuruluşları mevzuatla uhdelerine tevdi kılınan kamu hizmetlerini gereği gibi yapmakla yükümlüdürler. İdarelerin bu yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi suretiyle hizmetin kötü veya geç işlemesi yahut hiç işlememesi sonucunda bir zararın meydana gelmesi durumunda idarenin bu zararı tazmin yükümlülüğü hizmet kusuru esaslarına dayanmaktadır.
Hizmet kusuru kavramı genel anlamıyla bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık, eksiklik ve bozuklukları ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, Kanunlarla kendisine görev olarak verilen kamu hizmetinin işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, gerekli organizasyonu sağlamak, denetimleri yapmak ve önlemleri almakla yükümlü olan idarelerin, bu yükümlülüklerini gereği gibi ve zamanında yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıkan aksaklık, aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik hallerinde idarenin hizmet kusurunun varlığı kabul edilmektedir.
İdarelerin hizmet kusuru gereği bir zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi de, tazminat sorumluluğunun genel ilkeleri uyarınca, zararın varlığına, bu zararın idareye atfı kabil ve isnadının mümkün olabilmesine ve zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağı bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesine bağlıdır.
Zararın mevcudiyeti bağlamında, maddi zararla manevi zarar arasındaki mahiyet farkına da değinmek gerekir. Maddî zarar devir ve temliki mümkün, mirasçılara intikal edebilen, likiditesi bulunan, dolayısıyla miktar ve değer itibarıyla tayini ve tespiti mümkün olan, malvarlığında meydana gelen bir eksilme olmasına rağmen; manevi zarar, bir kimsenin şahıs varlığına vaki haksız bir tecavüz sonucu duyduğu, önemli ve süreklilik arz eder mahiyetteki fizikî ve ruhsal acı, elem ve ızdırap sebebiyle yaşama zevkinde meydana gelen bir azalmayı ifade etmektedir.
Maddî zararla manevi zarar arasındaki bu mahiyet farkı onların telafisini öngören tazminatın gayesine ve belirlenme şekline de etki etmektedir. Manevi tazminata esas olan düşünce mağdurun mümkün mertebe ruhsal yönden tatmini, duyulan acının yatıştırılmasıdır. Bu anlamda manevi tazminat mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik tazmin aracı olmayıp, manevi bir tatmin aracı oluşturmakta; öte yandan manevi zararların çoğu olayda görüleceği üzere telafi edilemez nitelikleri gereği başka türlü giderim yolunun bulunmayışı da manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminat, manevi tatmin aracı olmasından dolayı hem zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat olayın ve meydana gelen zararın ağırlığı da göz önünde bulundurularak ilgiliyi de tatmin edecek düzeyde belirlenmelidir.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, meydana gelen zararda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna ulaşıldığı, ceza yargılaması kapsamında alınan bilirkişi raporunda da denetim ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin birinci derecede sorumlu bulunduğu, ayrıca metruk binada oturmaya devam etmeleri sebebiyle, zararın meydana gelmesinde ya da artmasında davacılara da kusur atfedildiği görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, denetim görevini yerine getirmemesi sebebiyle birinci derece sorumlu olan davalı idarenin kusurlu olduğunun ortaya konması karşısında, davacıların uğradığı manevi zararın, manevi tazminatın hem zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi gözetilerek hem de meydana gelen zararın ağırlığına göre, yaşanan elem ve ızdırabı yatıştıracak bir düzeyde takdir edilmesi gerekir. Davacıların müterafik kusuru, idarenin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Bu itibarla, davacıların babası/eşi olan ...'ın olay sonucunda hayatını kaybetmiş olmasının davacılarda yarattığı elem ve ızdırabın bir nebze olsun hafifletilmesi amacıyla İdare Mahkemesince kişi başı 10.000 TL üzerinden hesaplanan 50.000 TL manevi tazminat tutarının, manevi tazminatın yukarıda açıklanan mahiyetinin gereklerine ve hükmedilme amacına uygun olmadığı sonucuna ulaşılmış; meydana gelen zararın ağırlığı ve makul bir miktar talep edildiği göz önünde bulundurulduğunda, manevi tazminat isteminin bütünüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın 50.000 TL'lik kısım yönünden kabulü, 100.000 TL'lik kısım yönünden ise reddi yolundaki İdare Mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Davanın manevi tazminat istemi yönünden yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 30/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY : Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince hükme esas alınan ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda, olayın gerçekleşmesi ve meydana gelen zararın artmasında, yan parseldeki inşai faaliyetleri yürütmekte olan dava dışı müteahhit ...'ın %50, davalı idarenin %20 ve davacıların %30 oranında müterafik kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği; İdare Mahkemesince daha önce davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen ve maddi tazminat yönünden Dairemizce de onanıp karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine kesinleşen kararın bilirkişi raporundaki söz konusu tespite uygun olarak verildiği; metruk durumdaki yapının diğer bağımsız bölüm maliklerince terk edilmesine rağmen davacılarca terk edilmemiş olmasının davacıların müterafik kusurunun varlığını açıkça ortaya koyduğu; bu sebeple idarenin talep edilen manevi tazminat miktarının tamamından sorumlu tutulamayacağı; nitekim İdare Mahkemesince verilen kararda da somut olaydaki müterafik kusur durumu gözetildiği gibi manevi tazminatın kendine has niteliği de göz önünde bulundurularak, maddi tazminattan farklı olarak, tarafların kusur oranlarıyla (idare açısından %20) birebir bağlı kalınmaksızın, oluşan vicdani kanaat de dikkate alınarak karar verildiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY: İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince daha önce davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nin 09/11/2022 tarih ve E:2022/3986, K:2022/9360 sayılı kararyla maddi tazminata ilişkin kısmının onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının ise müterafik kusur durumunun dikkate alınmayarak talep edilen manevi tazminat miktarının bütünüyle kabul edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle bozulması üzerine, bozulan kısım yönünden Danıştay kararına uygun surette karar verildiği; zira verilen kararda somut olaydaki müterafik kusur durumu gözetildiği gibi manevi tazminatın kendine has niteliği de göz önünde bulundurularak, maddi tazminattan farklı olarak, tarafların kusur oranlarıyla (idare açısından %20) birebir bağlı kalınmaksızın, oluşan vicdani kanaat de dikkate alınarak karar verildiği hususu göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.