T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3602
Karar No : 2025/10538
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACI) ... Sanayi ve Ticaret
Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... İşleri Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Tunceli ili, Merkez ilçesi sınırları dahilinde S... sicil numaralı II-a grubu (kalker) maden sahası işletmesinden doğan 2015-2016 yıllarına ait Devlet hakkının eksik ödendiğinden bahisle bu yıllara ilişkin eksik ödenen maden Devlet haklarının gecikme faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarenin, Devlet hakkına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek aksaklıkları ve tutarsızlıkları önlemek, işlemler arasında birliği sağlayarak devlet hakkı kayıplarının önüne geçmek amacıyla dayanakları ortaya konulmak suretiyle fiyat tespiti yapma konusunda yetkili olduğu, davacı şirket tarafından, işletiminde olan maden ocağına ilişkin olarak davalı idareye sunulan ... tarih ve ... sayılı dilekçe ekinde yer alan temdit işletme projesinde, üretilen madenin yoğunluğunun 2.00m3/ton, verimliliğin de %80 olarak beyan edildiği ve buna istinaden davalı idare tarafından mahallinde yapılan tetkik neticesinde, anılan projenin uygun bulunarak davacı şirket için ruhsat ve işletme izninin düzenlendiği, akabinde davalı idareye yeni oranlar üzerinden hesaplanmak suretiyle herhangi bir başka proje de sunulmadığı, dava konusu işleme dayanak olarak, idareye sunulan SBP, sevkiyat fişleri ve satış faturalarında gösterilen toplam üretilen miktarı baz alındıktan sonra projede öngörülen yoğunluk ve 2015 ile 2016 yılı için öngörülen birim bedel üzerinden hesaplama yapıldıktan sonra eksik bildirildiği tespit edilen devlet hakkı ve faizlerinin istenildiği hususu dikkate alındığında, davacı uhdesinde bulunan, Tunceli ili sınırları içerisindeki ... Sicil sayılı II-a grubu (kalker ) maden sahasına ilişkin eksik ödendiği belirtilen devlet hakkı ve gecikme faizinin tahsiline ilişkin ... tarih ve E... sayılı dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu işlemin hazine payı, özel idare payı ve köylere hizmet götürme birliği payına ilişkin kısımlarının kaldırılması gerekmediğinden dava konusu işlemin bu kısımları yönünden yapılan istinaf başvurusunun reddine, dava konusu işlemin "orman payı" adı altında tahsili istenilen kısmı yönünden ise, davacı tarafından 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin devlet hakkı tutarlarının eksik hesaplandığından bahisle yeni bir hesaplama yapılarak oluşturulan tablo üzerinden eksik tutarların yatırılmasının istenildiği, söz konusu hesap tablosunda "orman payı "( ek devlet hakkı ) " adı altında bir tutarın da hesaplandığı, mezkur "orman payı" tutarının 2004 tarihli 5177 sayılı Kanunla ihdas edildiği ancak 2015 yılında yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanunla ek devlet hakkının kaldırıldığı, son tahlilde maden sahasının devlet ormanlarına rastlaması ve Tarım ve Orman Bakanlığınca verilen iznin beş hektarı geçmemesi hâlinde, bu alandan ağaçlandırma bedeli dışında başkaca bir bedel alınamayacağının düzenlendiği görüldüğünden lehe olan kanun hükmünün davacı tarafa uygulanması gerekmektiğinden dava konusu işlemin orman payına isabet eden kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmakla aksi yönde verilen mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığın teknik bir konuya ilişkin olması sebebiyle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, proje hazırlık aşamasında varsayıma dayalı olarak verimlilik oranı belirtildiği ancak üretim aşamasında verimliliğin daha düşük olduğunun tespit edildiği, idarece bu hususun dikkate alınmadığı, idarece düzenlenen raporlarda çelişkiler bulunduğu, satış faturalarında yer alan nakliye fiyatlarının dahil edilmesi suretiyle yapılan hesaplamanın yanlış olduğu, ocak başı satış fiyatı belirlenirken nakliye bedelinin hesaplamadan düşülmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerektiği; davalı idare tarafından ise; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava, davacı şirket tarafından, Tunceli ili, Merkez ilçesi sınırları dahilinde S... sicil numaralı II-a grubu (kalker) maden sahası işletmesinden doğan 2015-2016 yıllarına ait Devlet hakkının eksik ödendiğinden bahisle bu yıllara ilişkin eksik ödenen maden Devlet haklarının gecikme faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
(Mülga) 06/11/2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin "Devlet hakkına ilişkin genel hükümler" başlıklı 86. maddesinde,"(1) Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. (2) Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması halinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Bu fiyat emsallerinden az olamaz. Emsal fiyatının tespitinde bu maddenin üçüncü fıkrası esas alınır. (3) Tüvenan madenin, herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulduktan veya bir prosesten geçirildikten sonra satış fiyatının oluştuğu durumlarda, ocak başı satış fiyatı, madenin ocakta üretiminden ilk satışının yapıldığı aşamaya kadar oluşan nakliye, zenginleştirme ve varsa farklı prosese ait kullanılan tesis ve ekipmanın amortismanı dahil giderler çıkarılarak oluşan fiyattır. Bu fiyat, işletme yöntemi, tenör/kalite, üretilen bölge, aynı pazar ortamı ve diğer özellikler göz önünde bulundurulduğunda benzer işletmelerdeki emsal fiyatlardan az olamaz. Benzer ürünün piyasada satış fiyatının oluşmaması durumunda, gerektiğinde piyasada fiyatı oluşan aynı veya benzer proses maliyeti olan tesisler emsal alınarak madenlerin ocak başı satış fiyatı belirlenir.... (9) Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılan madencilik faaliyetlerinden Devlet hakkı %30 fazlasıyla alınır. Bu hüküm gereğince Devlet hakkı, işletme ruhsat harcı kadar Devlet hakkı yatıranlarda da %30 fazlası ile alınır. Bu yerlerin Devlet ormanlarına rastlaması ve Çevre ve Orman Bakanlığınca verilen iznin beş hektarı geçmemesi halinde, bu alana ait fazla alınan Devlet hakkı ile ağaçlandırma bedeli, Orman Genel Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılır. Bir ruhsat sahasında defaten verilen iznin beş hektarı geçmesi halinde, beş hektarı aşan kısımdan fon bedelleri hariç orman mevzuatı hükümlerine göre diğer bedeller alınır. Beş hektarı aşan kısımdan %30 fazla Devlet hakkı alınmaz....(18) Ruhsat sahibi tarafından işletme projesindeki üretim miktarının değiştirilmesi talebi halinde yeni bir işletme projesi verilmesi zorunludur. Projenin incelenmesi ve uygun bulunması halinde yeni üretim miktarı esas alınarak Devlet hakkı alınır.... (24) Ruhsat alanında madencilik faaliyeti gösterilen alanın orman, hazine ve/veya özel mülkiyete tabi alan olması halinde yapılan üretim miktarından dolayı oluşan Devlet hakları, alanın niteliği esas alınarak yüzey alanına göre orantı yapılmak suretiyle hesaplanır....(26) Bir prosese tabi tutulduktan sonra bu madde hükümlerinin uygulanmasında ocak başı satış fiyatının tespitinde baz alınacak ürünün satış fiyatının oluştuğu ara veya uç ürün göz önünde bulundurularak ocak başı satış fiyatı hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarece yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 04/11/2016 tarihli mahallinde tetkik ve değerlendirme raporunda tetkik tarihinde ocak içinde bulunan stok toplamının tüvenan ve tesis önünde kırılmış madenden oluştuğunun, üretilen kalkerin bir kısmının tüvenan olarak doğrudan bir kısmının ise ocakta bulunan konkasör tesisinde boyutlandırıldıktan sonra satışa sunulacağının, ruhsat sahasının 2015 yılında temdit edildiğinin, verilen temdit işletme projesinde yoğunluk değerinin 2 gr/cm³ ve verim oranının %80 olarak beyan edildiğinin, 2015 yılı için verilen SBF beyanında 214.021 m³ toplam satış beyan edildiğinin, ancak Devlet hakkı hesabında yoğunluk değerinin proje yoğunluk değerinden daha düşük alınarak 1,6 gr/cm³ olarak gösterildiğinin tespit edildiği, davalı idare teknik personeli tarafından hazırlanan 12/01/2017 tarihli ek görüş yazısında 2015 yılında 3.789.119,86 TL, 2016 yılında tetkik tarihine kadar 4.050.893,80 TL tutarında satış gerçekleştirildiği, Maden İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Hakları ve Muhasebe Koordinatörlüğünün ... tarihli ve E... sayılı yazısında 04/11/2016 tarihli heyet raporu ve 12/01/2017 tarihli ek görüş yazısında üretim, satış tutarları, stoklar ve ortalama ocak başı satış fiyatlarında uyumsuzluklar bulunduğu belirtilerek Devlet hakkına ilişkin olarak tekrar inceleme yapılmasının istenildiği, bu doğrultuda tekrar hazırlanan 08/11/2017 tarihli heyet ek görüş raporunda, ruhsat sahibi tarafından 2015 ve 2016 yılları için verilen görüşe konu SBF beyanlarında yoğunluk değerinin, 2,00 Ton/m³ yerine 1,60 Ton/m³ ve 1,80 Ton/m³ olarak farklı değerlerin kabul edildiği, bu nedenle heyetin tespitleri ile ruhsat sahibi beyanları arasında satış miktarı, OBSF ve toplam satış tutarı olarak farkların oluştuğu, beyan edilmeyen miktar olmamakla birlikte, yoğunluk değerinin proje beyanından farklı kabul edilmesi nedeniyle üretim, satış, stok ve Ocakbaşı satış fiyatlarında farklılıkların oluştuğu, bu nedenle Devlet hakkı kaybı oluşmaması için revize edilmesi, revize sonrası oluşacak fark devlet haklarının gecikme cezalarıyla birlikte yatırılması gerektiği yönünde görüş bildirilmesi üzerine 2015 ve 2016 yıllarında üretilen madenin yoğunluk miktarının ve birim bedelinin eksik hesaplanması sonucunda ödenmesi gereken devlet payının eksik hesaplanarak ödendiğinden bahisle davaya konu işlemin tesis edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından işlem tarihindeki mevzuatın uygulanmadığı, yürürlükten kaldırılan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin dikkate alınması suretiyle işlem tesis edildiği belirtilmiş ise de, davalı idarece, denetime konu (2015-2016 yıllarına ilişkin) madencilik faaliyetine yönelik olarak, bahse konu tarihte yürürlükte olan mevzuatın uygulanması noktasında bir yanlışlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davacı tarafından yoğunluk değerinin proje beyanından farklı kabul edilmesi nedeniyle üretim, satış, stok ve ocakbaşı satış fiyatlarında farklılıkların oluştuğu bu durumun da ek Devlet hakkı hesaplanmasını gerektirdiği anlaşılmış olup her ne kadar davacı şirket tarafından aşamalardaki beyanlarda projelerin varsayımsal veri içerebileceği, nitekim yoğunluk ve verimlilik değerlerinin projede öngörülenden farklı olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 86/18. maddesinde, ruhsat sahibi tarafından işletme projesindeki üretim miktarının değiştirilmesi talebi halinde yeni bir işletme projesi verilmesinin zorunlu olduğu, projenin incelenmesi ve uygun bulunması halinde yeni üretim miktarı esas alınarak Devlet hakkı alınacağı hükmüne yer verilmiş olup davalı idare tarafından sunulan savunma dilekçesinde de belirtildiği üzere dava dosyasında, davacı tarafından proje değişikliği yapıldığına ilişkin bir bilgi-belge bulunmadığı için davacının bu yöndeki iddiasına da itibar edilmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından nakliye giderleri düşülmeksizin Devlet hakkı hesaplandığı iddiasında bulunulduğu ve 04/11/2016 tarihli mahallinde tetkik ve değerlendirme raporunda tetkik tarihinde ocak içinde bulunan stok toplamının tüvenan ve tesis önünde kırılmış madenden oluştuğu, üretilen kalkerin bir kısmının tüvenan olarak doğrudan bir kısmının ise ocakta bulunan konkasör tesisinde boyutlandırıldıktan sonra satışa sunulacağı görülmüş olup Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 86/3. maddesinde, tüvenan madenin, herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulduktan veya bir prosesten geçirildikten sonra satış fiyatının oluştuğu durumlarda, ocak başı satış fiyatının, madenin ocakta üretiminden ilk satışının yapıldığı aşamaya kadar oluşan nakliye, zenginleştirme ve varsa farklı prosese ait kullanılan tesis ve ekipmanın amortismanı dahil giderler çıkarılarak oluşan fiyat olduğu, bu fiyatın, işletme yöntemi, tenör/kalite, üretilen bölge, aynı pazar ortamı ve diğer özellikler göz önünde bulundurulduğunda benzer işletmelerdeki emsal fiyatlardan az olamayacağı yönünde yer alan düzenleme de dikkate alındığında, Mahkemesince, ocakta bulunan madenin ne kadarlık kısmının tüvenan maden olduğu, bu madenin bir zenginleştirme işlemine tabi tutulup tutulmadığı, bu süreçte -farklı prosese ait kullanılan tesis ve ekipmanın amortismanı dahil- oluşan giderlerin hesaplamadan düşülerek, mevzuatta belirtilen şekliyle fiyat oluşturulup oluşturulmadığı hususunda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği görülmüştür.
Ayrıca, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, dava konusu işlemin "orman payı" adı altında tahsili istenilen kısmı yönünden yapılan incelemede maden sahasının devlet ormanlarına rastlaması ve Tarım ve Orman Bakanlığınca verilen iznin beş hektarı geçmemesi hâlinde, bu alandan ağaçlandırma bedeli dışında başkaca bir bedel alınamayacağının düzenlendiği gerekçesiyle dava konusu işlemin orman payına isabet eden kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından kararın bu kısmının kaldırılmasına karar verildiği görülmüş ise de dava dosyasında mevcut olan bilgi ve belgelerden orman payı tahsil edilen kısmın kaç hektarlık alana tekabül ettiği anlaşılamamış olup bu hususta da gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kısmen kabulü ve kısmen reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 29/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy