T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/4860
Karar No : 2025/6565
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) :1- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mermer Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Denizli ili, Tavas ilçesi sınırları dahilinde Sicil:... sayılı maden arama ruhsatı uhdesinde bulunan davacı şirket tarafından, mermer işletme ruhsat talebine ilişkin yapılan başvurunun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonun... tarih ve ... sayılı kararıyla uygun bulunmadığından reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlıkta, davalı idarelerce, dava konusu işlemde herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin sadece talebin uygun görülmediğinin belirtildiği, dava dosyasına sunulmuş olan savunma dilekçelerinde de işin teknik boyutuna ilişkin mahallinde yapılmış inceleme ve değerlendirmeye dayalı somut bir bilgi ve belgenin ortaya konulmadığı ve davacı şirket talebinin salt Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonunca yapılan değerlendirme sonucunda talebin uygun olmadığına dair verilen karara atıf yapılmak suretiyle reddedildiği, dolayısıyla dava konusu işlemlerin gerekçesinin somut bir şekilde açıklanmadığının görüldüğü, bu durumda, meri mevzuat hükümleri gereğince maden işletme ruhsatı ve izni başvurusunun, 3213 sayılı Maden Kanunu'nda açıkça düzenlendiği, bu hususa ilişkin görev ve yetkilerin Genelge ile devrinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında alınan olumsuz görüş gerekçe gösterilerek ve talebin reddine ilişkin hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tesis edilen davacının maden işletme ruhsatı düzenlenmesine yönelik talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, diğer taraftan, dava konusu ruhsat talebinin reddine dair işlemin iptal edilmesine ilişkin işbu kararın, davacıya doğrudan maden işletme ruhsatı verileceği sonucunu doğurmayacağı, davacının mevzuat hükümleri uyarınca gerekli şartları sağlayıp sağlamadığının davalı idarece değerlendirilmesi neticesinde yeniden bir işlem tesis edilebileceği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Madenlere (taşınmazlara) yönelik her türlü tasarrufa ilişkin (ruhsat, izin, rödövans vb.) işlemlerin komisyonlar aracılığıyla yapılması ve bu komisyonlarca karara bağlanması şeklinde yeni bir şart getiren, dolayısıyla Maden Kanunu'nda açıkça düzenlenmesine karşın, kanunda sayılanlar dışında bir izne/onaya tabi tutulması sonucunu doğurması nedeniyle Maden Kanunu'na aykırı düzenlemeler içerdiği anlaşılan Genelge uyarınca oluşturulan Taşınmaz Komisyonu kararına dayanılarak dava konusu işlemin tesis edilmesine hukuken olanak bulunmadığı, diğer taraftan, hukukumuzda takdir yetkisinin, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlandığı, ancak bu takdir hakkının, serbestçe kullanılanabilecek bir keyfiyeti ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmesi gerektiği, bu yetkinin hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olup olmadığının tespitinin ise takdir yetkisinin yargısal denetimini ifade ettiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, bir idari işlem, dava konusu edilmesi halinde diğer unsurları yanında sebep unsuru yönünden de yargı merciince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacak olup, sebep unsuru, idareyi işlem tesis etmeye sevk eden maddi veya hukuki durumlardan olduğu, idare hukukunda sebepsiz idari işlemin olamayacağı, idarenin tüm işlemlerinin, idari faaliyetlerin nihai amacı olan kamu yararını gerçekleştirmeye yönelen bir sebebe dayanması gerektiği, bu anlamda, hakkında idari işlem tesis edilenlerce hukuka aykırılık iddialarının etkin bir biçimde ileri sürülebilmesi ve yargı mercii tarafından idari işlemin hukuki denetiminin gerçekleştirilebilmesi için idarece, tesis edilen işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin ortaya konulması gerektiği, maden mevzuatı uyarınca yapılan başvurular hakkında değerlendirme yapma ve karar verme yetki ve görevi verilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün bu konuda takdir yetkisinin bulunduğu açık ise de, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek ve tesis edilecek işlemin somut gerekçeleri ortaya konulmak suretiyle kullanılabileceği, bu durumda, davalı idare tarafından hem dava konusu işlemde, hem de dava konusu uyuşmazlıkta verilen savunmalarda dava konusu işlemin tesis edilmesine yönelik haklı bir sebep ortaya konulamadığından, salt takdir yetkisine dayalı olarak ve hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, işbu iptal kararının doğrudan işletme ruhsatı verilmesi sonucunu doğurmadığı davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce söz konusu talep hakkında 3213 sayılı Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında değerlendirme yapıldıktan sonra yeniden işlem tesis edilebileceği ve bu işleme karşı ayrıca dava açılabileceği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun yukarıda yer verilen açıklama ile reddine reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından; davacı şirketin 20/10/2023 tarihli dilekçe ile müracaat edildiği, talebin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu kararı ile uygun bulunmadığı, yapılan işlemlerin Kanun, Yönetmelik ve 2021/08 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi hükümlerine uygun olduğu, dava konusu talebe ilişkin olarak verilecek onayların Taşınmaz Komisyonunun takdir yetkisinde bulunduğu, maden sahalarının kamu malı ve taşınmaz mal niteliğinde olduğu, madenlerin kamu yararına en uygun şekilde idaresinin devletin hükümranlık hakkının gereği olduğu, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde, Maden Kanunu dışındaki diğer izinler bakımından bir yetki gaspının söz konusu olmadığı, Cumhurbaşkanlığı makamının, izin yetkisini bizzat kendi uhdesine almadığı, sadece yürütmenin izin sürecinin organizasyonunu belirlediği, yürütme yetkisinin sahibi olarak Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmek maksadıyla Cumhurbaşkanınca kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketlerin kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa yönelik işlemlerin bakan yardımcısı ve üst yönetici başkanlığında teşkil edilecek komisyonlar vasıtası ile yapılması yönünde düzenleme yapılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, madenlerin kamu yararına en uygun şekilde idare ve işletilmesinin devletin hükümranlık hakları gereği olduğu, gelir getiren taşınmazların hangi şekilde en verimli kullanacağı hususunda takdir hakkı bulunduğu, damarından sökülmeyen madenlerin devletin malı olduğu, gerçek veya tüzel kişilere sadece devlet adına madencilik faaliyetinde bulunma ve işletmecilik hakkı verildiği, maden mülkiyetinin taşınmaz mülkiyeti olarak değerlendirildiği, bu nedenle maden arama ve üretme safhalarında 3213 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca taşınmazlara özgü olarak kamulaştırma işlemleri yapıldığı, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Cumhurbaşkanlığının izin makamı olarak belirlenmediği gibi, denetim makamı olarak da belirlenmediği, işlemler ilgili idareler nezdinde oluşturulacak komisyonlarca tesis edilecek olup, Cumhurbaşkanlığına sadece Genelgede belirtilen dönemlerde bilgi verileceği, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde, Maden Kanunu dışındaki diğer izinler bakımından bir yetki gaspının söz konusu olmadığı, Cumhurbaşkanlığı makamının, izin yetkisini bizzat kendi uhdesine almadığı, sadece yürütmenin izin sürecinin organizasyonunu belirlediği, ayrıca gerçekleşen izin süreçleri ile ilgili bilgi almak istediği, idarenin üzerinde tasarruf yetkisini Anayasa hükmü ile belirlenen madenlere ilişkin olarak takdir yetkisi kapsamında işlem tesis etmesinin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY :
(X)- Dava; Denizli ili, Tavas ilçesi sınırları dahilinde Sicil:... sayılı maden arama ruhsatı uhdesinde bulunan davacı şirket tarafından, mermer işletme ruhsat talebine ilişkin yapılan başvurunun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararıyla uygun bulunmadığından reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu işlemin dayanağını Taşınmaz Komisyonu kararı oluşturduğundan, söz konusu Komisyonun yetkisinin tartışılması gerekmektedir.
2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca Genelgede tanımlanan görevlerin yerine getirilmesi amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Genelgeye uygun bir şekilde Taşınmaz Komisyonu oluşturulmuş olup, anılan Genelgeye karşı açılan bir davanın bulunmadığı ve Genelgenin hukuka aykırılığına karar verilmediği görülmektedir.
Taşınmaz Komisyonunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı başkanlığında teşekkül ettirildiği, MAPEG Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısının da Komisyon üyeleri arasında yer aldığı, her ne kadar maden mevzuatı uyarınca yapılan başvurular hakkında değerlendirme yapma ve karar verme yetki ve görevi Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiş ise de, söz konusu yetkinin üyesi olarak yer alınan Taşınmaz Komisyonu bünyesinde kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce söz konusu Taşınmaz Komisyonu kararlarına karşı itirazda bulunulmadığı/muhalefet edilmediği gibi, Komisyon kararı sonrasında MAPEG tarafından talebin uygun bulunmadığı yönünde ayrıca işlem tesis edildiği görülmektedir.
Bu durumda, onama kararının Taşınmaz Komisyonunun yetkisine ilişkin kısmı açısından; 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yürürlükte olup, hukuka aykırılığına karar verilmediğinden ve MAPEG'e kanun kapsamında tanınan yetki Taşınmaz Komisyonu bünyesinde kullanıldığından, Komisyon kararına dayanılarak dava konusu işlemin tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından Daire kararının bu gerekçesine katılmıyoruz.