T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2060
Karar No : 2025/10561
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACI) ... İnşaat İth. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Bayındır ilçesi, ... Köyünde ... sicil sayılı II-B grubu(kayraktaşı) işletme ruhsatına konu maden ocağında faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, ruhsat sahasında üretilip satışı yapılan 49.103,44 ton kayrak taşının beyan edilmemesi sebebiyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 1.368.866,00 TL, aynı Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL olmak üzere toplam 1.431.609,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... (mahkemece sehven ... yazılmıştır.) tarih ve ... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 1.368.866,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısım yönünden; Mahkemenin 13/02/2020 tarihli ara kararıyla yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu 05/02/2021 tarihinde Mahkemenin kayıtlarına alınan bilirkişi raporunda; '"...kayrak taşlarının ocaklardan kesilmeden, içerdiği doğal süreksizlik düzlemleri boyunca ayrılarak üretildiği, ocak içerisinde üretimi yapılan kayrak taşının tamamının ekonomik olarak değerlendirilemeyeceği, süreksizlik düzlemleri boyunca 2-3 cm'lik levhalara dönüştürülerek kayrak taşlarının ekonomik olarak değerlendirildiği, bu hususunda ocak verimini ortaya çıkardığını, ocak veriminin bulunan sahanın jeolojik yapısına göre değişkenlik gösterdiği, ocak verimlerinin kayrak taşı ocaklarında saha bazında %1-30 arasında değişim gösterdiği, dava konusu maden sahasında yapılan incelemeler sonucunda ocak içerisindeki ekonomik verimin %15 olarak belirlendiği, dava konusu işleme konu olan raporda tetkik esnasında ölçümler alındığı ve bu ölçümlere göre sahadan 53.289 m3 hacim alındığı tespit edilmiş ise de, orijinal topoğrafya ve imalat haritaları üzerinden hacim hesabı yapmak için saha ile ilgili haritaların istendiği, davalı idarece saha ile ilgili digital harita bilgilerinin bulunmadığının belirtildiği, bu nedenle idarece belirlenen 53.289 m3 hacmin doğrulanamadığı, bu durumda davalı idarece yapılan hacim hesaplamaları temel alınarak sahadan 53.289 m3 kazı yapıldığının uygun bulunduğu, hesaplamalarda idarece belirlenen %50 ocak veriminin yüksek olduğu, ocak veriminin en fazla %15 olacağı, %15 verimle yapılan hesaplamalarda davacı şirketçe 20.782,71 ton kayrak taşının üretildiği, inceleme ve değerlendirilmede belirtilen 2013, 2014, 2015 yılı üretim ve saha stoğu toplamının 6.713,58 ton olduğu, 2016 yılı için tetkik tarihine kadar yapılan üretimin 5.218,68 ton olduğu, ayrıca ruhsat sahibi tarafından ... sayılı sahadan 8.240 ton fazla beyan edildiği, tüm bunların toplamının 20.172,26 ton olduğu, bu bağlamda ocaktan üretilen kayrak taşı ve satılan-stok ve diğer sahadan yapılan iç döküm arasındaki farkın 610,45 ton olduğu...' sonuç ve kanaatine varıldığı, anılan rapor hükme esas alınarak davacı şirket tarafından dava konusu ruhsat sahasında ocak veriminin %50 kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sahadaki ocak veriminin %15 olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla sahadan davacı şirket tarafından 69.275,7 ton değil 20.782,71 ton kayrak taşı üretiminin yapıldığı, yapılan üretim miktarından satılan-stok ve diğer sahadan yapılan iç döküm miktarı mahsup edildiğinde üretimi yapılıp davalı idareye bildirimi yapılmayan 610,45 ton kayrak taşının olduğu anlaşıldığından, davacı şirketin 49.103,44 ton kayrak taşı davalı idareye beyan edilmemesi sebebiyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, bununla birlikte; davalı idarece, davacı tarafından üretimi yapılıp bildirimi yapılmadığı tespit edilen 610,45 ton kayrak taşı için 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin bu kısım yönünden iptaline; dava konusu işlemin 3213 sayılı Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; davacı şirket tarafından, anılan bilirkişi raporu uyarınca 610,45 ton kayrak taşı üretimi yapılmasına rağmen, anılan üretimin davalı idareye bildirilmediği, başka bir deyişle davacı tarafından davalı idareye yapılan bildirimin 610,45 ton eksik bildirilmek suretiyle gerçek dışı