T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/115
Karar No : 2023/7611
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne uluslararası öğrenci kontenjanından kayıt yaptıran ve halen burada eğitim gören davacının, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 6. fıkrası gereğince öğrenci kaydının silinmesine ilişkin (... tarihli ... sayılı işlem ile bildirilen) ... tarihli ... sayılı Fakülte Yönetim Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yurt içinde yani Türkiye'de lise mezuniyeti bulunan davacının, bundan 3 yıl sonra yeniden yurt dışında lise okumasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, uluslararası öğrenci statüsü için üniversiteye girişte getirilen kolaylık ve imkanlardan yararlanmak amacıyla bu yolun seçildiği, davacının davalı Üniversiteye "uluslararası öğrenci" statüsünde kaydının yapılmasında esas alınan yurt dışı lise mezuniyetinin bu haliyle "gerçeği" yansıtmadığı, Yönergenin ilgili maddesi uyarınca da, davacı gibi lise öğreniminin tamamını Türkiye'de tamamlayan Türk vatandaşlarının hiçbir şekilde uluslararası öğrenci statüsünde sayılmayacağı, davacının lise eğitimini Türkiye'de tamamlamasına rağmen yeniden yurt dışında lise diploması alarak dolayısıyla "gerçeğe aykırı ve yanıltıcı" nitelikte yurt dışı lise diploması ile davalı Üniversiyete kayıt yaptırdığı açık olduğundan, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 6/6 maddesi uyarınca üniversite kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 2547 sayılı Kanunun 45/f.maddesi gereği ortaöğretimin tamamının yurtdışında okuyan öğrencilerin Yükseköğretim kurumlarına kabul edileceği ve düzenleme yapma hususunda Kanunla yetkili kılınan Yükseköğretim Kurumu Başkanlığınca belirlenen ilkenin de ortaöğretimin tamamının yurtdışında tamamlanması olduğu, bu ilkenin 14/11/2013 yılından beri bulunduğu ve halen yürürlükte olduğu, davacı ve davacı gibi uluslararası öğrenci kontenjanından faydalanmak isteyen kişilerle ilgili düzenlemelerin 2547 sayılı Kanunun 45/f.maddesi ile Yükseköğretim Kurulu'nun belirlediği ilke ve esaslar olduğu gözönüne alındığında; bu kanun maddesinin gerekçesine ve getiriliş amacına da bakılması gerektiği, 2547 sayılı Kanun'un 45/f.maddesinde değişiklik yapan 6287 sayılı Kanun'un gerekçesinin; yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurtdışında okuyan öğrencilerin yani yabancı uyruklu olmamakla birlikte T.C. vatandaşı olan ya da çifte vatandaşlığı olan bir öğrencinin de ortaöğretiminin tamamını yurtdışında okuması halinde Türkiye’de üniversite sınavına tabi tutulmaksızın üniversite eğitimi alabilmesini sağlamak olduğu, 2547 sayılı Kanun'un 45.maddesinde yapılan düzenleme ile Türkiye'de yaşayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ortaöğretim kurumlarında eğitim görmesi neticesinde lise diploması almış bir öğrenci açısından uluslararası öğrenci statüsü verilmesi gibi bir hakkın söz konusu olmadığı; aksine bunun diğer kişilen için tanınan hakkın kötüye kullanılmak istenilmesi anlamına geldiği, ayrıca 2547 sayılı Kanun'da ya da 45.maddede ikinci kez alınacak lise diplomasıyla ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı ancak bulunmasına da gerek olmadığı, çünkü yasa koyucunun kendi ülkesinde ortaöğretimi tamamlayan bir öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde üniversite eğitimine devam edebilmesinin şartlarını zaten belirlediği bu nedenle kanunda bir boşluk olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, sonuç itibariyle; Türkiye'de bir ortaöğretim diploması aldıktan sonra yurtdışında online ya da örgün olarak tekrar ortaöğretim eğitimi alınması üzerine Türkiye'de üniversite sınavına tabi tutulmaksızın uluslararası öğrenci statüsünden faydalanılarak üniversite eğitimi alınabileceğine ilişkin bir hak olmadığı gibi bu eğitime bağlı denklik belgesi talebi sırasında da Türkiye'deki lise eğitimiyle ilgili beyandan kaçılması yani yanıltıcı beyanla denklik belgesi alındığının tespit edilmesi üzerine üniversite kaydının silinmesine ilişkin işlemlerde ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı, davacının üniversite kaydının silinmesinin sebebinin orada aldığı eğitimin sahteliği ya da gerçekliği olmadığı, işlemin sebebinin davacının zaten uluslararası öğrenci statüsünde Türkiye'de üniversite eğitimi alma hakkının olmaması olduğu, ayrıca davacıya uygulanmaması gerektiği iddia edilen Yönetmelik hükmünün davacının hukuka uygun olarak kazanılmış hakkını yok eden bir madde olmadığı gibi temelinde açık hata ve yanıltıcı beyan kapsamında tesis edilen bir işlemin her zaman geri alınacak nitelikte olması sebebiyle işlemin sebep unsuru yönünden de hukuka aykırı bulunmadığı, dava konusu olayda davacının 12.06.2015 tarihinde Gaziantep İli Nizip İlçesi Yahya Altınbaş Anadolu Lisesinden mezun olduğu, bu mezuniyete dayalı olarak 03.09.2015 tarihinde Beykent Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Bölümüne yerleştiği, buradan kendi isteği ile 08.10.2015 tarihinde ayrıldığı, akabinde Ukrayna'da bulunan Kirovohrad Ekonomi ve Hukuk Kooperatif Kolejinden 22.06.2018 tarihinde mezun olduğu, yurtdışından aldığı diplomanın Türkiye'deki eğitimine üstün sayılmasını gerektiren ya da böyle bir hak veren bir düzenleme olmadığı halde bu haktan faydalandığının ve üstelik bu haktan faydalanabilmek için denklik belgesi talebi sırasında da Türkiye'de bitirdiği ortaöğretimle ilgili yanıltıcı beyanda bulunduğunun görülmesi karşısında; açık hata ve yanıltıcı beyan ile yapılan üniversite kaydının iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık olmadığı, ayrıca olayın disiplin soruşturması niteliğinde olmadığı ve işlemin disiplin soruşturmasına dayalı olarak tesis edilmediği, dava konusu üniversite ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin, Anayasayla koruma altına alınan eğitim hakkının özüne bir müdahale oluşturup oluşturmadığı hususunun da; Anayasa Mahkemesi'nin eğitim hakkına yapılan müdahalelerle ilgili kararları incelenerek değerlendirildiği, davacının eğitim hakkına ilişiğinin kesilmesi şeklinde yapılan müdahalenin temelinin, 2547 sayılı Kanun'un 45/f maddesi, Uluslararası Öğrenci Kabulüne İlişkin Usul ve Esaslar ile Hasan Kalyoncu Üniversitesi Lisans ve Önlisans Yönetmeliği olduğu, dolayısıyla müdahalenin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varıldığı, davacının üniversite ile ilişiğinin kesilmesi suretiyle gerçekleştirdiği müdahalenin temelinde kamu düzeninin sağlanması ve hukuka uygun olmayan bir işlemle kazanılmış bir haktan söz edilemeyecek olması sebebiyle müdahalenin temelinin Kanun'daki eğitim hakkı ilkelerine dayandığı, bu nedenle işlemin meşru bir amaçla gerçekleştiği sonucuna varıldığı, üniversite kaydının olmayan bir hakka dayandırılması sebebiyle ve davacının herhangi bir sınava katılarak üniversite eğitimine başlamadığı gerçeği karşısında davacının eğitiminin sonlandırılmasından başka bir şekilde durumun hukuka uygun hale getirilmesi de söz konusu olamayacağından müdahalenin elverişli ve ölçülü olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yurt dışına giriş-çıkış kayıtlarından anlaşılacağı üzere lise eğitimi aldığı ülkede fiilen bulunarak lise mezuniyetinin ardından Türkiye'de lisans alanında kayıt yaptırdığı, lise diplomasına ilişkin denkliğin yapılmış olduğu, söz konusu lise denklik belgesinin kayıt esnasında davalı idareye verildiği ve geçerli olduğu, üniversiteye kayıt tarihinden uzunca bir zaman geçtikten sonra yapılan kayıt silme işleminin kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğuna dair emsal mahkeme kararlarının bulunduğu, 14-17 Eylül 2021 arası dönemi kayıt yenileme haftası olduğu ve bu dönemde ders seçimi yapılacağı, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy