T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/669
Karar No : 2025/4361
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı
(... Mal Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Asıl borçlu ... Boya Kimya Sanayi Turizm Seyahat ve Taşımacılık İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olduğundan bahisle 2012 yılının Ağustos ila Ekim dönemlerine ilişkin özel tüketim ve katma değer vergileri ile vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davaya konu ... takip numaralı ödeme emirine ilişkin kısmı yönünden; ödeme emri içeriğinin, 2012 yılının Ekim dönemi özel tüketim vergisi olduğu ve asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ... sayılı ödeme emri içeriğinde ise söz konusu verginin yer almadığının görülmesi üzerine, Mahkemelerince iki kez istenilmesine rağmen, ... sayılı ödeme emri ile tebliğine dair belgelerin gönderilmediği, dolayısıyla, amme alacağının asıl amme borçlusu şirket nezdinde tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin hukuka uygun şekilde sonuçlandırıldığı hususunun ispat edilemediği ve davacının hissesi oranında zamanaşımı süresi içerisinde takip edilip edilmediği ortaya konulamadığından, anılan ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği, ... sayılı ödeme emirine ilişkin kısmı yönünden ise; asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinin 16/08/2022 tarihinde şirket adresine yapılan tebligatta "şirket adreste tanınmıyor'' şerhinin düşüldüğü, aynı ödeme emrinin, şirketin eski ortaklarından A.A. adlı kişiye 03/11/2022 tarihinde, diğer eski ortak ve kanuni temsilcisi M.A.’ya 29/11/2022 tarihinde, dava konusu ödeme emirlerinin de davacı adına tebliğe çıkarıldığı, olayda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetelerinin incelenmesinden; A.A. adlı kişinin şirketi hiçbir zaman temsile yetkili kılınmadığı, M.A. adlı kişinin ise kanuni temsilcilik görevinin 31/10/2013 tarihinde sona erdiği, son kanuni temsilcinin ise H.A.Ş. adlı kişi olduğu görüldüğünden, tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda, tebliğin öncelikle iş yeri adresine çıkarılması, iş yeri adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ evrakını gönderen idareye iade edilmesi, bundan sonra tebliğ olunacak evrakın tüzel kişinin kanuni temsilcisinin adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebliğe gönderilmesi, bulunamaması halinde evrakın merciine iadesi üzerine uygun bir süre sonra ikinci defa tebliğe çıkarılması ve bu defa da adreste olunmaması halinde kapıya pusulanın yapıştırılması suretiyle evrakın tebliğ edilmesi aranırken, asıl borçlunun iş yeri adresinde olmadığı ve idareye iade edilmesi durumunun tutanak altına alınmaması, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ tarihinde yetkili olan kanuni temsilcisinin adres kayıt sistemindeki adresine tebliğe çıkarılmaması karşısında, şirket ortak ve kanuni temsilcilerine yapılan tebligatların geçerliliğinden, dolayısıyla, amme alacaklarının asıl borçlu nezdinde kesinleştirildiğinden bahsedilemeyeceğinden, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ... sayılı ödeme emri yönünden, davacının, asıl borçlu şirkette 01/08/2012 ila 03/10/2013 tarihleri arasında %2 hisseye sahip olduğu buna karşın, söz konusu ödeme emrinin davacının hissesi gözetilmeksizin şirket borçlarının tamamı üzerinden düzenlendiği görüldüğünden, davacının %2 hissesine isabet eden kısmına ilişkin davanın kabulüne dair hüküm fıkrasının hukuka uygun olduğu, bu yönüyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddinin gerektiği, %2 hisseye isabet eden alacağı aşan kısma gelince; şirket ortağı olan davacının ortaklık payı gözetilmeksizin asıl borçlu şirkete ait borcun tamamı üzerinden bahse konu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşıldığından, davacının şirketteki hissesini aşan kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı, ... sayılı ödeme emri yönünden ise; işbu dosyanın ve Dairelerinin E:... sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, söz konusu ödeme emrinin içeriğinde yer alan 2012 yılının Ekim dönemine ait özel tüketim vergisi alacağına ilişkin asıl borçlu şirket adına ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, iş yeri adresinde tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ edildiği görülmekle birlikte, olay tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine göre, adreste bulunamama halinin, komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda tespit edilmediği ve bunlara imzalatılma şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından, ödeme emri içeriği alacağın asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun takip ve tahsil edildiğinin ortaya konulamadığı, dolayısıyla ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediğinden, ... sayılı ödeme emrinin davacının şirketteki %2 hissesine isabet eden hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, davacının %2 hissesini aşan kısmı ile ... sayılı ödeme emrine yönelik istinaf başvurusunun ise belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davaya konu ödeme emirlerinin içeriği borçların dönemleri itibarıyla şirket ortağı olan davacının asıl borçlu şirketle birlikte sorumlu, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.