T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5032
Karar No : 2024/5111
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... İdaresi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kayseri Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından ihale edilen ve yüklenici firma tarafından gerçekleştirilen Kayseri Şehir Merkezi Yıldırım ... Mahallesi-... Cadddesi Güzergâhı Kanalizasyon Kollektör Hattı İnşaat faaliyetleri kapsamında davacıya ait olan ve Kayseri/Melikgazi ilçesi, ...Mahallesi, ... Caddesi No:...adresinde faaliyet yürüten ... Mobilya isimli işyerinin bulunduğu caddenin ulaşıma kapatılması ve uzun süre (10-12 ay) boyunca işin tamamlanamaması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, aynı zamanda yürütülen alt yapı faaliyeti nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zarardan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek müşteri ve kazanç kaybına karşılık 350.000,00-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın çözülebilmesi için gerekli görüldüğünden Mahkemenin 22.09.2020 tarihli ara kararı ile iş yerinin bulunduğu mahalde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş; yapılan keşif sonrasında Mahkemeye sunulan 16.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda; davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, dava konusu yol olan ... Caddesinin tamamen açık olduğu dönemlerde dahi davacı iş yerine gelinmesi için şehrin ana arterlerinden olan ... Bulvarından doğrudan ulaşım olmadığı, ... Caddesinin tamamen açık olduğu dönemlerde dahi ... Bulvarından davacının iş yerine gelinmesi için ... Caddesi ile ... Caddesi kesişiminde bulunan kavşaktan U dönüşü yapılması veya ... Caddesi ya da ... Bulvarı üzerinden ... Caddesine doğru dönüş yapılması gerektiği; sadece davacının iş yerinden ayrılırken ... Bulvarına doğrudan ulaşılabildiği, dolayısıyla yapılan çalışmanın davacının iş yerinin önüne gelinebilmesi için bir engel teşkil etmediği, dava konusu iş yeri önündeki yolun yapım süresi boyunca değil 11.07.2018 tarihinde bir kısmının trafiğe kapatıldığı, 09.08.2019 tarihinde trafiğe tamamen açıldığı, yapılan çalışmanın yolu tamamen kapatmadığı, ... Bulvarı ve ... Caddesi kesişiminde ve dava konusu iş yerinin kuzeyinde kalan ... Apartmanı önünde yoğunlaştığı, çalışma boyunca dava konusu iş yeri önündeki yoldan sürekli ulaşımın sağlandığı, iş yeri önündeki yaya yolu ve araç parkının korunmuş olduğu, dava konusu iş yeri ile ... Bulvarı arasında alternatif yollardan ulaşımın sağlanmış olduğu düşünüldüğünde, davacı iş yerinin, davalı idarenin yaptırmış olduğu yapım işi çalışması sebebiyle somut, doğrudan veya olağan dışı bir zararının olmadığı, dosyada mevcut davacıya ait mali veriler incelendiğinde dava konusu yolun kapalı kaldığı dönem içinde davacının olağandışı bir zararının tespit edilemediği belirtilmiş; söz konusu bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davalı idare tarafından yürütülen alt yapı inşaat faaliyeti kapsamında davacıya ait iş yerinin önünden geçen yolun belli bir süreliğine kapatıldığı sabit olmakla birlikte, alt yapı çalışmasının şehrin kanalizasyon bayındırlık ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştiği, işin niteliği ve boyutları dikkate alındığında inşaat çalışmaları sırasında söz konusu yolun kapatılmasının zaruri olduğu, tespitlere göre inşaat çalışmalarının öngörülen süreden önce bitirildiği ve yapım süresinin makul olduğu, dolayısıyla dava konusu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı; ayrıca, davalı idarenin dava konusu eyleminin davacının iş yerinin önünde gerçekleşmediği, inşaat faaliyeti olmasa bile iş yerine ulaşım için alternatif yol ve kavşakların kullanılması gerektiği, yapılan çalışma boyunca dava konusu iş yeri önünden geçen yoldan ulaşımın sağlandığı, iş yeri önündeki yaya yolu ve araç parkının korunmuş olduğu, ayrıca yol kapalı olsa dahi iş yerine ulaşım için alternatif tali yolların bulunduğu; öte yandan inşaat çalışmalarının etkilediği yolun kapatılmasının iş yerinde yürütülen ticari faaliyete bir takım etkilerinin olacağı kabul edilse bile yürütülen ticari faaliyetin mahiyeti itibariyle doğrudan yol ile bağlı olmadığı, bir başka ifadeyle yolun kapalı kalmasının ticari faaliyete doğrudan bir etkisinin olmayacağı, kusursuz sorumluluğun türlerinden olan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine dayanan bir zararın tespiti için doğrudan idari eylemden kaynaklanan ve olağan dışı bir zararın oluşması gerektiği, oysaki olayda davalı idarenin alt yapı inşaat faaliyetinden kaynaklı somut, doğrudan veya olağan dışı bir zararının bulunmadığı, bu sebeple olayda, iddia edildiğinin aksine kusursuz sorumluluğun türlerinden birisi olan fedakarlığın denkleştirmesi (kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi) şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kollektör boru hattı çalışmasının resmi iş bitim tarihinden önce tamamlanmasının davalı idarenin kusurunu azaltmayacağı, yaklaşık 12 ay boyunca davacının iş yerinin bulunduğu caddenin ulaşıma kapatılması, kapalı olmadığı iddia edilen dönemlerde ise caddenin fiili olarak kullanılamaz durumda olmasının açıkça idarenin hizmet kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği; her ne kadar 16.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak tesis edilen ilk derece mahkemesi kararında davacının iş yerine ulaşım sağlayan alternatif yolların bulunduğu belirtilmişse de, alternatif yol olarak bahsedilen patika ve toprak yolların kullanılmaya elverişli olmadığı, mobilyacılık sektörü ile uğraştığı, hayatın olağan akışı gereği mobilyacılık sektörü ile uğraşan bir iş yerinin mobilyaların hacmi gereği kamyon ve kamyonet gibi ticari araçların ulaşımına olanak tanıyan bir yerde olması gerektiği, yine alıcıların mobilya alması halinde gerek kendi araçları gerekse teslimat için kullanılan araçların iş yeri önüne gelmesi gerektiği, ayrıca Kayseri'de ticari faaliyetin genelde dükkanın önünden geçen müşterilerin teşhir ürünlerini görerek dükkana girmesi sonucunda oluştuğu gözetildiğinde, davalı idarenin alternatif olarak öne sürdüğü ve ilk derece mahkemesince de alternatif yol olarak kabul edilen yolların kullanılabilir olması halinde dahi davacının mağdur olduğu ve ticari hayatının sekteye uğradığının açık olduğu, bilirkişilerce ticari defterlerin ve dosyaya sunulan faturaların incelenmediği, keşif sırasında 2018/2019 döneminde yolun kapalı olup olmadığının tespiti fiili olarak mümkün olmadığından geçmiş döneme yönelik delil değeri olan her türlü bilgi, belge ve evrakın incelenerek hem bilirkişi raporunda hem de gerekçeli mahkeme kararında tartışılması gerekirken dosyaya ibraz edilen fotoğrafların değerlendirilmediği, bilirkişi raporunda çelişkilerin bulunduğu, öte yandan dosyadaki belge ve vergi kayıtları incelendiğinde satışlarda düşüş meydana geldiğinin anlaşıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, keşif, bilirkişi raporu ile Mahkemece yapılan duruşmada davanın haksızlığının sabit olduğunun görüldüğü, davacının davasını ispat edemediği, iddia edilen kazanç kaybı ile idarenin hizmeti arasında nedensellik bağının bulunmadığı, aynı yerde başka iş yerleri de bulunmasına rağmen diğer iş yerlerinin hiçbirinin zararı ve zarar iddiası yokken sadece davacının idarece yürütülen inşaat sebebiyle zarara uğradığı yönündeki iddiasının geçerliliğinin olmadığı; kaldı ki davacının yol nedeniyle ticari faaliyette bulunan ve bundan kazanç sağlayarak yararlanan durumunda da bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 08/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.