T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7291
Karar No : 2025/3211
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... İnşaat Hafriyat Nakliyat Taahhüt
Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Antalya İli Kaş İlçesi ... Köyü mevkiinde uhdesinde bulunan ... nolu I (a) Grubu Maden İşletme Ruhsatı süresinin 12/05/2020 tarihinde sona erecek olması nedeniyle süre uzatımı istemli 31/01/2020 tarihli başvurusunun DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşü bulunduğundan bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesi gereği değerlendirme yapılarak uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin Antalya Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda davanın durumuna göre, taşınmazın yeri, niteliği, çevre koşulları gibi hususlar değerlendirilerek kullanılan yere ilişkin tesis edilen işlemin mevzuata, madencilik gibi, kamusal etkileri yaygın bir alanda yapılacak faaliyetin çevre ve insan sağlığı açısından doğuracağı sonuçlar uyarınca faaliyetin kamu yararına, çevreye, işlem gerekçelerine, maden ve çevre mevzuatına, uygun olup olmadığı hususlarının belirlenmesi amacıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki Mahkemenin 10/07/2020 tarihli ara kararı üzerine mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu 02/11/2020 tarihinde kayda giren bilirkişi raporunda özetle; DSİ 13. Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısında belirtilen sınıra göre belirlenen ... ruhsat numaralı her iki sahanın da tamamına girdiği dava dosyasında verilen koordinatların işlenmesi sonrasında hazırlanan ve Bilirkişi raporunda yer alan haritalar üzerinden tespit edildiği, Kırma eleme tesisi üretimi sonucu oluşan ürünlerin kısıtlı alanlar içerisinde kalan dere yatağında biriktirilmesi sonucu aktif akış güzergâhı yönlerinde değişikliğe sebep teşkil edebilecek geçici veya kalıcı yığıntı oluşumları oluştuğu gözlendiği, Proje sahasının çay yatağından kapasite üzerinde malzeme alınması, arazi kayıplarına, arazi kullanım değişimlerine, nehrin genişlemesine ve nehir yatağı boyutunda ve sediment taşınımında olumsuz etkilere sebep olmakta olduğu, taşkın zararları, taşkın sularının ve bunların taşıdığı katı materyalin cana ve mala doğrudan doğruya veya dolaylı olarak çevreye ve insanlara zararlar olduğu, sayılan sebeplerin biri veya birkaçının oluşmasının can ve mal kaybının artıracağı öngörülmekte olduğu, Madencilik faaliyetinin planlama dönemi için faaliyeti gereği tabi olduğu 2872 sayılı çevre mevzuatı hükümleri kapsamında alınması gereken İl Müdürlüğü Uygunluk Yazısı, Geçici Faaliyet Belgesi, Emisyon Ölçüm Raporu ve Çevre İzin Belgesi'nin dava dosyasında yer almadığının tespit edildiği, bu izinler olmaksızın mevcut madencilik faaliyetlerinin çevre mevzuatları açısından yasal varlığından söz edilemeyeceği, kırma eleme tesisi ve maden ocaklarında uzun süredir üretim olmadığı, tesisin mevcut haliyle teorik ve pratik olarak çalışmasının mümkün olmadığı, üretim yapılabilmesi için başta kısıtlı alanlar dışında kalan en az bir adet ocak sahasının var olması, tesis ve yan elemanlarda gerekli çevresel tedbirlerin (ocak sahası çalışma alanlarında, stok malzeme depolama alanlarında malzeme üzerinin su jetleri ile %10 nemli tutulması ve toprak yolların arazöz ile sürekli sulanması, nakliye kamyonlarının üzerinin kapalı olması, kırma eleme tesisinin kınalarında olduğu gibi konveyör bantları başta olmak üzere tesisin tamamının toz tedbiri kapsamında üzerinin kapalı olması, sulama ve yıkama kaynaklı oluşan atıksuların toplanması ve tekrar üretimde kullanılması ile alıcı ortama atıksu deşarjının engellenmesi vd. gerekli çevresel tedbirler) alınması ile temel fiziksel şartların yerine getirilmesi (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden İl Müdürlüğü Uygunluk Yazısı alınması) sonrasında işletme dönemi için gerekli çevre izin süreçlerinin tamamlandıktan sonra ancak üretim yapabilecek hale geleceğinin görülmekte olduğu, a)Madencilik faaliyetlerinin kısıtlı alanlar içerisinde kalan ocak sahalarından malzeme alınması ve kırma eleme tesisinde üretim yapabilmesi için gerekli fiziksel şartların keşif