ve yanıltıcı beyanda bulunulduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; mücavir iki sahadan da yapılan sevkiyatlarda aynı mali irsaliyelerin kullanıldığı ve üretimin sonucunda gerçekleşmiş miktarlar üzerinden tek tek faturalandırılmak suretiyle davalı idareye bildirimde bulunulduğu, her ikisi de şirketlerinin uhdesinde bulunan maden sahalarında üretilen madene dair mali irsaliyelerin yasal olarak kullanıldığı ve davalı idarece de bu hususun bilinmesine rağmen hakka ve hukuka aykırı olarak burada gerçek dışı beyanda bulunmaktan dolayı idari para cezası verildiği, sevk fişi düzenlenmesi gereken bir alanda sevk irsaliyesi düzenlenmesine ihtiyaç bulunmadığı gibi düzenlenen sevk fişinin, Vergi Usul Kanunu anlamında aynen sevk irsaliyesi olarak kabul edileceği, buna göre, sevk fişi taşıma irsaliyesi ile ambar defterinde yer alan bilgileri taşıdığı takdirde Maden Kanunu ve Yönetmeliği kapsamında bir sevk fişi olacağı gibi karayolu taşımasına konu edildiği takdirde Vergi Usul Kanununda düzenlenen sevk irsaliyesinin de yerine geçeceği, ruhsat sahasında üretilen tüvenan madenin, karayoluna çıkmadan ruhsat sahası içinde ya da mücavirindeki stok alanına veya tesise sevkiyat, ocaktan taşıma araçları ve takiben konvenyör ile sevkiyatının yapılması durumunda bir taşıma birimi kabul edilerek maden miktarı için bir adet sevk fişi kesilmesinin yeterli olacağı, idarece incelemenin 07-10/10/2016 tarihleri arasında yapıldığı ve bu husustaki eksikliklerin davacıya 03/10/2016 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği, bu durumda, idarece bu konuda titizlikle inceleme, araştırma yapılmadığının açık olduğu, 07/10/2016 tarihinde başlayan bir denetimin 10/10/2016'da bitmesinden sonra olması gereken "eksikliklerin bildirimi" hususunun, davacı şirkete denetim başlamadan çok daha önceki bir tarih olan 03/10/2016'da tebliğ edilmiş olmasına imkan bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek redde ilişkin kısmının kaldırılması ve bu kısım yönünden de işlemin iptaline karar verilmesi, davalı idare tarafından ise; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, raporda verimliliğin %15 olduğu belirtilmiş ise de bu tespitin son derece hatalı olduğu, bilirkişilerce nazari tetkik neticesinde verimlilik oranının tespit edilemeyeceği, verimlilik oranının belirlenebilmesi için sahada sondaj dahil detaylı inceleme yapılması gerektiği, idarece yapılan hesaplamada verimlilik oranının %50 olarak kabul edildiği, bunun da bizzat davacı tarafından idareye sunulan işletme projesinde verimin %87 olarak belirtilmiş olmasından kaynaklandığı, idare mahkemesince re'sen tahkik ilkesine aykırı olarak karar verildiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden;
Uyuşmazlıkta; davalı idarece yapılan denetim sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde ocak veriminin %50 olarak kabul edildiği, tesis edilen cezanın bu oran kullanılarak hesaplandığı, oysa ki bilirkişiler tarafından yapılan incelemede ocak veriminin %15 olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince, bilirkişilerce yapılan hesap uyarınca 610,45 ton kayrak taşının üretiminin yapılıp davalı idareye bildirimi yapılmadığı, bu nedenle tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu ve 610,45 ton kayrak taşı için idarece yeniden işlem tesis edilebileceğinden söz edilmiş ise de; söz konusu işlem tesis edilirken davacının idareye sunmuş olduğu işletme projesinde yer alan ocak verimine ilişkin beyanının da dikkate alınarak bir işlem tesis edilmesi gerekirken ocak veriminin salt %50 olduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemde bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmı yönünden;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 29/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Uyuşmazlıkta; davalı idarece yapılan denetim sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde ocak veriminin %50 olarak kabul edildiği, tesis edilen cezanın bu oran kullanılarak hesaplandığı, oysa ki bilirkişiler tarafından yapılan incelemede ocak veriminin %15 olduğunun tespit edildiği ve İdare Mahkemesince de bilirkişilerce yapılan tespitlerin hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür.
