T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5955
Karar No : 2024/6827
Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) ...
Vekili : Av. ...
2- (Davalı) ... Valiliği
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı Dairemizin bozma kararına uyularak verilen kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmaların Özeti : Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : Temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak 13/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-Dava; ... görev yaptığı ... İlkokulu'nun 667 sayılı KHK ile kapatılması nedeniyle çalışma izni iptal edilen davacının çalışma izninin geri verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem sebebiyle mahrum kaldığı ileri sürülen parasal ve özlük haklarının iadesi istemiyle açılmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararıyla; dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı ileri sürülen parasal ve özlük hakları kısmının ise reddine karar verilmiştir.
İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesi ile ... tarih ve ... sayılı yazısının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edileceği, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyeceği, bireysel değerlendirme yapılmaksızın tesis edilen bu işlemlerden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik valilikler bünyesinde komisyonlar oluşturulacağı ve bu komisyonlarca yapılacak bireysel inceleme neticesinde anılan kişilerin millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olup olmadığının tespit edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan; 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmamış olup; esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlığın esası; davacının terör örgütüyle irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığından kaynaklanmakta olup; bu hususun tespiti için Dairemizin 19/12/2023 tarihli bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen Ara Kararı sonrası dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
UYAP sorgulama ekranından; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçuna istinaden yürütülen ceza yargılamasında verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı beraat kararının istinaf edilemeden kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Müflis... Bankası A.Ş.'den (...) gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri Fethullah Gülen'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank Asya'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25/12/2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırma fiili terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilmiş; Anayasa Mahkemesince de, örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği anlaşılan Banka'ya, örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırmanın somut olayın koşullarına göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak değerlendirilebileceği kabul edilmiştir (AYM, Metin Evecen, B. No: 2017/744, 04/04/2018, § 59).
FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.
Görüldüğü üzere Bankasya'ya para yatırmanın iltisak veya irtibat hali olarak kabul edilmesinin gerekçesi, FETÖ/PDY sözde liderinin çağrısı üzerine bu bankanın bozulan finansman yapısının düzeltilmesine katkı amacıyla hareket edilmiş olmasıdır ki bu nedenle; ancak 25/12/2013 tarihinden sonra ve anılan bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden önce para yatırma işlemleri değerlendirmeye alınmakta, bu tarih aralığı dışındaki para yatırma işlemleri gerek idari yargı gerekse ceza yargısı tarafından hiç bir şekilde değerlendirmeye dahi alınmamaktadır.
Bölge İdare Mahkemesince verilen ara kararı üzerine Müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından dava dosyasına sunulan elektronik belgenin incelenmesinden; davacının Bank Asya'daki ilk hesap açılış tarihinin 31/01/2014 olduğu, anılan tarihte açılan katılım hesabına 1130 EURO yatırıldığı, 04/08/2014 tarihine kadar temdit edilen bu hesaptan 13/08/2014 tarihinde 1000 EURO nakit çekildiği, 25/08/2014 tarihinde ise kalan 140,72 EURO'luk kısım için hesabın vadesinden önce kapatıldığı, aynı gün (25/08/2014 tarihinde) 1244,19 EURO katılım hesabı açıldığı, temdit edilen bu hesaptan 12/11/2014 tarihinde 1000 EURO nakit çekildiği ve 24/06/2014 tarihinde bu hesabın vadesinden öce kapatıldığı, ayrıca 05/02/2014 tarihinde davacı tarafından (17,64 XAU) hurda altın alımı gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; davacının örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte Bank Asya'da katılım hesabı açtığı, bu dönemde açılan katılım hesaplarını vadesinden önce bozarak kar payını Banka bünyesinde bıraktığı, ayrıca hurda altının fiziki olarak bankaya teslim edilerek bedelinin ilgililerin hesabına yatırılması yöntemini kullandığı dikkate alındığında; davacının anılan bankacılık faaliyetlerinin bireysel anlamda maddi kaynaklarını arttırma veya tasarruf etme amacının dışında örgütün finansal kaynaklarından biri olan Bank Asya'ya finansal destek sağlama amacına hizmet ettiği anlaşıldığından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisak düzeyinde bir ilişkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davacının çalışma izninin geri verilmesi isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.