mahallinde yeterli olmadığı, b) Madencilik faaliyetlerinin devamı halinde gürültü, vibrasyon, toz, atıksu deşarjı, genel (evsel ve ambalaj atıklar) ve proses atıklan (tehlikeli ve tehlikesiz atıklar) oluşumu, stok malzeme depolanması ve maden atıklarının oluşumu sonucu olumsuz çevresel etkilerinden kaçınılamayacağı, c) Dere yatağında ruhsatlı alanlardan sürekli malzeme alınması, o alanlar özelinde arazi kayıplarının/değişimlerine (erozyon), nehir genişlemesine, dere yatağı boyutunun değişmesi ile doğru orantılı olarak akış hızı ve yönünün değişmesine neden olacağı, d) Sediment taşınımında olumsuz etkiler oluşturacağı, doğal olmayan yeni oluşumlara yol açarak geri dönüşü mümkün olmayan olumsuz çevresel sonuçlarından kaçınılamayacağı, e) Çevre izin süreçlerinin tamamlanmadığı ve/veya yenilenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, madencilik faaliyetlerinin sona erdirilmesinde teknik ve idari olarak uygunsuzluk olmadığı, f) Belirlenen proje sahası içerisinde ve çevresinde gerekli çevresel tedbirler alınsa dahi madencilik faaliyetinin ocak sahalarının kısıtlı alanların içerisinde kalması sebebiyle teknik olarak gerçekleştirilmenin mümkün olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı "bilirkişi raporunun taraflara tebliği edildiği, bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz edildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından rapora yapılan itiraza itibar edilmediği, dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmesinde davaya konu madencilik faaliyetinin yapıldığı taşınmazın yeri, niteliği, çevre koşulları gibi hususlar değerlendirilerek kullanılan yere ilişkin tesis edilen işlemin mevzuata, madencilik gibi, kamusal etkileri yaygın bir alanda yapılacak faaliyetin çevre ve insan sağlığı açısından doğuracağı sonuçlar açısından faaliyetin kamu yararına, çevreye, maden ve çevre mevzuatına, uygun olmadığı anlaşıldığından, süre uzatımı istemli 31/01/2020 tarihli başvurusunun DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşü uyarınca 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesi gereği değerlendirme yapılarak uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin Antalya Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; davacının daha önceki süre uzatım istemlerine ilişkin talebin reddine yönelik işlemlere açtığı davanın lehine sonuçlandığı iddia edilmiş ise de ... İdare Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında açılan davanın davacı aleyhine bozulduğu ve müktesep hak oluşturduğu iddia edilmiş ise de 06/11/2010 gün ve 27751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Kazanılmış Haklar" başlıklı 116. maddesinin ilk fıkrasında da; "Madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş olan izinler, müktesep hak olarak ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Alınan izinler, ruhsatın temdit edilmesi halinde uzatılır. İşletme ruhsatı sınırları dahilinde işletme izni genişletilen diğer alanlar için de diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından izin verilir." düzenlemesi bulunduğundan bu yöndeki iddiasına da itibar edilmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kazanılmış hakkının yok sayıldığı, hukuki istikrar ilkesinin ihlal edildiği, idarece keyfi işlem tesis edildiği, temdit talebi üzerine idarenin tekrar kurum görüşü almasının mevzuata aykırı olduğu, DSİ yazısında bilimsel ve teknik veri bulunmamakla beraber ruhsat alındığındaki olumsuz görüşün aksine bir görüş yazmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, debi ölçümü yapılmadığı, ruhsat alındığı zamanda alanın kısıtlı alan olmadığı, kazanılmış hakların ihlal edildiği, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya ili Kaş ilçesi ... köyü mevkiinde davacı adına düzenlenen ... nolu I(a) grubu maden işletme ruhsat süresinin uzatılması istemiyle davacı tarafından 10/05/2013 tarihli dilekçeyle başvuruda bulunulması üzerine Antalya İl Özel İdaresi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığının (DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı olumsuz görüşünü bildiren) ... tarih ve ... sayılı yazısı ile olumsuz görüş bildirilmiştir.
Davacı tarafından anılan olumsuz görüşün iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesince yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olup, söz konusu kararın temyizi üzerine Dairemizin 18/01/2023 tarih ve E:2022/6889, K:2023/25 sayılı kararı ile onanmasına ve yine Dairemizin 15/12/2023 tarih ve E:2023/1579 K:2023/7332 sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince verilen iptal kararı üzerine davalı Valiliğin ... tarih ve ... sayılı oluru ile 12/05/2013'ten itibaren geçerli olmak üzere ruhsatın süresinin beş yıl uzatılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından ruhsat süresinin 12/05/2020 tarihinde sona erecek olması nedeniyle süre uzatımı istemli 31/01/2020 tarihli başvurusunun DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün olumsuz görüşü bulunduğundan bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesi gereği değerlendirme yapılarak uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin Antalya Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 2. maddesinde; inşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakılın I. grup maden sınıfına girdiği; Madencilik faaliyetlerinde izinler başlıklı 7. maddesinde; ''Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir.'' düzenlemesine, aynı Kanun'un 16. maddesinin 2. fıkrasında; "I. Grup (a) bendi madenler için alanlar il özel idarelerince ihale edilerek işletme ruhsatı verilir. İhale edilecek alanlar Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınarak belirlenir. Bu madenlerin ihale bedeli il özel idarelerinin hesabına yatırılır. Özel mülkiyete tâbi alanlar ihale edilemez. Mülkiyet sahibinin kendi mülkiyeti üzerinde ruhsat talep etmesi halinde bir bedel alınmaz. (Ek cümle: 10/06/2010-5995 S.K/9.mad.) Bu madenler için, özel mülkiyete tabi alanlarda mülk sahibinin izninin alınması halinde İl Özel İdaresi tarafından belirlenen muhammen bedelin yatırılmasını müteakip üçüncü şahıslara da ruhsat verilir.I. Grup (a) bendi maden ruhsatlarının alanları 10 hektarı geçemez." hükmü ile aynı Kanun'un 24. maddesinin 3. fıkrasında; "I. Grup (a) bendi madenlerin ruhsat süresi beş yıldır. Diğer grup madenlerin işletme ruhsat süresi, on yıldan az olmamak üzere projesine göre belirlenir. I. Grup (a) bendi ve diğer gruplardaki ruhsatlar, sürenin bitiminden önce yeni bir projeyle uzatma talebinde bulunulması halinde ruhsat süresi uzatılabilir. I. Grup (a) bendi maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde; ihale yoluyla verilen ruhsatlarda ilk ihale bedelinin yeniden değerleme oranı ile belirlenen tutarı geçmeyecek, ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda ise on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az olmamak kaydıyla bu bedel, İl Özel İdaresi tarafından belirlenir. Toplam ruhsat süresi altmış yılı geçemez. Altmış yıldan sonraki sürenin uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
03/02/2005 tarih ve 25716 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Kanunu'nun I (A) Grubu Madenleri İle İlgili Uygulama Yönetmeliği'nin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 10. maddesinde; "I (a) Grubu madenlerin işletme ruhsat süresi beş yıldır. Ruhsat süresinin bitiminden önce talep harcı ve yeni bir projeyle uzatma talebinde bulunulması, maden rezervinin yeterli ve rasyonel bir şekilde işletilmesi için gerekli yatırımların yapılmış ve tesislerin inşa edilmiş olması, projenin uygun bulunması, geçmiş ruhsat döneminde projeye uygun faaliyette bulunulması, yapılmış olan faaliyetin çevresel etkileri, çevre ile uyum planına uyulup uyulmadığı ve yerleşim birimlerinin konumu, geçmiş ruhsat dönemindeki faaliyetler ve üretim durumu, geçici tatilde geçirilen süre, sahadaki mevcut tesisler ile yapılması planlanan ilave tesisler, projesinde öngörülen üretimin özelliği de dikkate alınarak ruhsat süresi beş yıl uzatılabilir. Ruhsatın temdidinden önce Kanunun 7 nci maddesi kapsamında alınan izinler müktesep hak olarak devam eder. Toplam ruhsat süresi altmış yılı geçemez. Altmış yıldan sonraki sürenin uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir." hükmü yer almıştır.