Davalı idarece tesis edilen işlemde ocak veriminin %50 olarak alınamayacağı, verimin %15 olarak alınması gerektiğinin bilirkişilerce ortaya konulduğu görülmekle birlikte davacının idareye sunmuş olduğu işletme projesinde ocak verimi beyanına ilişkin bir bilgi veya değerlendirmeye yer verilmediği görülmüştür.
Bu durumda İdare Mahkemesince taraflardan işletme projesinin istenilerek davacı tarafından beyan edilen ocak veriminin de tespit edilerek eldeki tüm bilgi ve belgeler üzerinden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu verilen kararda bu yönüyle hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY :
(XX)- Dava, İzmir ili, Bayındır ilçesi, ... Köyünde ... sicil sayılı II-B grubu(kayraktaşı) işletme ruhsatına konu maden ocağında faaliyet gösteren davacı şirket tarafından, ruhsat sahasında üretilip satışı yapılan 49.103,44 ton kayrak taşının beyan edilmemesi sebebiyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 1.368.866,00 TL, aynı Kanun'un 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL olmak üzere toplam 1.431.609,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve E... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun ''Genel Kanun Niteliği'' başlıklı 3. maddesinde; '' (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır.'' ''İçtima'' başlıklı 15. maddesinde; ''Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir....'' düzenlemelerine yer verilmiştir.
Maden Kanunu'nun 10/7-e maddesinde, gerçekdışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine idari para cezası verilmesi öngörülmüş ise de; üretimin beyan edilmemesi fiili dava konusu olayda tek bir fiil teşkil ettiğinden ve Kanunda fiilin ayrıca ''haksız hak iktisabı'' olarak belirlenen fiiller arasında sayılmasının fiilin tekliğini değiştirmeyeceğinden, üretimin beyan edilmemesi fiilinin gerçekleşmesi halinde tek bir fiil olması nedeniyle ''non bis in idem'' ilkesi gereğince sadece Kanun hükümlerinde söz konusu fiile karşılık düzenlenen en ağır idari para cezasının tesis edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından, davacı şirketin, üretilip satışı yapılan 49.103,44 ton kayrak taşının beyan edilmemesi sebebiyle hem Maden Kanunu'nun 12/4. fıkrası uyarınca hem de 10/7. maddesi uyarınca iki ayrı idari para cezasıyla cezalandırılması yönünde işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; davacı şirketin, üretip bildirmeme fiili sebebiyle Maden Kanunu'nun 12/4. fıkrası uyarınca 1.368.866,00 TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğinden, ayrıca aynı fiilin haksız hak iktisabı olarak tanımlandığı gerekçesiyle Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 62.743,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde bu gerekçeyle de hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Bu nedenle davacı şirket hakkında 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi ile aynı Kanun'un 12/4. maddesi kapsamında verilen idari para cezalarının kısmen iptaline kısmen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle iptale ilişkin kısmının onanması, davanın reddine ilişkin kısmının ise bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.