T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/1961
Karar No : 2025/1032
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Lojistik Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından devralınan ... Mühendislik Enerji Yatırım Danışmanlık Eğitim Pazarlama Sağlık İnşaat Taahhüt Makine Teçhizat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 2017 ve 2018 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı 26 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyalara ilişkin olarak gözetim uygulaması nedeniyle fazladan ödenen vergilerin mahkeme kararıyla iade edilmesi üzerine davacı tarafından gözetim belgesi ibraz edilmediğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine istinaden alınan para cezası kararı ile 4. fıkrasının (c) bendine istinaden alınan gümrüklenmiş değerin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın anılan Kanun'un 211. maddesi uyarınca kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin karara vaki itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, eşyanın ithalinin, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesi olmasına rağmen bunlar olmadan gerçekleştirilmiş ya da belge varmış gibi beyan edilmiş olması halinde para cezası kararı alınabileceği, gözetim belgesi anılan maddede sayılan belgelerden olmadığından tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 06/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz başvurusu, gözetim uygulaması nedeniyle fazladan ödenen vergilerin mahkeme kararıyla iade edilmesi üzerine davacı tarafından gözetim belgesi ibraz edilmediğinden bahisle, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine istinaden alınan para cezası kararı ile 4. fıkrasının (c) bendine istinaden alınan gümrüklenmiş değerin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın anılan Kanun'un 211. maddesi uyarınca kaldırılması talebiyle başvurunun reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine dair işlemin iptaline dair kararın bozulması istemine ilişkindir.
Bir çok yargı kararında dile getirildiği gibi, şekli ve maddi olarak kesinleşmiş olan idari işlemin, bir şekilde ihtilaf oluşturup kaldırılması istemli açılacak davalarda, maddi hata denetimi adı altında yeniden (dolaylı da olsa) değerlendirilmesi yapılarak, kesinleşme hükmünün esasını değiştirecek şekilde kanun yolu denetimine tabi kılınması; kesinleşmiş mahkeme kararlarının sürekli sorgulanarak hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini zedeleyebilecek ve bireylerin hukuk sistemine olan güvenleri sarsılabilecektir.
Buna göre, şekli ve maddi anlamda kesin ve değişmez/değiştirilemez hüküm gücüne ulaşan kararlar, doğrudan yada dolaylı bir şekilde açılan/açılacak davalarda verilecek kararlar ile uygulanamaz hale getirilemez. Aksi halde, ihtilafla ilgili yeniden delil değerlendirmesi yapılmak suretiyle, maddi hata denetimi adı altında, kesinleşen işlemin tekrar yargı denetimine tabi tutulması ve bu suretle kesinleşen işlemin bir şekilde ortadan kaldırılması suretiyle uygulanamaz hale getirilmesi, mahkemeye inancın, kararların inandırıcılığının ve saygınlığının kaybolmasına neden olabilecektir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından, dava konusu cezalara karşı 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi uyarınca itiraz usulü işletilip, dava açılmayarak sözü edilen cezaların kesinleşmesi üzerine düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın da süreden reddi sonrasında, 4458 sayılı Kanun'un 211. maddesinde yer alan usulün işletilmesi suretiyle anılan cezaların kaldırılması istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, kaldırılması istenen gümrük para cezalarının (idari para) tarh/tahakkuk aşamasıyla ilgili alınan idari kararın itiraz edilmeyerek kesinleşen ve tahsili amacıyla tanzim edilerek davacıya tebliğ edilen Ödeme Emrine karşı açılan davanın SÜRE AŞIMI nedeniyle reddine yönelik verilen ve tüm yargılama süreçlerini geçerek kesinleşmiş mahkeme kararı; yok kabul edilerek, davacının 4458 sayılı Kanunun 211. maddesi uyarınca yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı iş bu dava üzerine verilen karar ile icra edilemez duruma getirilmesi, bir başka ifadeyle, kesin ve bağlayıcı olan hukuki durumun, taraflardan biri açısından işlemez hale getirilmesi, hem istikrar ve mahkemeye güven ilkelerine ve hem de adil yargılanma hakkını zedeleyeceği dolayısıyla, uyulması ve değişmeyeceği/değiştirilemeyeceği beklenen mahkeme hükmünün, bir başka başvuru neticesi tesis edilen menfi (davacı açısından) işlemin iptali istemli açılan davada verilen bir başka karar ile uygulanamaz hale getirilmesi, hukukun temel esaslarına, hakkaniyet ve adalet ilkelerine aykırı olacağından, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.