T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4167
Karar No : 2024/6872
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ... Birliği
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Barosu
DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL : ...
DAVANIN KONUSU :
1- ... Barosu'na kayıtlı serbest avukat olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle Disiplin Kuruluna sevk edilmesine ilişkin Denizli Baro Başkanlığı Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile
2- Bu işlemin dayanağı 26.01.1971 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davalılar yanında müdahil olan avukatın yerine ... Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bir davada vekil olarak atandığını, müdahilin Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyayı takip etmediği, duruşmaya katılmadığı, 27.01.2020 tarihinde de istifa ederek gelişen teknolojik yeniliklere uygun olmayan, kutsal savunma hakkını kısıtlayıcı hüküm içeren TBB Meslek Kuralları 39. maddesi uyarınca hakkında kötü niyetle şikayette bulunduğu, TBB Meslek Kuralları 39. maddesinin UYAP üzerinden vekaletnamenin sunulduğu hallerde geçerli olmadığı, çünkü UYAP üzerinden vekalet sunulup mahkemece tanıtımı yapılmadan dosya içeriğinin görülmesinin mümkün olmadığı, içeriğini görmediği dosyada tayin edilmiş bir avukatın bulunup bulunmadığını bilemeyeceği, dava konusu kuralın savunma hakkını, sözleşme özgürlüğünü kısıtladığını, adil yargılanmayı engellediği, avukatlığın amacıyla bağdaşmadığı, disiplin kuruluna sevk edilmesine dair karar ile bu kararın dayanağı olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
... Birliği'nin Savunması: Dava konusu düzenlemenin bilgilendirme yükümlülüğü, mesleki dayanışma ve düzen geleneklerinin gereği olduğu, Avukatlık Kanunu’nun 172. maddesini tamamlayıcı nitelik taşıdığı, dava konusu düzenleyici işlem yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği, bireysel işlem yönünden ise disipline sevk kararının hazırlık işlemi olduğu, idari davaya konu edilemeyeceğinden bu kısım yönünden davanın usulden reddi gerektiği savunulmuştur.
... Barosu'nun Savunması: Savunma verilmemiştir.
Davalı yanında müdahil ...'in beyanı: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 46. maddesi gereği avukatların dosyaya vekaletname sunmadan dava ve takip dosyalarını inceleyebilmelerinin mümkün olduğu, sanık müdafi olarak dosyanın karara çıkıncaya kadar kendisi tarafından takip edildiği, dosyada gizlilik kararı olmadığı, gerek dosyanın geldiği aşama (istinaf aşaması) gerekse de suçun niteliği (çocuğun cinsel istismarı) itibariyle sanığın müdafisinin olduğunun/olması gerektiğinin 37 yıl avukatlık, 5 dönem baro başkanlığı yapmış bir meslektaş tarafından bilinebilecek bir durum olduğu, bu nedenle dosyada sanık müdafisinin olduğunu bilmediği yönündeki beyanın gerçekçi ve samimi bir beyan olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın, bireysel işlem yönünden incelenmeksizin reddine, düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; ... Barosu'na kayıtlı serbest avukat olarak görev yapan davacı tarafından, 26/01/1971 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesi ile Denizli Barosu Disiplin kurulunun ... tarihli ve E:..., K:... sayılı disiplin cezası verilmesine ilişkin kararına dayanak olan aynı Baro Yönetim Kurulunun 15/12/2020 tarihli disiplin kuruluna sevk işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde, avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları, 134. maddesinde, avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanacağı kurala bağlanmış, aynı Kanunun 135. maddesinde ise; Disiplin cezaları sayılmıştır.
Öte yandan, anılan kanunun 110. maddesinin 16. bendinde; uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etmenin Türkiye Barolar Birliği'nin görevleri arasında bulunduğu; 117. maddesinin 7. bendinde ise; uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit etmenin Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunun görevlerinden olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen hükümler esas alınarak Türkiye Barolar Birliği tarafından yürürlüğe konulan Avukatlık Meslek Kuralları'nın 39. maddesinde ise; "İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermelidir." kuralı düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı avukatın, avukatı bulunan bir kişiden vekaletname alarak ikinci avukat olarak görev kabul etmeden önce ilk avukata bilgi vermediği hususunda yapılan şikayet üzerine disiplin kuruluna sevk edildiği ve sonuçta eyleminin sübuta erdiğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırıldığı ve davacı tarafından disiplin cezası verilmesine dayanak oluşturan disiplin kuruluna sevk edilme işlemi ile dayanağı olan Meslek Kurallarının 39. maddesinin iptali istemiyle bakılan bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Meslek Kuralları bir mesleğin uygulanmasında düzeni, çalışma barışını, mesleğe duyulan saygınlığı ve güveni artırmak için ortak bir kabulle ortaya konulmuş kurallar olup iptali istenilen 39. maddede düzenlenen; ikinci avukatın işi kabul etmeden önce ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi verilmesi de mesleki dayanışmaya, diğer meslektaşın hukukunu, emeğini, saygınlığını korumaya yönelik olduğu anlaşıldığından bu maddenin iptali isteminde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacının disiplin kuruluna sevk edilmesine ilişkin işlemin iptali istemine gelince; davacının disiplin kuruluna sevk edilmesi tek başına etkili ve iptal davasına konu edilebilir nitelikte olmamasına rağmen dava devam ederken davacının aynı eylem nedeniyle uyarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşıldığından, olayda davacının ilk avukata yazılı olarak bilgi vermediğini kendi beyanı ile de kabul ettiği anlaşıldığından ve diğer iddiaları dava konusu işlemi kusurlandırmadığından, disiplin kuruluna sevk işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Denizli Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan davacı avukat hakkında, müdahil şikayetçi avukatın 26.12.2019 tarihli dilekçesi ile “sanık A.İ.G. vekili olduğu ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayden açılan davada, esas hakkında karar verilmesini müteakip davacının anılan dosya istinaf aşamasında iken UYAP üzerinden 11.10.2019 tarihinde vekaletname sunduğu, kendisinin yazılı muvafakati olmaksızın vekaletname sunulduğu” iddiaları ile şikayette bulunması üzerine, dava konusu Denizli Baro Başkanlığı Yönetim Kurulu'nun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile davacının disiplin kuruluna sevk edilmesine karar verilmiştir. Bu karar ve bu kararın dayanağı olduğu belirtilen 26.01.1971 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava 01.03.2021 tarihinde açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 2. fıkrasında, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri düzenlenmiş; 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçelerinin ilk incelemesi sırasında idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden de inceleneceği öngörülmüş, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmaması durumunda davanın reddine karar verileceği kuralına yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 141. maddesinde, "Disiplin kovuşturmasının açılması: Disiplin kovuşturması, yönetim kurulu tarafından verilen bir kararla açılır. Yönetim kurulu, ivedilikle ve her halde ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermeye mecburdur. Yönetim kurulu, ilgilinin ihbar ve şikâyeti veya Cumhuriyet savcısının isteği üzerine yahut re'sen, disiplin kovuşturması açılmasına karar vermeye esas olacak soruşturmanın yapılması görevini kendi üyelerinden birine verebilir. Soruşturma ile görevlendirilen üye, delilleri toplar, gerekli gördüğü kimselerin ifadelerini yeminle de alabilir; hakkında soruşturma yapılan avukatı da dinledikten veya dinlemek için verilen süre dolduktan sonra dosyayı bir raporla yönetim kuruluna verir. Yönetim kurulu, soruşturma maksadıyla her türlü adlî ve idarî mercilerden bilgi ve belge isteyebilir, ilgili dosyaları veya örneklerini isteyip, inceleyebilir." kuralına; 157. maddesinde; "Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler. Birlik disiplin kurulu, disiplin davalarını dosya üzerinde inceler. (...) Birlik disiplin kurulu, inceleme konusu kararın onanmasına veya kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebileceği gibi, yeniden incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilir veya verilmiş olan kararı düzelterek onaylayabilir. Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin olup, Bakanlığın onayına tâbi değildir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının Disiplin Kuruluna Sevk Edilmesine İlişkin Denizli Baro Başkanlığı Yönetim Kurulu'nun ... Tarih Ve ... Sayılı İşlemi'nin İncelenmesi:
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; disiplin kovuşturmasının açılmasına ya da açılmamasına yönetim kurulunca karar verileceği, yönetim kurulunca disiplin kovuşturmasının açılmasına karar verilmesi halinde dosyanın disiplin kuruluna gönderileceği ve disiplin kurulunca nihai olarak verilen kararlara karşı yargı yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından, Denizli Barosu Yönetim kurulunca verilen disiplin kuruluna sevk edilmesine ilişkin kararın iptali istenilmekte ise de; anılan kararın idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı, ilgili hakkında disiplin işlemlerine başlanabilmesi için verilen bir ön karar olduğu kuşkusuzdur.
Bu itibarla; dava konusu disiplin kuruluna sevk işlemi idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmadığından, 2577 sayılı Kanun'un 14. ve 15/1-b maddesi uyarınca davanın bu kısmı yönünden incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
26.01.1971 Tarihinde Yürürlüğe Giren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. Maddesinin İncelenmesi:
Usul Yönünden:
Dosyanın incelenmesinden, işbu dava açıldıktan sonra, davacı hakkında devam eden disiplin soruşturması neticesinde, Denizli Barosu Disiplin Kurulu'nun 09.04.2021 tarihli kararı ile “... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayden açılan davada, ...’in dosya istinaf aşamasında iken UYAP üzerinden ... tarihinde vekaletname sunduğu, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... sayılı esasına kayıtlı dava dosyasının 16.01.2020 tarihli duruşmasına ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasından sanık vekili sıfatıyla katıldığı, yazı ile bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suretiyle Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 39. maddesinin ihlal edildiği” gerekçesiyle uyarma cezası verildiği, bu kararın Türkiye Barolar Birliği’nin 06.11.2021 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği ve bu karara karşı 17.12.2021 tarihinde İdare Mahkemesinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması suretiyle tesis edilen bireysel işlem üzerine, bireysel işlem ve dayanak düzenleyici işleme karşı birlikte dava açıldığı, her ne kadar dava konusu davacının disiplin kuruluna sevk edilmesine ilişkin bireysel işlem idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmasa da, akabinde yapılan disiplin soruşturması neticesinde verilen "uyarma" cezasına karşı süresinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılmış olduğu görüldüğünden, dayanak düzenleyici işleme karşı açılan işbu davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştir.
Esas Yönünden:
Anılan dava konusu maddede, "İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermelidir." kuralına yer verilmiştir.
Anılan düzenlemenin iptali istemiyle Dairemizde açılan davada, Dairemizin 02.05.2024 tarih ve E:2023/5706, K:2024/2485 sayılı kararıyla "... Avukatlık Kanununda yer alan düzenleme gereği, iş sahibi tarafından ilk avukattan muvafakat istenmesi ile birlikte ilk avukat zaten durumdan haberdar olmakta, muvafakat verilmemesi halinde de vekalet ücretine hak kazanmaktadır. Bu durumda, dava konusu meslek kuralı ile iş sahiplerinin ilk avukattan muvafakat alma yükümlülüğüne uymadığı haller için ikinci avukata yazılı bildirim yükümlülüğü getirildiği anlaşılmakta ise de; Kanunda öngörülmemiş olan bir yükümlülüğe riayet edilmemesi nedeniyle ikinci avukatın cezalandırılması yoluna gidilmesi sebebiyle cezaların yasallığı ilkesine de aykırılık oluşturan dava konusu meslek kuralında üst hukuk normlarına ve hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan dava konusu meslek kuralının, TBB Meslek Kuralları'nın "İş sahipleri ile ilişkiler" başlığı altında düzenlenmesi, "Meslektaşlar arası dayanışma ve ilişkiler" başlığı altında düzenlenmemiş olması nedeniyle de avukatların birbirleriyle ilişkileri açısından bir ilke belirlenmesi amacına yönelik olmadığı da açıktır. " gerekçesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptaline karar verilmiş olup, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Bu durumda; anılan iptal kararıyla dava konusu düzenleme hukuk aleminde ortadan kalkmış olduğundan, söz konusu düzenlemenin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının disiplin kuruluna sevk edilmesine ilişkin Denizli Baro Başkanlığı Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemi yönünden oybirliği ile DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptali istemi yönünden oyçokluğu ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
3. Dava kısmen incelenmeksizin ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına olarak sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranına göre 825,25-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan ...-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/12/2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, Denizli Barosu'na kayıtlı serbest avukat olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle Disiplin Kuruluna sevk edilmesine ilişkin Denizli Baro Başkanlığı Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı 26.01.1971 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının Anayasa'nın 135. maddesinde belirtilen kuruluş amaçları doğrultusunda mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek ahlakı, disiplin ve mesleki düzeni sağlama görevleri bulunmaktadır.
Avukatlık Kanunu'nun 110. maddesinde, baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlayıp mesleğin gelişmesini sağlamak, baro mensuplarının genel menfaatlerini ve mesleğin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak, Türkiye barolarını ve mensuplarını birbirine tanıtarak aralarındaki meslek bağını kuvvetlendirmek ve uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etmek görevleri Türkiye Barolar Birliğine verilmiştir. Yine aynı Kanunun "avukatın hak ve ödevleri" başlıklı 6. kısmında yer alan 34. maddesinde, avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları ifade edilmiştir.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 39. maddesinde, "İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermelidir." kuralına yer verilmiştir.
Avukatlık meslek kuralları, avukatlık mesleğinin toplumsal saygınlığını sağlamak, bir avukatta bulunması gereken niteliklerin zaman içerisinde kaybolmaması, korunması ve geliştirilmesi amacıyla getirilen kurallar bütünüdür.
Doktrinde, avukatlık mesleğinin kamusal karakterli olmasının yanında müvekkil ile avukat arasında mevcut bulunan güven ilişkisi nedeniyle özen yükümlülüğü konusunda Borçlar Kanununun vekalete ilişkin hükümlerinin değil, özel hüküm olmaları nedeniyle Avukatlık Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği ifade edilmektedir. (İyimaya, Ahmet; Avukatlıkta Özen Borcu, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Ankara 1990, s.291.)
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.05.2015 tarih ve E:2014/16879, K:2015/15258 sayılı kararında da, bu durum "Avukatlık Kanunu ve TBB Meslek Kuralları’ndaki hükümler, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506.maddesinde düzenlenen “vekilin özen borcu’’na göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Yani, avukat için ‘ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü’ söz konusudur." şeklinde ifade edilmiştir.
Vekalet sözleşmesinden farklı olarak avukatın özen yükümlülüğü, bazı hallerde sadece müvekkiline karşı üstlenmiş olduğu borç niteliğinden çıkarak başka bir avukata yönelik olarak uyulması gereken bir ilke haline de gelebilmektedir. (Akil, Cenk; "Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararları Işığında Avukatın Görevini Özenle Yerine Getirme Yükümlülüğü", Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi; 2(1) 2012, s.14) Bu açıdan bir davada meslektaşından sonra davaya bakmayı kabul eden avukat, meslektaşının ücretini aldığından emin olmalı ve meslektaşının ücretini alması için gerekli önlemi alarak meslektaşını uyarmalıdır.
TBB Meslek Kurallarının 39. maddesinde de ikinci avukata getirilen yazılı bildirim yükümlülüğü ile kendisinden önce vekalet verilen ilk avukatın emek ve çabasına karşı mesleki nezaket göstermek, avukatlık hukukunun düzen ve geleneklerini korumak amaçlandığından, dava konusu meslek kuralında, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına bu kısım yönünden katılmıyorum.