T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6007
Karar No : 2025/10191
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İhr. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına kayıtlı, Mersin ili idari sınırları dahilinde bulunan maden sahasına ait ... sayılı işletme ruhsat numaralı ve ... erişim numaralı IV (c) grubu maden işletme ruhsatının 2017 ve 2018 yıllarına ait ruhsat bedellerinin ödenmediğinden bahisle 15/09/2018 tarihi itibarıyla iptal edilmesine ve 38.066,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; maden işletme ruhsatının 15/09/2018 tarihi itibarıyla iptal edilmesine ilişkin kısmı yönünden; Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca, ilanen tebligat yapılabilmesi için muhatabın adresinin meçhul olması ve tebliği çıkaran mercinin, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorması ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirmesi gerekirken davalı idarece davacı şirketin adresinin tahkik ve tespit edilmesi için herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşıldığından, bu durumda, davacı şirkete ruhsat bedelin ödemesi için 3 aylık süre verilmesine, aksi takdirde ruhsatının iptal edileceğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ihtar yazısının Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde yer alan koşullar gerçekleşmeksizin usulüne aykırı olarak ilanen tebliğ edildiği görüldüğünden, gerekli ihtar usulünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle, dava konusu işlemin davacı şirkete ait maden işletme ruhsatının 15/09/2018 tarihi itibarıyla iptal edilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davacı şirket tarafından ruhsat hukukun devam ettiği süreçte 2017 ve 2018 yılı maden işletme ruhsat bedellerinin ödenmediği sabit olduğundan, 3213 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasında 14/02/2019 tarihinde yapılan değişiklikle, "Ruhsat bedelinin süresinde yatırılmaması halinde ruhsat sahibine ayrıca herhangi bir tebligat ve bildirim yapılmaksızın ruhsatın iptal edileceğinin" düzenlenmiş olması karşısında, anılan değişiklik tarihi itibarıyla davacı şirkete ait maden işletme ruhsatının akıbetine ilişkin olarak yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle iptaline, davacı şirketin 2017 yılı ruhsat bedelini süresi içerisinde yatırmaması nedeniyle 38.066,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden; 14/02/2019 tarihinde 7164 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle artık ruhsat bedelinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine izlenecek yolların yeniden düzenlendiği ancak süre verilerek eksiklik giderilmez ise idari para cezasının kesileceği yönündeki hükmün de kaldırıldığı anlaşılmış olup, olayda, davacı adına tesis edilen idari para cezasına ilişkin işlemin bir kabahat neticesinde tesis edildiği, Kabahatler Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında, "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağının" hükme bağlandığı, işlem tesis edilmesine neden olan kabahate ilişkin olarak Maden Kanunu'nun 13. maddesinin olay anında ve işlemin tesis edildiği anda farklı hükümler içerdiği, dolayısıyla lehe olan hükmün davacıya uygulanmasının gerektiği, bu durumda, işlem tesis edildiği tarih itibarıyla, davacı tarafından gerçekleştirilen "ruhsat bedelinin ödenmemesi" yönündeki kabahate, 14/02/2019 tarihinde 7164 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle yürürlükteki mevzuat uyarınca artık idari para cezası kesilemeyeceği, dolayısıyla lehe olan kanunun davacı lehine uygulanması anlaşıldığından, dava konusu işlemin davacı şirketin 2017 yılı ruhsat bedelini süresi içerisinde yatırmaması nedeniyle 38.066,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Resmi Gazete'de yapılan ilanın üzerinden 2.5 yıl geçmiş olduğu, bunun ardından iptal kararının Genel Müdürlüğün ... tarihli ve E... sayılı yazısıyla bildirilmesi karşısında 1 yıla yaklaşan bir süre geçtiği, yine çeşitli idarelerce davacı şirketin ruhsatının iptal edildiğini ortaya koyan yazıların mevcut olduğu gözetilerek davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği; esas yönünden ise, davacı şirket tarafından 2017 ve 2018 yıllarına ait işletme ruhsat bedellerini ödenmediği, gerekli tüm usuli işlemlerin gerçekleştirildiği, ruhsat bedeli ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği açık olan davacı şirket hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile olan yazışmalarının tebliğ evraklarının istenmesi ve incelenmesi gerektiği, KEP de temin etmediğinden yapılan tebligatın geçerli olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirketin Mersin ili idari sınırları dahilinde bulunan maden sahasına ait ... sayılı işletme ruhsat numaralı ve ... erişim numaralı IV (c) grubu maden işletme ruhsatı ile ilgili olarak 2018 yılı ruhsat bedelinin yasal süresi içinde ödenmediğinden bahisle idari para cezası uygulanmasına ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanması gerektiğine aksi halde işletme ruhsatının iptal edileceğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem tesis edildiği, anılan işlemin davacı şirketin "... Mah. ... Km ... No:Yok Merkez/YOZGAT" adresine tebligata çıkarıldığı, ancak şirketin adresten ayrıldığından bahisle tebliğ evrakının merciine iade edilmesi üzerine anılan işlemin 07/06/2018 tarih ve 30444 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak ilanen tebliğ edildiği, akabinde tesis olunan ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemle, "3212 sayılı Maden Kanununun 13/1 maddesi uyarınca, ruhsat bedelinin yatırılması için verilen sürenin 14/09/2018 tarihinde dolduğu, ruhsat bedelinin süresinde ödenmediğinden bahisle söz konusu işletme ruhsatının 15/09/2018 tarihi itbarıyla iptali ile ayrıca 2017 yılı ruhsat bedelinin süresi içerisinde yatırılmaması nedeniyle 38.066,00-TL idari para cezası uygulanmasına" karar verildiği, bu işlemin de davacı şirkete tebliğ edilemediği, davacı şirket tarafından "ruhsat iptali ve idari para cezası" konulu söz konusu işlemin haricen öğrenilmesi üzerine bakılan dava açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesine; "Hükmî şahıslara ve ticarethanelere tebligat" başlıklı 12. maddesinde, "Hükmî şahıslara tebliğ, salâhiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir." düzenlemesine; "Hükmî şahısların memur veya müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesinde, "Hükmî şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerine yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un ''Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina'' başlıklı 21. maddesinde, ''Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' 28. maddesinde; "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarı ki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malum adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.'' hükmüne yer verilmiştir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında; "Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır.
" kuralına, 48. maddesinde de; "(1) Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır. (2) Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır. (3) Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. (4) İlânen tebligat, bu maddedeki usuller izlendikten sonra başvurulacak son çaredir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda hükmüne yer verilen 7201 sayılı Kanun'un bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin birinci fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16. maddesinin birinci fıkrasına göre bilinen en son adresin tespitinde tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 2018 yılı ruhsat bedelinin süresi içinde yatırılmaması nedeniyle davacı hakkında idari para cezası verilmesine ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanması gerektiği aksi halde işletme ruhsatının iptal edileceğine ilişkin tesis edilen işlemin davacının ''... Mah. ... Km ... No:Yok Merkez/YOZGAT'' adresine tebliğe çıkarıldığı ancak posta memuru tarafından tebliğ evrakının üzerine ''şirket adresten ayrılmış iade'' notunun yazılması üzerine idarece tebligatın Resmi Gazetede ilanen yapılması yoluna gidildiği görülmüştür.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işlemin tebliğ evrakının PTT nezdindeki gönderi sorgusunda tebligatın durumu hakkında ''Tarih:07/04/2020 İade: Muhatap Adresi Değişmiş/Yeni Adres Bulunamadı'' ifadelerinin yer aldığı, davacı şirketin 29/05/2019 tarih ve 8330 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki ilanda ''... Mah. ... Km ... No:Yok Merkez/YOZGAT'' adresine taşındığı, bu tarihten sonraki ve son olarak verilen ilanda ise herhangi bir adres değişikliğinin olmadığı ve huzurdaki bu davayı açarken sunulan vekaletnamede de şirketin adresinin ''... Mah. ... Km ... No:Yok Merkez/YOZGAT'' olarak yer aldığı görülmüştür.
Olayda, davacı tarafından en son 2013 yılında adres değişikliği yapıldığı, idareye herhangi bir farklı bir adres beyan ettiğine dair bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığı, huzurdaki bu dava açılırken sunulan vekaletnameden de aynı adres bilgilerinin yer aldığı görülmüş olup, bu bilgilerden hareketle tebligatın esasen bilinen adrese yapıldığı, ancak Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünden ruhsat sahasının içinde bulunduğu alana ilişkin tahsis alan değişikliği işlemleri için yapılan yazışmalarda da yine aynı adrese tebligat yapılmış olmasına karşın 'iade' olduğuna dair tebliğ evrakının dosyaya sunulduğu da görülmüştür.
Bu noktada uyuşmazlığın çözümü için; dava konusu edilen ruhsat iptaline ilişkin işlemin ve bu işlemin dayanağı olan ruhsat bedelinin 3 ay içinde yatırılması gerektiğine yönelik ilk işlemin tebligatının usulüne uygun olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Bu nedenle öncelikle idari para cezası uygulanmasına ve ruhsat bedelinin üç ay içinde tamamlanması gerektiğine aksi halde işletme ruhsatının iptal edileceğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ilk işlemin tebligatının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının ortaya konulması için davacının adres bilgisine dair gerekli araştırmanın yapılması, Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan yazışmaların tebliğ evraklarının istenmesi ve incelenmesi gerektiği, idarece tesis edilen işlemler iade olduktan sonra ilanen tebligat yapılmadan önce yukarıda hükmüne yer verilen düzenlemeler uyarınca tebliğ yapılamaması üzerine ilgili tebligatı muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ya da zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edip etmediği, buna ilişkin ihbarnamenin adresteki binanın kapısına yapıştırılıp yapıştırılmadığının araştırılması gerekmektedir.
İlaveten idarece ilanen tebliğ yapılabilmesi için anılan düzenlemeler uyarınca adresin meçhul olması gerektiği ancak adresin meçhul olabilmesi için bu durumun tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilmesi gerektiğinden, somut olayda davacının tebligat yapılmak istenen ''... Mah. ... Km ... No:Yok Merkez/YOZGAT'' adresine tebligatın yapılamaması sonrası durumun mevzuat hükmü uyarınca mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilip edilmediğinin araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu işlemi 18/01/2021 tarihinde haricen öğrendiğini beyan ettiği, oysa ki dava konusu işlemin tebliğ evrakının PTT nezdindeki gönderi sorgusunda tebligatın durumu hakkında 07/04/2020 tarihinde iade olduğuna dair bilginin yer aldığı, davanın ise 29/01/2021 tarihinde açıldığı görüldüğünden yukarıda belirtilen hususların araştırılması sonucunda elde edilecek bilgi ve belgeler ile huzurdaki davanın da süresi içerisinde açılıp açılmadığının da incelenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 22/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy