T.C.
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3443
Karar No : 2023/5055
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI)... Enerji Petrol Ürünleri Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ...Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların, bu listeye dahil olmayan malların imalinde kullanıldığından bahisle 2016 yılının Mart dönemine ilişkin olarak iadesi gerektiği iddia edilen özel tüketim vergisinin, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve 25 seri nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği uyarınca mahsuben iade edilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddi üzerine mahkeme kararı uyarınca iade edilen verginin, haksız iade edildiğine dair düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının üretiminde kullandığı pas önleyici yağlama yağının üretim reçetesindeki formülasyona göre üretilemeyeceği ve kendisinin ürettiğini belirttiği hidrolik transmisyon yağının da üretim reçetesindeki formülasyona göre üretilemeyeceği, bunun gümrük tarife cetveli izahnamesi ile uyuşmadığının Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İstanbul Laboratuvar Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda belirtildiği, davacının aldığı ham madde ve ürettiği mamül hakkında ilgili meslek kuruluşları tarafından mükelleflerin ürettiği mamüllerin kriterlere uygun olmadığının belirtildiği, faklı mamüllerin hemen hemen aynı üretim formülü ile üretilmesinin teknik icaplara uygun olmadığı, davacının alış ve satış yaptığı firmaların vergi kaçırmak amacıyla örgütlenen bir organizasyon kapsamındaki firmalardan olması, öte yandan, teknik olarak üretim yapılan dönemlerde tüketilen elektrik miktarının, üretim yapılmayan veya daha az üretim yapılan dönemlere oranla daha çok olmasının beklenileceği, ancak, daha fazla üretim yapılan Şubat döneminde elektrik tüketimi 2.799 kwh iken daha az üretim yapılan Mart döneminde elektrik tüketiminin 5.703 kwh, hiç üretim olmayan Aralık döneminde ise 3.345 kwh elektrik tüketimi olmasının, kapasite raporlarındaki üretim formülleri ile fiili üretim formülerinin farklı olmasının, farklılaştırılan ve sürekli değişkenlik gösteren imalat formüllerinin teknik icaplara uygun bulunmadığı, özel tüketim vergisi yüksek katıkların üretimde kullanılmasının olağan bir uygulama olmadığı, organizasyon dahilinde olduğu iddia edilen şirketlerin ithal etmiş oldukları mallar sebebiyle ödemeleri gereken özel tüketim vergilerinin, uzun bir imalat zinciri oluşturulması sonucunda indirim ve iade mekanizmasının kullanılması suretiyle ödenmediği gibi vergi idaresinden alacaklı konuma gelinmesinin, kullanılan hammaddenin nihai ürün vasfında olmasının, üretimin gerçekliği hususunda kuşku uyandırdığı, imalat zincirindeki bir firmanın ürettiğini iddia ettiği ürünün, yine imalat zincirindeki firmalar tarafından birden çok kez üretime tabi tutulup yeniden aynı firmaya satılmasının ve bu suretle imalat döngüsünün devam etmesinin, yapılan diğer tespitler ve anılan firmaların ortaklık yapıları dikkate alındığında kabul edilebilir olmadığı, davacı temsilcisinin bu hususlara ilişkin olarak inceleme safhasında vergi inceleme tutanağını imzalamayarak izahatta bulunmadığı ve dava safhasındaki açıklamalarının ise belirtilen hususların aksini ispata yeterli olmadığı, bu itibarla, davacının ilgili dönemde hidrolik transmisyon yağı üretiminin olmadığı, üretim faaliyetinde kullanmak üzere almış olduğu pas önleyici yağlama yağlarının gerçeği yansıtmadığı ve sahte belgeye dayandığından cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan tekerrür yönünden yapılan incelemede, tekerrüre dayanak alınan 2012 yılına ait vergi ziyaı cezasının 2015 tarihinde kesinleştiği, bu cezanın 2016 yılından itibaren tekerrüre esas alınabileceği, davaya konu 2016 yılına ait cezalar için tekerrür hükümleri uygulanabileceğinden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İşlemin tekerrüre isabet eden kısmı yönünden yapılan incelemede, ceza hukukunun "lehe olan kanun hükümlerinin geçmişe yürüyeceği" yolundaki temel ilkesi çerçevesinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesinin 7338 sayılı Kanun'la değişik halindeki, arttırım tutarının kesinleşen (tekerrüre esas alınan) cezadan fazla olamayacağı yolundaki düzenlemenin göz önünde bulundurulmasının icap ettiği olayda, tekerrüre esas alınan ve kesinleşen cezanın 12,39-TL olduğunun anlaşılması karşısında, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle arttırılan kısmının anılan tutarı aşmasının mümkün olmadığı, mahkeme kararının bir kat vergi ziyaı cezalı tarhiyat ile vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle arttırılan bölümünün 12,39-TL'ye isabet eden hüküm fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı istinaf talebinin kısmen kabulüyle vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle arttırılan bölümünün 12,39-TL'yi aşan kısmına yönelik davanın reddine dair hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra işlemin anılan kısmının iptaline, işlemin geriye kalan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından yeterli üretim sahasına ve üretim için gerekli olan belgelere sahip olunduğu, üretilen ürünler üzerinde teknik bilirkişi incelemesi ve tahlil yapılmadan rapor düzenlenmesinin soyut ve varsayıma dayandığı, yapılan üretime ilişkin olarak alanında uzman kişi ve kurumlardan teknik değerlendirme raporlarının alındığı, mal alınan ve satılan firmalar hakkında vergi tekniği raporlarının bulunduğu, ancak, açılan davalarda tarhiyatların iptaline karar verildiği, üretim miktarları ve tüketilen elektrik arasında oran ve orantı bulunmadığı iddia edilmiş ise de, üretimin elektrik ile yapılmadığı, atık yağlarla yapıldığı, kızgın yağ sirkülasyon pompası ve brülörünün mevcut olduğu, mal alınan ve satılan firmalar hakkında karşıt inceleme yapılmadığı, eksik ve varsayıma dayalı rapor uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; davalı idarece, ihbarnamelerin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca tekerrür uygulandığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve ... TL'den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, Dairece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy