T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/1380
Karar No : 2025/10316
DAVACI : ... Nolu Barosu
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Birliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU :
07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin,
b) 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin "Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi" başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasının,
c) 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin "Görevlendirme esasları" başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan..." ibaresinin,
d) 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin "Ücretin ödenme usulü" başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya...", "...veya büro..." ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle, İstanbul Barosu bünyesinde oluşturulan ve 1993 yılından bu yana faaliyet gösteren, meslek içi eğitimler yapan, istatistikler yayınlayan, İstanbul'da kolluk ve yargıda göreve özgü yapılanmaya giderek eşit işe eşit ücret anlayışıyla görevlendirmede ücret bazlı puan sistemi ile avukat görevlendiren, ödeme işlemlerini gerçekleştirmek üzere adliye merkezli muhasebe birimleri oluşturan, yaşanan hak ihlalleri karşısında etkin bir hukuki yardım sunulmasını sağlayan CMK Uygulama Servisi kapatılarak bu görevin adli yardım bürosuna devredildiği, 07/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte bu büroların teşkiline dair düzenlemelerin yapıldığı, anılan Yönetmeliğe göre adli yardım bürosunun, baroların eşit temsili esas alınarak en fazla 50 avukat tarafından oluşturulacağı, büroya 1 nolu barodan başlamak üzere her ay sıra ile dönüşümlü olarak sorumlu Yönetim Kurulu üyesinin başkanlık edeceği, büronun, işlerini her baronun adli yardımdan sorumlu Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunda yürüteceği, görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılacağı ve görevlendirmeye ilişkin esasların adli yardım bürosu tarafından belirlenerek baroların onayına sunulacağı, uyuşmazlık halinde ise Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun kesin olarak karar vereceği yönünde düzenlemelerin getirildiği, önceki sistemde ise, CMK Uygulama Servisinin 7/24 nöbet usulü ile çalıştığı, kendi bünyesinde soruşturma-kovuşturma, atama, muhasebe birimlerinin bulunduğu, avukatların konut ve işyerlerini esas alan, gece/gündüz ve hafta içi/hafta sonu tercih ayrımlarını gözeten bölgesel bir görevlendirme esasının uygulanmakta olduğu, hızlı ve etkili CMK görevlendirme hizmetinin sunulabilmesi, vatandaşın avukatın hukuki yardımından en kısa sürede yararlanabilmesi için hizmetin tek elden yürütümünün elzem olduğu, baroların eşit temsil esasına göre oluşturulmak istenen adli yardım bürosu ile bu hizmetin verilmeye çalışılmasının idarenin bütünlüğü ilkesine aykırılık oluşturacağı ifade edilmiştir.
İstanbul Barosunda kayıtlı 15.650 avukatın aktif olarak CMK sistemine kayıtlı bulunduğu, CMK sisteminde kayıtlı olup da 2 No'lu Baroya geçiş yapan avukat sayısının 611, İstanbul Barosunda kayıtlı toplam avukat sayısının ise 48.000 olduğu, 2.000 avukatlı 2 No'lu Baro ile CMK görevlendirmelerinin devredildiği adli yardım bürosunun eşit temsil esasına göre idare edilmek istenmesinin Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve temsilde adalet ilkelerine aykırılık oluşturacağı; çoklu baro sistemi bulunsa da CMK görevlendirmeleri barolar tarafından yapıldığından, görevlendirme usulünü belirleme yetkisinin de barolara ait olması gerektiği; birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosundan müdafi veya vekil görevlendirilmesinin istenilmesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 156. maddesine aykırı olduğu, nitekim anılan yasa maddesinde, müdafi görevlendirmelerinin soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosu tarafından yapılacağının düzenlendiği, dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle birlikte barodan önce bürodan avukat isteme ve büronun belirlediği yöntemle müdafi/vekil görevlendirilmesini sağlama esasına geçildiği belirtilmiştir.
Baro yerine büro sistemini öngören bu düzenlemelerin ancak yasa konusu olabileceği, Yönetmelikle anılan değişikliklerin getirilmesinin davalı idarenin yetki aşımına sebebiyet verdiği, 23/08/2008 tarihli ve 26976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekiller İçin Barolarca Yapılacak Cari Giderler ile Bu Hizmet İçin Çalıştırılacak Personele İlişkin Yönetmeliğe karşı açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesinin 31/05/2010 tarih ve E:2008/8169 K:2010/3111 sayılı kararı ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 180. maddesinin son fıkrasında anılan Yönetmeliğin Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği tarafından birlikte çıkarılacağı düzenlemesine aykırı olarak sadece Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanarak yayımlanan Yönetmeliğin yetki yönünden hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu zamana kadar yeni bir Yönetmeliğin de yayımlanmadığı, dava konusu Yönetmeliğin de bu düzenlemeye aykırılık oluşturduğu, dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMALARI:
1-Adalet Bakanlığı’nın Savunmasının Özeti: 15/07/2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin yeni düzenlemelerin getirildiği, bahsi geçen yasal değişiklikler nedeniyle adli yardım bürolarının tanımı ve avukat görevlendirme süreçlerine dair hususların dava konusu Yönetmelikle yapıldığı, iptal istemine konu dava konusu Yönetmelik maddelerinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığı, öte yandan Bakanlığın Yönetmelikle yetki aşımı yaptığına yönelik iddialara ise Anayasanın 124. maddesi, Avukatlık Kanununun 177. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanununun 150., 234. ve 239. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13. maddesindeki düzenlemeler karşısında itibar etme olanağının bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Türkiye Barolar Birliği’nin Savunması: Dava konusu Yönetmelik, Türkiye Barolar Birliği işlemi olmadığından Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/04/2021 tarih ve E:2020/7194 sayılı ara kararı ile Türkiye Barolar Birliği'nin hasım konumuna alınmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
2-Türkiye Barolar Birliği’nin Savunmasının Özeti: Dava konusu Yönetmelik, Türkiye Barolar Birliği işlemi olmadığından Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/04/2021 tarih ve E:2020/7194 sayılı ara kararı ile Türkiye Barolar Birliği'nin hasım konumuna alınmasına ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin: 2. maddesiyle ana Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin; 3. maddesiyle ana Yönetmeliğin "Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi" başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasının; 4. maddesiyle, ana Yönetmeliğin "Görevlendirme esasları" başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında yer alan "... birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan ..." ibaresinin; 5. Maddesiyle, ana Yönetmeliğin "Ücretin ödenme usulü" başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında yer alan "... birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya ...", "... veya büro ..." ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 124. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilmektedirler.
15/07/2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 77. maddesinin birinci fıkrasına yapılan ekleme ile beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabileceği öngörülmüş; yine aynı Kanunun 20. maddesi ile 1136 sayılı Kanunun 177. maddesine eklenen fıkra ile de; birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı, Büroda görevlendirmenin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacaği, Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceği kurala bağlanmıştır.
5271 sayılı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, ''Müdafiin görevlendirilmesi'' başlıklı 150. maddesinde, şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesinin isteneceği, şüpheli veya sanığın müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi halinde bir müdafi görevlendirileceği, zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususların Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, Müdafi ve vekil ücreti başlıklı 13. maddesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği, bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı ve bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenlemesine yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177. maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
2. maddesiyle asıl Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere “Büro: Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca birden fazla baronun bulunduğu illerde oluşturulan adli yardım bürosunu,” şeklinde (b) bendi,
3. maddesiyle asıl Yönetmeliğin "Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi" başlıklı 5. maddesine “Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.” şeklinde yedinci fıkra, eklenmiş;
4. maddesiyle, asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin beşinci fıkrası, “Dosyada görevli müdafi veya vekilin, istinaf veya temyiz kanun yolu muhakemesinde yapılacak duruşmaya katılmayacağını bildirmesi durumunda, zorunlu müdafi veya vekil gerektiren hâllerde görevlendirme, kanun yolu incelemesini yapacak mahkeme tarafından birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan o yer barosundan istenir.”
5. maddesiyle, asıl Yönetmeliğin 11. maddesinin maddesinin üçüncü fıkrası, “Müdafi veya vekilin; görevlendirme yazısı, katıldığı soruşturma veya kovuşturma evresine ilişkin tutanağın onaylı örneği, evrakın çok sayıda olması hâlinde ilk ve son sayfası ve varsa yapmış olduğu zorunlu yol giderlerine ilişkin belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı ile serbest meslek makbuzunu baroya, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya vermesi üzerine, baro veya büro tarafından, bu Yönetmelik ve Tarife hükümlerine göre gerekli incelemeler yapılıp hukukî yardımın yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelere göre gruplandırılmış ayrıntılı ödeme listeleri, geliş tarihi esas alınmak suretiyle en geç on gün içinde hazırlanır ve ekindeki dayanak belgeler ile birlikte soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.” şeklide değiştirilmiştir.
Normlar hiyerarşisi gereği, alt düzenleyici metinlerin, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi düşünülemez. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı olmamak ve bu hükümleri kısıtlayacak şekilde kullanılmamak kaydıyla gerçekleşebilmektedir.
İnceleme konusu olayda uyuşmazlığın özünü 15/07/2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla bir baro kurulabileceğine ilişkin çoklu baro düzenlemesi oluşturduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Anılan yasal değişiklik ile birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürolarının kurulması öngörülmüş, bu büroda baroların ne şekilde temsil edileceği, avukat görevlendirmelerinin hangi ilke çerçevesinde yapılacağı belirtilmiş, büronun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların da çıkarılacak yönetmelikte gösterileceği açıkça düzenlenmiştir.
Davalı idarenin, anılan yasal değişiklikler nedeniyle adli yardım bürolarının tanımı ve avukat görevlendirme süreçlerine dair hususları dava konusu Yönetmelikle düzenlediği, İptal istemine konu yönetmelik kurallarının bir kısmının Kanun hükümlerinin tekrarı mahiyetinde olduğu, diğer kuralların da yönetmelik maddelerinin dayanağı olan kanunlara aykırı, bunu değiştirici ya da onu aşar bir durumunun bulunmadığı görülmektedir.
Buna göre, Avukatlık Kanununda yapılan değişikliğe bağlı olarak yürürlüğe konulan Yönetmelik maddelerinin, üst hukuk normlarına uygun olduğu; düzenlemede yetki aşımı ya da mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesine ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Türkiye Barolar Birliği tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de; 07/11/2020 tarihli ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile aynı Yönetmeliğin "Dayanak" başlıklı 3. maddesine "1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi" ibaresinin eklendiği, Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceğinin belirtildiği, öte yandan Yönetmeliğin dayanağı olan diğer mevzuat hükümleri incelendiğinde ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun uyarınca dava konusu Yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliği'nin görüşünün alınması suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanacağı kuralına yer verildiği anlaşıldığından davalı Türkiye Barolar Birliği'nin husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine müdafi veya vekillerin görevlendirilmeleri ile bu kişilere yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150, 234 ve 239 uncu maddeleri ile 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralları düzenlenmiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde, “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.
5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır. (2) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." kuralı yer almaktadır.
Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; mevzuat taslaklarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik; Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını kapsar."; "Görüş alma" başlıklı 6. maddesinde, "Cumhurbaşkanlığına sunulmadan önce taslaklar hakkında kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleri gereğince görüş alınması zorunlu olan kurumların ve ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınır. Görüş isteme yazısına, taslak metin, karşılaştırma cetveli, genel gerekçe ile varsa madde gerekçeleri, düzenleyici etki analizi ve bütçe etki formu eklenir."; "Görüşlerin bildirilmesi" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, taslaklara ilişkin görüşlerini en geç on beş gün içinde bildirir. Bu süre, Cumhurbaşkanlığı tarafından istenilen görüşlerde daha kısa olarak uygulanabilir. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları görüş vermek için ek süre isteyebilir. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları görüş bildirmekten kaçınamaz. Süresinde görüş verilmezse olumlu görüş verilmiş sayılır." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin irade açıklamaları, önceden birtakım kurallara bağlıdır. İdari işlemde "şekil" unsuru da, idarenin iradesinin ortaya çıkması için izlenecek usul, yol kavramını ifade etmektedir. İdarenin iradesinin ortaya konulabilmesi için veya idari işlemin oluşabilmesi için şekil şartına uyulması gerekmektedir. Aksi takdirde, şekil unsurundaki bozukluk idari işlemin sakatlığı sonucunu doğurmaktadır.
Eğer ki mevzuatta, nihai işlemi tesis edecek idari makam açısından tesis olunacak işlemin içeriğine ilişkin bilgi sahibi olan başka idari makamlardan, otoritelerden ya da uzmanlardan görüş alınması konusunda düzenleme var ve bu kurala riayet edilmeden işlem tesis edilmişse, işlemin hazırlık aşamasındaki bu eksiklik idari işlemi şekil unsuru yönünden sakatlayacaktır. Mevzuat Hazırlama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen kurallarına göre, görüş istenirken görüş isteme yazısının hazırlanması, bu yazıya taslak metin, karşılaştırma cetveli, genel gerekçe ile varsa madde gerekçelerinin eklenmesi gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarının belirlenmesinde Adalet Bakanlığı yetkili idare olmakla birlikte, Kurumun, bu konuda düzenleme yapmadan önce 5271 sayılı Kanun gereğince Türkiye Barolar Birliğinden görüş alma zorunluluğu bulunmaktadır.
Kurumun işlem tesis etmeden önce yerine getirmesi gereken bu yükümlülük, yasal olarak zorunlu bir yükümlülüktür. Burada, Adalet Bakanlığının, Türkiye Barolar Birliğinin verdiği görüş doğrultusunda işlem tesis etme yükümlülüğü bulunmamasına rağmen, anılan meslek kuruluşunun görüşünü alması zorunludur. Aksi takdirde işlem, şekil unsuru açısından hukuka aykırı olacaktır.
Uyuşmazlığın öncelikle bu çerçevede çözümü için; 15/05/2025 tarihli Ara Kararı ile, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımlanmasından önce Türkiye Barolar Birliğinin görüşünün alınıp alınmadığı sorulmuş, görüş alınmış ise görüş yazısına ilişkin belgelerin onaylı bir örneğinin dosyaya sunulmasının istenilmesine karar verilmiştir. Ara Kararına verilen cevaplarda, Türkiye Barolar Birliğince, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05/11/2020 tarihli yazısı ile 06/11/2020 tarihinde yapılacak değerlendirme toplantısına katılım talep edildiği, bundan başka dava konusu Yönetmeliğin yayımı öncesinde taraflarına Yönetmelik taslağı gönderilerek yazılı görüşlerinin alınmadığı belirtilmiş; Adalet Bakanlığınca, dava konusu değişiklikler öncesinde, 06/11/2020 tarihinde, Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin de yer aldığı değerlendirme toplantısının yapıldığı, bu kapsamda Türkiye Barolar Birliğinin değişiklik öncesi görüş ve değerlendirmelerinin alındığı belirtilmiştir.
Bu durumda, Adalet Bakanlığınca, 06/11/2020 tarihinde yapılacak değerlendirme toplantısına Türkiye Barolar Birliği temsilcilerinin katılımının talep edilmesiyle yetinildiği, bundan başka dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımı öncesinde Türkiye Barolar Birliğine değişiklik yönetmeliği taslağı da gönderilerek yazılı görüşlerinin istenmesine ilişkin bir görüş isteme yazısının yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarını belirleyen dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yayımlanmasından önce Türkiye Barolar Birliğinin görüşünün alınması yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, bu zorunluluk yerine getirilmeden Yönetmelik değişikliliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu düzenlemelerde şekil unsuru yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin İPTALİNE oyçokluğu ile,
2. Sonuç itibarıyla dava iptal ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin dava konusu düzenlemelerde davalı Türkiye Barolar Birliğinin görüşü ve dahili bulunmadığı için davalı Adalet Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin dava konusu düzenlemelerde davalı Türkiye Barolar Birliğinin görüşü ve dahili bulunmadığı için davalı Adalet Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
(X) Davacı tarafından, 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (b) bendinin,
b) 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin "Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi" başlıklı 5. maddesine eklenen yedinci fıkrasının,
c) 4. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin "Görevlendirme esasları" başlıklı 6. maddesinin değiştirilen 5. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan..." ibaresinin,
d) 5. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin "Ücretin ödenme usulü" başlıklı 11. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasında yer alan "...birden fazla baronun bulunduğu illerde ise büroya...", "...veya büro..." ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine müdafi veya vekillerin görevlendirilmeleri ile bu kişilere yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönetmelik, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 177 nci maddesi, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150, 234 ve 239 uncu maddeleri ile 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralları düzenlenmiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde, “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.
5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır. (2) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." kuralı yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin usul ve esaslarının belirlenmesinde Adalet Bakanlığı yetkili idare olmakla birlikte, Kurumun, bu konuda düzenleme yapmadan önce 5271 sayılı Kanun gereğince Türkiye Barolar Birliğinden görüş alma zorunluluğu bulunmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05/11/2020 tarihli yazısı ile yönetmelik değişikliği ile ilgili 06/11/2020 tarihinde yapılacak değerlendirme toplantısına Türkiye Barolar Birliğinin davet edildiği, toplantıya Türkiye Barolar Birliğini temsilen iki avukatın katıldığı anlaşıldığından, bu kapsamda Türkiye Barolar Birliğinin değişiklik öncesi görüş ve değerlendirmelerinin alındığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, davalı konumda bulunan Türkiye Barolar Birliği'nin bu hususta bir itirazı da yoktur. Bilakis toplantıya temsilci davet edildiği belirtilerek bu husustaki görüşlerinin sunulduğu zımni olarak kabul edilmiştir.
Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerde şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmamakta olup dosyanın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy