T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/6014
Karar No : 2025/10038
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR) 1-... 2- ... 3- ...
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ...'ın 29/04/2019 tarihinde İzmir ili, Menemen ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak üzerinde bulunan şelale inşaatından düştüğünden bahisle uğranıldığı iddia edilen zararların tazminine yönelik davacı ...için 1.292.937,22 TL (miktar artırımı ile) maddi, 125.000,00 TL manevi, davacılar ...ve ...'ın her biri için ayrı olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemelerinin 08/04/2022 tarihli ara kararıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, mahallinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre, ...'ın 08/11/2012 doğumlu olay tarihinde 6 yaşında bir çocuk olduğu, ... olay günü olan 29/04/2019 tarihinde saat 15.40 sıralarında ikamet etmekte oldukları ... Mahlesi ... Sokak No:... Menemen/İZMİR adresindeki evlerine yakın konumda olan Menemen Belediye Başkanlığı tarafından yürütülmekte olan (olay tarihinde inşa faaliyeti bulunmamaktadır) ... Sosyal Tesisler 2. Etap İnşaatı alanına kendisinden 4 yaş büyük ağabeyi ve diğer arkadaşları ile birlikte oyun oynama amaçlı gittiği, ... burada oyun oynadığı esnada inşatta perde duvar şeklinde yapılmış olan betonarme platformdan yaklaşık 3,40 metre yükseklikten bir altta bulunan ve içinde 40-50 cm derinliğinde su bulunan beton havuz benzeri kısma düşerek ağır şekilde yaralandığı, kaza sonucunda ... hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı, dosya muhteviyatındaki bilgi ve belgeler ile Mahkemece icra olunan keşiften kaza olayının meydana geldiği Menemen Belediye Başkanlığı tarafından yürütülmekte olan ... Sosyal Tesisler 2. Etap İnşaatı alanının meskun mahalde bulunduğu, inşaat alanının hemen karşısında (olayın yaşandığı alt kısımdan itibaren) yoğun yerleşimin bulunduğu, kaza tarihinde ve halihazırda alanda herhangi bir inşai faaliyet olmadığı, inşaatın natamam şekilde olduğu, olay tarihinde inşaat alanı etrafında inşaat sahasına girmeyi engelleyecek tel, çit vb. fiziki engellerin bulunmadığı, olaydan sonra alan etrafına tel çift tesis edildiği ancak yapılan keşifte tel çitin belli alanlarda yırtıldığı ve zarar gördüğü ve inşaat alanına kolaylıkla engelle karşılaşılmadan girilebildiğinin tespit edildiği, kaza olayı tarihi itibarıyla inşaat alanı etrafında inşaat sahasına girmeyi engelleyecek tel, çit vb. fiziki engellerin bulunmadığı inşaatta, alana girişi engelleyecek ve kontrolü sağlayacak güvenlik görevlisi, bekçi vb. görevlendirilmediği ve güvenlik kamerası gibi yardımcı güvenlik sistemlerinin de tesis edilmediği, davalı Menemen Belediye Başkanlığınca kaza tarihinde natamam halde ve herhangi bir inşai faaliyet olmayan ve yoğun yerleşimin olduğu alanda bulunan inşaatın etrafına, inşaat sahasına girmeyi engelleyecek şekil ve nitelikte tel, çit vb. fiziki engellerin tesis edilmediği bahse konu önlemlerin alınmadığı inşaatta yine alana girişi engelleyecek ve kontrolü sağlayacak güvenlik görevlisi, bekçi vb. Görevlendirilmediği ve güvenlik kamerası gibi yardımcı güvenlik sistemleri tesis edilmediği, sonuç olarak dava konusu olayda davalı idarenin %100 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, bu haliyle dava konusu olayın davalı idarece hizmetin kusurlu işletilmesi sebebiyle meydana geldiği, olayda davacılara atfedilecek herhangi bir kusurun da bulunmadığı anlaşıldığından, olayda davacıların uğradığını iddia ettikleri zararların karşılanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, davacı küçük ...'ın maddi tazminat isteminin incelenmesi; davacı küçüğün uğradığı çalışma gücü kaybı derece ve oranını tespit etmek maksadıyla Mahkemelerinin 13/04/2023 tarihli ara kararıyla davacının Katip Çelebi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi üzerine, anılan Hastane tarafından tanzim edilen raporda özetle küçüğün 29/04/2019 tarihinde geçirmiş olduğu yüksekten düşme nedeniyle yaşına göre çalışma gücü ve meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma oranı hesaplandığında bu oranın %10,3 olduğu ve yüksekten düşme ile illiyet bağının bulunduğu, olay sebebiyle iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında tazminata esas olmak üzere geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu, yüksekten düşme sebebiyle mevcut lezyonlar göz önünde bulundurulduğunda 90 gün süreyle geçici bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespit edildiği, söz konusu raporun sonrasında davacının dava konusu olay sebebiyle uğradığı zararlarının hesaplanması amacıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bahse konusu karar üzerine dava dosyasına sunulan bilirkişi raporu ve ek raporda; kusur raporu ve sağlık raporunda yapılan tespitler ışığında davacı küçüğün 90 gün bakım giderine karşılık 7.675,20 TL zararının hesaplandığı, bilinen dönem olan 29/04/2019-31/12/2023 tarihi arasındaki dönem için 248.975,07 TL hesaplandığı, davacı küçüğün 2024 yılı ile 18 yaşını doldurduğu 2029 tarihi arasındaki zararının 820.967,37 olarak hesaplandığı, 2030 yılından aktif dönemin sonu olan 2077 yılı itibarıyla 9.658.564,33 TL hesaplandığı, pasif dönem için ise 1.760.739,55 TL olarak hesaplandığı, davacı küçüğün maluliyet oranı 10,3 olduğu dikkate alındığında küçüğün iş göremezlik zararının 1.292.937,22 TL olduğunun tespit edildiği, davacı küçüğün olay tarihinden on sekiz yaşını doldurana kadar ki zararını kaybı zararın, sonraki dönem zararlarının ise işgücü kaybı olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, davacının bakıcı zararı da dahil toplam zararının 1.292.937,22 TL olduğu anlaşıldığından, talep edilen 1.292.937,22 TL (miktar artırımı ile) maddi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerektiği; davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp için talep ettiği maddi tazminata ilişkin olarak; davacı küçük için ekonomik geleceğin sarsıldığından bahisle tazminat isteminde bulunulmuş ise de, ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin iddiaları ispatlayıcı bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, davacıda ortaya çıkan maluliyetin efor tazminatı ile karşılandığı hususları dikkate alındığında, açılan davada maddi tazminat içeriği ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle uğranılan zarara ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemlerinin incelenmesi; gerek davacıların dava konusu olayın gerçekleştiği sırada yaşadığı acı gerekse olay sonrasındaki tedavi sürecinde yaşadığı elem ve acı ile dava konusu olayın vehameti ve idarenin olayın bir daha yaşanmaması hususunda gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı da göz önünde bulundurularak, taleple bağlı kalınarak davacı küçük ... için 125.000,00 TL diğer davacılar ... ve ...'ın her biri için ayrı 100.000,00 TL olmak üzere 325.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının faiz istemi yönünden ise; dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden davacının davalı idareye başvuru tarihi olan 14/07/2021 tarihinden itibaren, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan miktar yönünden ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 08/07/2024 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi, fazlaya ilişkin faiz istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ...'ın 1.292.937,22 TL 'lik maddi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 14/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle; 1.291.937,22 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 08/07/2024 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin faiz istemlerinin reddine, talep edilen davacı küçük ... için 125.000,00 TL diğer davacılar ... ve ...'ın her biri için ayrı 100.000,00 TL olmak üzere 325.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulüne, hükmedilen 325.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 08/07/2024 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin faiz istemlerinin reddine, karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin başvurusunun, İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının incelenmesinden; 08/11/2012 doğumlu ...'ın 29/04/2019 tarihinde İzmir ili, Menemen ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak üzerinde bulunan şelale inşaatından düşmesi ile meydana gelen olaya ilişkin, İdare Mahkemesi'nce keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlatılan 27/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda, inşaat sahasında olay tarihinde herhangi bir inşai faaliyet olmadığı, inşaatın natamam şekilde olduğu, olay tarihinde inşaat alanı etrafında inşaat sahasına girmeyi engelleyecek tel, çit vb. fiziki engellerin bulunmadığı, olaydan sonra alan etrafına tel çift tesis edildiği ancak tel çitin belli alanlarda yırtıldığı ve zarar gördüğü, inşaat alanına kolaylıkla engelle karşılaşılmadan girilebildiği, olay tarihi itibarıyla inşaat alanı etrafında inşaat sahasına girmeyi engelleyecek tel, çit vb. fiziki engellerin bulunmadığı inşaatta, alana girişi engelleyecek ve kontrolü sağlayacak güvenlik görevlisi, bekçi vb. görevlendirilmediği ve güvenlik kamerası gibi yardımcı güvenlik sistemlerinin de tesis edilmediği, bu haliyle dava konusu olayın davalı idarece hizmetin kusurlu işletilmesi sebebiyle meydana geldiğine, bu kapsamda, maddi zararının idarece tazminini gerektiren hukuksal sorumluluk nedenlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmakla birlikte, İdare Mahkemesi'nin, olayda davacılara atfedilecek herhangi bir kusurun da bulunmadığı yönündeki gerekçesinde hukuksal isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, bu yönden inceleme yapılması gerektiği, olay tarihinde 08/11/2012 doğumlu olan ...'ın 6 yaşında olduğu ve olay anında yine 10 yaşlarında olan kardeşinin de yanında bulunduğu, bu bağlamda, 6 yaşında olan çocukları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan davacı anne ve babanın da olayın meydana gelmesinde % 50 oranında müterafik kusurlu olduklarından, maddi tazminatta bu oranda indirim yapılması gerektiği sonucuna varıldığı, İdare Mahkemesi'nce hükme esas alınan 30/05/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, ... için sürekli iş göremezlik tazminatı 1.176.188,90 TL olarak hesaplanmış ise de, bu hesaplamaya, 18 yaşa kadar olan dönemin eklenmediği anlaşılmakla anılan tutar hükme esas alınabilir nitelikte bulunmadığı, İdare Mahkemesi'ne, aynı bilirkişi tarafından sunulan ve anılan döneminde tazminat hesabına dahil edildiği bir önceki 03/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda ise ... için 10.974,15 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.326.790,12 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olduğu, bu tespitlerin Dairelerince de hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, bununla birlikte İdare Mahkemesi'nce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda yaptırılan bilirkişi raporunda 7.625,00 TL bakım gideri tazminatı da hesaplandığı, uyuşmazlıkta, davacı küçüğün dava konusu olay nedeniyle % 10,3 oranında bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle günlük yaşamını eskiye ve emsallerine nazaran daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdürmek zorunda kalması nedeniyle maddi zararının bulunduğu, ancak, 7 yaşında olan davacı ...'ın gelir getirici bir işte çalışması söz konusu olmayacağından, bu döneme ilişkin geçici iş göremezlik zararından söz edilemeyeceği, davacı ...'ın, dava konusu olaya bağlı olarak oluştuğu belirlenen 1.326.790,12 TL ile 7.625,00 TL bakım gideri tazminatı toplamı olan 1.334.415.17 TL maddi tazminat tutarından % 50 oranında (667.207,56 TL) müterafik kusur indirimi yapılarak, (667.207,56 TL) maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, istinaf başvurusuna konu kararın bu tutarı aşan 625.729,66 TL'lik kısmında hukuksal isabet bulunmadığı, davalı idarenin başvurusunun, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının incelenmesine gelince; bakılan davada, İdare Mahkemesi'nce, olayın gerçekleştiği sırada yaşadığı acı gerekse olay sonrasındaki tedavi sürecinde yaşadığı elem ve acı ile dava konusu olayın vehameti ve idarenin olayın bir daha yaşanmaması hususunda gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı da göz önünde bulundurularak davacı ... için 125.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi yerinde ise de, davacı anne ... ve ...'ın çocukları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmalleri bulunması nedeniyle, % 50 oranında kusurlu bulunduklarından, davacı anne ... için 50.000,00 TL ve davacı baba ... için de 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden, istinaf başvurusuna konu kararın bu tutarı aşan 100.000,00 TL'lik kısmında hukuksal isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesince verilen... tarih, E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminat isteminin kabulüne dair kısmına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kısmen reddi (667.207,56 TL kısmının), kısmen de kabulü ile kararın maddi tazminatın 625.729.66-TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, kararın, manevi tazminat isteminin kabulüne dair kısmına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kısmen reddi (225.000,00 TL kısmının) , kısmen de kabulü ile kararın maddi tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayın gerçekleşmesinde kusur ve ihmalleri olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, yapımı üstlenilen ... Sosyal Tesislerinde bulunan inşaat alanının yapımına 2018 yılında başlandığı ve o tarihten bu yana şantiye alanında faaliyet bulunmadığı, girişinin tel, çit ve galvaniz kaplama ile korunaklı hale getirildiği, kendilerinin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacılar tarafından, davalı idarenin %100 kusurlu olduğuna dair İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, olayda kendilerinin kusur ve ihmali bulunmadığı, dava konusu şelale inşaatının bulunduğu alana girmeyi önleyici tel, çit vs. bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin haksız ve mesnetsiz olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının hükmedilen tazminatın faize ilişkin kısmının ve manevi tazminata dair gerekçeye ilişkin kısmının kararda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 09/10/2025 tarih ve E:2025/4568, K:2025/4426 sayılı kararı ile gönderilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacıların yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin amaçlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştay'ın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Temyize Konu Kararın Faize İlişkin Kısmı Yönünden:
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, miktar artırımı ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da miktar artırımı ile arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasının;
"maddi tazminat isteminin kabulüne dair kısmına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kısmen reddi (667.207,56 TL kısmının), kısmen de kabulü ile kararın maddi tazminatın 625.729.66-TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, kararın, manevi tazminat isteminin kabulüne dair kısmına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kısmen reddi (225.000,00 TL kısmının) , kısmen de kabulü ile kararın maddi tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine," şeklinde ki kısmının;
''maddi tazminat isteminin kabulüne dair kısmına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kısmen reddi (667.207,56 TL kısmının), kısmen de kabulü ile kararın maddi tazminatın 625.729.66-TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, kararın, manevi tazminat isteminin kabulüne dair kısmına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kısmen reddi (225.000,00 TL kısmının) , kısmen de kabulü ile kararın manevi tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarına idareye başvuru tarihi olan 14/07/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerekmektedir.
Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata İlişkin Kısmı Yönünden:
Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın manevi tazminata ilişkin gerekçe kısmında; "olayın gerçekleştiği esnada yaşanan acı ve olay sonrasında tedavi süresince yaşanan elem ve acı ile dava konusu olayın vehameti ve idarenin olayın bir daha yaşanmaması hususunda gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı da gözönüne alınarak davacı ... için 125.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi yerinde ise de, davacı anne ... ve ...'ın çocukları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmalleri bulunması nedeniyle, % 50 oranında kusurlu bulunduklarından" davacı anne... için 50.000,00 TL ve davacı baba ... için de 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmişse de; "hükmedilecek manevi tazminatın tespitinde, söz konusu tazminat şeklinin bir tatmin aracı olması, tazminat tutarının zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek, ancak, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde, olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmayacak tutarda ve davacıların sosyo-ekonomik durumları ile duyulan elem ve ızdırabın ağırlığı ve davacıların müterafik kusurlu oluşu gözetilerek belirlenmesi gerektiği" gerekçesiyle miktara ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, davacıların adli yardım istemleri mahkemece kabul edildiğinden temyiz aşamasında yatırılmayan temyiz harçlarının tahsili amacıyla ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 17/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy