T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/31
Karar No : 2025/1052
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına tescilli ... (8.kalem), ... (1. Kalem), ... (1.Kalem) tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşyaya ilişkin ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergisi ile karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, davacı adına alınan ek tahakkuk ve para cezası kararlarının "..." adresinde, 28/09/2016 tarihinde davacının babasına tebliğ edildiği, Gürbulak Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün itirazın reddine ilişkin işleminin de, 09/01/2017 tarihinde, aynı adreste, sürekli çalışana tebliğ edildiği, ancak itirazın reddine ilişkin işleme karşı süresinde dava açılmadığından ek tahakkuk ve para cezası kararlarının idari açıdan kesinleştiği, ödeme emri içeriği ek tahakkuk ve para cezası kararının gözetim uygulamasından kaynaklandığının anlaşıldığı, gözetim uygulamasında; malın ithal seyrinin izlenmesinin amaçlandığı; dolayısıyla, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'de öngörülen kıymetin esas alınması suretiyle yapılan ek tahakkukta ve para cezası kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, bu hususun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesinde öngörülen "böyle bir borcun olmadığı" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ödeme emri içeriği ek tahakkuk ve para cezası kararlarının kesinleştiği, ek tahakkuk ve para cezasının gözetim uygulamasından kaynaklandığına ilişkin iddianın bu aşamada değerlendirilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödenmeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanun'un 58. maddesinde ise, kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcun olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabilecekleri belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, mükellefler açısından vergisel süreç tarhiyat veya beyan üzerine gerçekleştirilen tahakkuk işleminden başlayarak tahsilat işlemi ile ( duruma göre tarhiyat, ödeme emri, haciz, haczedilen malların değerlemesi ve satış vb. ) son bulmaktadır. Bu süreçte ilgilisi hakkında tesis olunacak her önceki işlem, sonrasında tesis edilen işlemin nedeni olsa da, birbirinden bağımsız ve ayrı mülahazalar ile dava konusu edilebilmektedir.
Olayda olduğu gibi, davacı hakkında tanzim ve tebliğine müteakip iptali istemli olarak dava konusu edilmeyen ek tahakkuk ve para cezası kararı, ilgili Mevzuattaki şartların oluşması üzerine tesis olunan dava konusu Ödeme Emrinden bağımsız dava konusu edilebildiğine göre bu işlemlerdeki hukuka aykırılıklarda o işleme karşı açılan davada incelenmesi gerekmektedir.
Bu anlamda, dava konusu edilebilen bir işlemdeki hukuka aykırılığın, daha sonra tesis edilen işlem üzerine açılacak bir davada irdelenebilmesi ancak önceki işlemin ilgiliye duyurulması veya daha önceki işleme sonraki işlemin tebliği üzerine muttali olunmasına bağlı olmaktadır.
Şu halde, davacıya tebliğ olunarak dava konusu yapılmayan ek tahakkuk ve para cezası kararına karşı açılacak bir davada ileri sürülmesi halinde irdelenmesi mümkün hukuka aykırılığın, daha sonra tesis olunan ödeme emrinin tebliği üzerine açılacak bir davada ileri sürülse dahi irdelenmesi ve karara gerekçe oluşturmasının olanaksız olduğu dolayısıyla, vadesinde ödenmeyerek kesinleşen kamu alacağının tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyorum.