T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5421
Karar No : 2025/1391
GÖNDERME KARARI
(EK KARAR ALINMAK ÜZERE)
Davacı ... Derneği tarafından, ... Termik Enerji Üretim A.Ş.'nin ... sicil no.lu işletme ruhsatı sahasında (Yatağan ilçesi, Turgut Mahallesi, Lagina III. derece arkeolojik sit alanının güney kısmında - Civcil Mevkii) 2 aydan beri sürdürülmekte olan yeraltı kapalı kömür ocağı-tünel-galeri açma faaliyetinin durdurulması için 07/07/2022 tarihli dilekçe ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne karşı açılan davada, dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istemiyle verilen dilekçe üzerine açılan dosya incelendi.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nda feragat konusu özel olarak düzenlenmemiş olup, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile göndermede bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı hükme bağlanmış; 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 310. maddesine eklenen 3. fıkrayla; ‘‘Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.'' kuralı getirilmiştir.
Davacı tarafından, 06/01/2025 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davadan feragat edildiği belirtilmiştir.
Bu durumda, anılan Kanun hükümleri uyarınca, feragat nedeniyle, temyize konu kararı veren Bölge İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 310. maddesinin 3. fıkrası uyarınca dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan davadan feragat beyanı gereğince ek karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 25/02/2025 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, ... Termik Enerji Üretim A.Ş.'nin ... sicil no.lu işletme ruhsatı sahasında (Yatağan ilçesi, Turgut Mahallesi, Lagina III. derece arkeolojik sit alanının güney kısmında - Civcil Mevkii) 2 aydan beri sürdürülmekte olan yeraltı kapalı kömür ocağı-tünel-galeri açma faaliyetinin durdurulması için 07/07/2022 tarihli dilekçe ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesinin (a) fıkrasında "idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları," hükmü düzenlenmiş iken, bu hükümde yer alan " kişisel hakları ihlal edilenler” ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesince verilen 21.9.1995 tarih ve E:1995/27 K:1995/47 sayılı karar ile bu ibare iptal edilmiş, bunun üzerine 4577 sayılı Kanun ile bu ibarenin yerine "menfaatleri ihlâl edilenler tarafından” ibaresi eklenmek suretiyle mezkur madde son halini almıştır.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararında; "Hak, hukukun koruduğu menfaattir. Özel hukukta her menfaat korunmaz. Kamu hukukunda ise iptal dâvaları yoluyla her menfaatin korunması zorunludur. Tam yargı dâvalarının aksine iptal dâvalarında dâvacı olabilmek için menfaat ihlâlinin yeterli sayılması, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlamak amacına yöneliktir.
Yargı kararlarında ve öğretide "menfaat", dâvacı ile iptalini istediği idarî işlem arasındaki bağı, ilgiyi anlatır. İdarî işlem ile dâva açan kişi arasında meşru, güncel ve ciddî bir ilişki sözkonusu ise dâvada menfaat bağı bulunduğu kabul edilmektedir. Bunun dışında öznel (subjektif) bir hakkın ihlâl edilmesi koşulu araştırılmaz.
İptal davalarında idarî işlemin hukuka aykırılığının saptanması durumunda iptal edilmesi söz konusu iken, tam yargı davalarında idarî işlem ve eylemin uygulanmasından ve yürütülmesinden doğan zararların tazmini söz konusudur. Bu iki dâva türündeki farklılık ve gerçekleştirilmek istenilen amaç nedeniyledir ki, iptal davasında davacı olabilmek için "menfaat ihlâli" yeterli görülmüş iken; tam yargı davalarında idarî eylem ve işlemlerden dolayı davacının "hakkının ihlâl” edilmesi gerekmektedir.
İdarî işlemler yasallık karinesinden yararlanır ve bu karine gereği, idarî işlemlerin yerindeliği ve hukuka uygun olduğu varsayılır. İdarî davalar, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal yolla denetlenmesi, kamu hizmetlerinin hukuk kurallarına ve hizmetin gereklerine uygun biçimde yapılmasının sağlanması, kamu hizmetlerinin getirdiği yarar ve zararların bireyler üzerindeki etkilerinin adaletli bir surette dengelenmesi için vatandaşlara tanınmış bir haktır. İdarî dâvalar, idare hukukuyla birlikte hukukun üstünlüğü, Devletin hukuka bağlılığı ilkesinin sonucu olarak hukuk alanına girmiştir.
İdarî yargıda "idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan dâvalar” biçiminde tanımlanan iptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayarak hukuk devletini gerçekleştiren önemli yollardandır. İptal davası kolay işleyen ve karmaşık olmayan niteliğiyle yargısal bir denetim yolu olarak öngörülmüştür.
İptal davaları ile idarî işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğu incelenir. Aykırılığın saptanmasında işlem ortadan kaldırılır. Böylece, idarenin hukuk kurallarına uygun şekilde hareket etmesi sağlanarak hukuk düzeni korunur.
İdarî işlemlere karşı iptal davası açabilmek için, idare hukukunun genel esaslarına aykırı biçimde idarî işlemin davacının "kişisel hakkını ihlâl" etmiş olması koşulu getirilerek hak arama özgürlüğü kısıtlanmış ve birçok işleme karşı dava yolu kapatılmıştır.
İdarî yargı denetimini sınırlayan itiraz konusu kuralın hukuk devleti ilkesi ile bağdaştığı
söylenemez. Bu nedenle, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
İdarî işlemlere karşı dava açılabilmesi için "kişisel hakkın ihlâl edilmesi" koşulunun getirilmesiyle soyut, genel ve gayrî şahsî olan "düzenleyici tasarruflar"a karşı yargı yolu daraltılmıştır. Böylece, idarenin düzenleyici işlemlerine karşı uygulanmalarını beklemeden dava açılması güçleştirilmekle, Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına aykırılık oluşturulmaktadır." gerekçesine yer vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararı ile dava dosyası birlikte incelendiğinde; davacı ... Derneğinin Muğla ili, Yatağan ilçesi, ... mahallesinde bulunan maden ocağının ruhsatı ile ilgili olarak "kişisel bir hakkının” bulunmadığı açıktır. Sözü edilen maddenin iptal edilmeden öncesi durumda bu dava açılmış olsa idi davacının ehliyet yoksunluğundan dolayı davası incelenmeksizin ret kararı ile sonuçlanacak idi. Anayasa Mahkemesi çevre, tarih, imar, orman gibi geneli ve kamuyu ilgilendiren durumlarda, kişisel hak ehliyeti koşulunun dava koşulu olarak aranması halinde, hak arama özgürlüğünün kısıtlanmış olduğunu, bir çok işleme karşı dava yolunun kapatıldığını, idari yargı denetiminin sınırlandığını, bunun ise iptal davaları yolu ile hukuk devletinin gerçekleştirilmesi ilkesine dolayısıyla hukuk devletine aykırı olduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine yapılan değişik ile menfaat ihlali koşulu getirilerek, davacı dernek gibi kamusal amaçlı kurulan sivil toplum kuruluşlarının çevre, tarih, doğa, imar gibi kamuyu ilgilendiren konularda idari işlem ile olan bağı ciddi ve makul bulunarak dava bağı kurulmuştur.
Olayda ise tartışılan konu, çevre ve doğayı ilgilendirmesi yönü ile idari işlemle menfaat bağı kurulan derneğin, Mahkemece dava konusu işlemlerin iptaline karar verildikten ve kamu yararı böylece ortaya çıktıktan sonra temyiz kanun yolu aşamasında davadan feragat etmesi halinde bu feragatin kabul edilip edilmeyeceği noktasında düğümlenmektedir.
Kamu yararının ortaya çıktığı durumlarda feragatin kabul edilmesi idari yargı disiplinine, iptal davalarının amacına ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Şöyle ki;
1- Bu durum idari yargı sistemine aykırıdır. Feragat konusu 2577 sayılı Kanunun 31. maddesinde Hukuk Usulü Kanununa gönderme yapılan konular arasında düzenlenmiş olmakla birlikte, bu maddede atıf yapılan konular idari yargı sistemine birebir uymadığından dolayı içtihatlar idari yargı usulüne uygun gelişmiştir. Hukuk Usulü Kanunu kapsamında kişisel hak ihlali dava açmanın koşulu kabul edilerek feragat buna bağlı kılınmıştır. Oysa ki idari yargıda Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararında da geçtiği üzere dava açma ehliyeti doğrudan kişisel hakka bağlanmadığı için, hukuk usulünde yer aldığı şekliyle uygulanması idari yargı sistemine uygun düşmez.
2- İptal davalarından beklenen amaca aykırıdır. İptal davaları, idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının tespit edilmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine sebep olan davalardır. Bu bağlamda, idarî yargıda iptal davaları açısından feragatin farklı bir değerlendirmeye tâbi tutulması gerekmektedir. Özellikle kamu menfaatini ilgilendiren iptal davaları sonucunda verilecek hükmün genele etkili olması dolayısıyla davadan feragatin hüküm ve sonuçları itibarıyla yalnızca davacının değil, kamunun menfaati üzerinde etkisi olacağı açıktır. İdari işlemin kamuya olan zararın giderilmesi ancak iptal davaları ile yolu ile gerçekleşir. İdari işlemin kamuya olan zararının ortaya çıktığı hallerde, feragatin kabul edilmesi halinde, iptal davası yolu geçersiz hale gelecektir. Halbuki iptal davası ile amaçlanan kamuya zarar verilmesi halinde bu etkinin giderilmesi, işlem tesis edilmeden önceki hale dönülmesidir.
3- Hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Hukuk devletinde, idarenin işlem ve eylemlerinin yargı yolu ile denetlenmesi esası kabul edilmiştir. Bunun için kişisel hak koşulu yerine menfaat ihlali koşulu benimsenmiştir. İdari işlem çevre, tarih, imar gibi kamuyu ilgilendiren bir işlem ve işlemin kamuya olan zararı bilirkişi incelemesi ve buna dayanılarak verilen iptal kararı ile ortaya çıkmış ise, feragatin kabul edilmesi, bu zararın varlığının devam etmesi sonucunu doğurur ki, bu durum hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz.
Bu durumda, çevre derneğinin açtığı davada iptal kararı verilmekle kamu yararı ortaya çıktıktan sonra temyiz aşamasında yapılan feragat isteminin kabul edilmesi, idari yargı sistemine, iptal davalarının amacına ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden dolayı, bu istemin reddine karar verilerek, davalı idare ile müdahil şirketin temyiz istemlerinin incelenerek bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.