21/06/2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin "İzinlerle ilgili temel ilke" başlıklı 5. maddesinde; "Madenlerin aranması ve üretilmesi ile ilgili faaliyetlerde alınması gereken izinlerde uygulanacak usul ve esaslar, bu Yönetmelik hükümlerine göre yürütülür." hükmü; 6. maddesinde; "Ruhsat alanı dahilinde, madencilik faaliyetleri veya bu faaliyetlere bağlı tüm tesisler için verilen izinlerin süresi maden ruhsat süresi kadardır. Maden ruhsatının temdit
edilmesi halinde, ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından alınmış izinler ruhsat süresi kadar uzatılır." hükmü getirilmiştir.
08/12/2007 tarihli 26724 Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kum, Çakıl ve Benzeri Maddelerin Alınması, İşletilmesi ve Kontrolü Yönetmeliği'nin Kum, çakıl alımıyla ilgili sınırlamalar ve yasaklar başlıklı 5. maddesinde; ''(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki faaliyetlerle ilgili sınırlamalar ve yasaklar şunlardır;
a) İçme ve kullanma suyu temin edilen kıta içi yüzeysel su kaynaklarında ve bunları besleyen, akar ve kuru derelerde,
b) Termal su kaynaklarının birinci ve ikinci derece koruma alanları içerisinde,
c) Yeraltısuyu rezervlerini haiz akifer karakterindeki her türlü formasyonlarda,
ç) Denizlerde kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki bölge ve deniz sahil şeritlerinde,
d) Kıyı çizgisinden deniz istikametine doğru 20 metreden daha az derin denizlerde,
e) Her iki kıyısı, taşkın tesisleri ile ıslah edilmiş olan mecralarda,
f) Mendereslerin sık olduğu mecraların dış kurblarında,
g) Yatak şev diplerine şev yüksekliğinin iki katından daha az bir mesafe bırakarak yaklaşmak suretiyle şev stabilitesini tehdit edecek durumlarda,
ğ) Her iki sahilinde kum, çakıl katmanları devamlılık gösteren mecralarda mevcut yatağın genişletilmek istenmesi durumunda,
h) Talep edilen ocak yerinin bir akarsu ya da derenin boğaz çıkışından sonraki rüsup konisi üzerinde olması durumunda,
ı) Akarsu ve dere yataklarından ocak açılması istenen sahanın akış aşağısı veya akış yukarısı ile yatağın herhangi bir sahilinde, konumlanmış ve mevcut durumda taşkın yönünden emniyetli olan yerleşim birimleri ve tarım arazilerinin söz konusu kum-çakıl ocağının açılmasından sonra taşkına maruz kalacağının anlaşıldığı hallerde,
i) Akarsu ve dere yatakları üzerinde inşa edilmiş köprü, menfez ve benzeri sanat yapıları bulunan akarsu ve dere yataklarında, anılan sanat yapılarından herhangi birine menba yönünde 750 metre ve mansap yönünde 1000 metreden daha yakın mesafe bırakarak yaklaşılacak hallerde,
j) Diğer mevzuat ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanlarda belirlenen mesafelerde,
kum, çakıl ve benzeri maddelerin alımına yönelik kum ve çakıl ocağı açılması ve işletilmesine izin verilmez.'' düzenlemesi,
Akarsu ve kuru dere yataklarında kum, çakıl ve benzeri malzeme ocağı işletilmesine dair usul ve esaslar başlıklı 6. maddesinde ise; ''(1) Akarsu ve kuru dere yataklarında kum, çakıl ve benzeri maddelerin alınması ve işletilmesi faaliyetini gerçekleştirecek faaliyet sahiplerinin işletme esnasında uyması gereken esaslar şunlardır:
a) Ocak sahasının çevresi beton kazık veya benzerleri ile işaretlenir. Ocak sahasının akarsu yatağı içindeki başlangıç ve bitim noktaları kıyıda çakılacak en az 1,5 metre yüksekliğindeki beton kazıklar ile belirlenir; kazıklar herhangi bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde sabit röper noktalarına teknik esaslara uygun olarak yerleştirilir.
b) Malzeme alımı süresince dere yatağının doğal formu bozulmaz, dere yatağı içerisinde yükseltiler oluşturulmaz, 1/25.000’lik, 1/5.000’lik ve 1/1.000’lik paftalarda gösterilen sınırlar içerisinde kalmak kaydıyla nakliye ve benzeri faaliyetlerle çevrede bulunan tesislere, tarım, çayır, mera, yaylak, kışlak ve orman alanlarına zarar verilmez.
c) İşletme süresince akarsu yatağında yatak duraylılığını bozacak ve serbest akışa engel olacak şekilde malzeme alınması, mahfuz, servis yolu ve benzeri yapılar yapılarak suyun akış yönü değiştirilerek kıyı oyulmalarına, sedde bulunan yerlerde seddelere, bulunmayan yerlerde ise yatak kenarlarında bulunan ocak kullanım alanı dışında yer alan tarım alanları, meskun mahaller ve benzeri tesislere zarar verecek şekilde yatak üzerinde çalışma yapılması yasaktır.
ç) Ocak içerisinde servis yolunun yataktan geçmesi durumunda, mevcut kesit daraltılmaz. Ocak yolu olarak işaretlenen kesimin bakım ve onarım işleri ile yanlış kullanımdan dolayı oluşabilecek hasar ve zararın tazmini faaliyet sahibince karşılanır.
d) İşletme ruhsatı süresinin bitiminde, faaliyet sahibi tarafından akarsu veya kuru dere yatağında gerekli arazi ıslahı ve rehabilitasyon çalışmaları yapılarak doğal akış rejimi koşulları sağlanarak saha terk edilir.
e) Belirlenecek talveg kotundan daha fazla derine inilmez.
f) Akarsu ve kuru dere yataklarından malzeme alımı, akış rejimi bozulmadan ve dere yatağında mendereslenmeye meydan vermeyecek şekilde gerçekleştirilir.
g) Akarsu ve kuru dere yataklarından alınan malzemenin yıkanması ve elenmesi sonucunda oluşan pasa, ruhsat alanı içerisinde çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek can ve mal emniyetini sağlayacak şekilde doğaya yeniden kazanım çalışmalarında kullanılmak üzere depolanır.
ğ) Faaliyet esnasında oluşabilecek atıklar çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde ilgili mevzuat doğrultusunda bertaraf edilir.
h) Kumun yıkanması esnasında kimyasal madde kullanılmış ise oluşan atık sularının bertarafı ilgili mevzuat çerçevesinde yapılacak olup, alıcı ortama deşarjında yıkama işleminden sonra atık suların alıcı ortama deşarj standartları uygulanır.
ı) Kum, çakıl ve benzeri malzeme alınan yerlere hiçbir şekilde atık bırakılmaz.
i) Faaliyet sahibince ocak sahası içerisinde derinlik ölçümü yapılabilmesine imkan sağlayacak gerekli ekipman bulundurulur.
j) Mevcut su kalitesinin 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Su Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinin ekinde yer alan Tablo-1’e göre su kalite sınıfının belirlenerek, mevcut kalitenin bozulmaması için gerekli tedbirler alınır.
k) Akarsu ve kuru dere yataklarından kum, çakıl ve benzeri maddelerin alınması ve işletilmesi faaliyetlerine ilişkin olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan söz konusu faaliyet sahası ile ilgili su ürünleri açısından alınacak görüş doğrultusunda faaliyetler yürütülür.'' hükmü yer almaktadır.
Başbakanlıkça çıkarılan 09/09/2006 gün ve 26284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Dere Yatakları ve Taşkınlar” konulu 2006/27 sayılı Genelgenin 5. maddesinde; "Dere yatağından alınacak malzeme yerleri, köprüye göre tercihen memba tarafında olacak ve hiçbir şekilde köprüye 750 m.den daha yakın mesafede olmayacaktır. Mansap tarafından malzeme alınması durumunda malzeme alınan yerle köprüye olan mesafesi, yatağın topografik, hidrolik ve taban malzemesi koşullarına göre tespit edilecek ve bu mesafe hiçbir zaman 1000 m.den daha yakın olmayacaktır. Orijinal talveg hattının muhafaza edilmesi şartıyla ruhsat verilecek, kum-çakıl işletmeleri bu esasa göre denetlenecek, aksi davranışta bulunanların ruhsatları iptal edilecektir" hükmü ile 9. maddede; "Dere yatağı içinde veya dere yatağına bitişik alanlarda yapılan kum, çakıl ve stabilize malzeme ocağı işletme faaliyetleri, DSİ'nin görüşleri doğrultusunda yapılacaktır. Usule aykırı uygulamalarda ocakların izinleri, ruhsat veren idarelerce iptal edilecektir" hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca I(a) grubu ruhsatların maden rezervinin yeterli ve rasyonel bir faaliyet için gerekli yatırımların yapılarak tesislerin inşa edilmiş olması, projenin uygun bulunması, geçmiş ruhsat döneminde projeye uygun faaliyette bulunulması, yapılmış olan faaliyetin çevresel etkileri, çevre ile uyum planına uyulup uyulmadığı ve yerleşim birimlerinin konumu gibi hususlar dikkate alınarak beş yıl daha uzatılabileceği düzenlenmiştir.
Başbakanlık tarafından 09/09/2006 tarihinde yayımlanan 2006/27 sayılı Genelge uyarınca dere yatağında veya dere yatağına bitişik alanda kum, çakıl ve stabilize malzeme alımına yönelik faaliyetlerin DSİ'nin görüşü doğrultusunda yapılacağı düzenlemesine yer verildiğinden davalı idarece, davacının temdit talebinin DSİ'ye sorulması üzerine DSİ tarafından uygun bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ilk temdit talebinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davada ... İdare Mahkemesince yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ruhsatlandırılmış alanın korunan alanlarla çakışan bölümünün bulunmadığı gibi üretim faaliyetleri süresi içerisinde projeye aykırı üretim yapıldığına dair herhangi bir uyarı ve/veya durdurma yazısının bulunmadığı, dere yatağı sınırlarında yapılan incelemelerde erozyon ve taşkına yönelik belirgin olumsuzlar bulunmadığı, kum - çakıl işletme ruhsatlı sahanın bulunduğu alan dahil olmak üzere nehir boyunca D.S.İ. ye ait taşkın izleme tesisi ve gözlem istasyonlarının bulunması, dolayısıyla herhangi bir taşkın riskinde bu alanın D.S.İ'nin izlemesi altında tutulmasının mümkün olduğu, bu bağlamda işletme ruhsatı ile ilgili olarak dava konusu işleme dayanak oluşturan DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün yazısında belirtilen gerekçelerin teknik dayanaklarının yeterli düzeyde olmadığı, yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacının aynı ruhsata ilişkin olarak ruhsat süresinin 12/05/2020 tarihinde sona erecek olması nedeniyle süre uzatımı istemli 31/01/2020 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işbu davada ise Antalya 5. İdare Mahkemesince yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ise; madencilik faaliyetlerinin kısıtlı alanlar içerisinde kalan ocak sahalarından malzeme alınması ve kırma eleme tesisinde üretim yapabilmesi için gerekli fiziksel şartların keşif mahallinde yeterli olmadığı, madencilik faaliyetlerinin devamı halinde gürültü, vibrasyon, toz, atıksu deşarjı, genel (evsel ve ambalaj atıklar) ve proses atıklan (tehlikeli ve tehlikesiz atıklar) oluşumu, stok malzeme depolanması ve maden atıklarının oluşumu sonucu olumsuz çevresel etkilerinden kaçınılamayacağı, dere yatağında ruhsatlı alanlardan sürekli malzeme alınması, o alanlar özelinde arazi kayıplarının/değişimlerine (erozyon), nehir genişlemesine, dere yatağı boyutunun değişmesi ile doğru orantılı olarak akış hızı ve yönünün değişmesine neden olacağı, sediment taşınımında olumsuz etkiler oluşturacağı, doğal olmayan yeni oluşumlara yol açarak geri dönüşü mümkün olmayan olumsuz çevresel sonuçlarından kaçınılamayacağı, çevre izin süreçlerinin tamamlanmadığı ve/veya yenilenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, madencilik faaliyetlerinin sona erdirilmesinde teknik ve idari olarak uygunsuzluk olmadığı, belirlenen proje sahası içerisinde ve çevresinde gerekli çevresel tedbirler alınsa dahi madencilik faaliyetinin ocak sahalarının kısıtlı alanların içerisinde kalması sebebiyle teknik olarak gerçekleştirilmenin mümkün olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
Davacının ilk temdit başvurusunun reddine yönelik işleme karşı açılan davada sunulan birinci raporda bilirkişilerce ruhsatlandırılmış alanın korunan alanlarla çakışan bölümünün bulunmadığı belirtilmiş olmasına karşın eldeki davada sunulan ikinci bilirkişi raporunda ocak alanının kısıtlı alan içerisinde kaldığı, birinci raporda erozyon ve taşkına yönelik belirgin olumsuzlukların bulunmadığı ve kum - çakıl işletme ruhsatlı sahanın bulunduğu alan dahil olmak üzere nehir boyunca D.S.İ. ye ait taşkın izleme tesisi ve gözlem istasyonlarının bulunması, dolayısıyla herhangi bir taşkın riskinde bu alanın D.S.İ'nin izlemesi altında tutulmasının mümkün olduğunun belirtilmesine karşın ikinci raporda arazi kayıplarının/değişimlerine (erozyon), nehir genişlemesine, dere yatağı boyutunun değişmesi ile doğru orantılı olarak akış hızı ve yönünün değişmesine neden olacağının ifade edildiği, yine birinci raporda DSİ 13. Bölge Müdürlüğünün yazısında belirtilen gerekçelerin teknik dayanaklarının yeterli düzeyde olmadığı görüşüne yer verilmesine karşın ikinci raporda buna ilişkin olarak DSİ'nin dava konusu işleme dayanak olan 10/03/2020 tarihli işleminde hangi bilimsel ve/veya teknik verilere dayanılarak tesis edildiğine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Bu durumda davacının ilk temdit talebinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davada sunulan bilirkişi raporu ile eldeki davada sunulan bilirkişi raporunun birbirleriyle uyumlu olmadığı, sahanın kısıtlı alan içerisinde kalıp kalmadığının açıkça ortaya konulamadığı, taşkın ve erozyon risklerine yönelik değerlendirmeler ile yukarıda söz edilen çelişkiler giderilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak 25/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.