T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/83
Karar No : 2025/10029
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI):...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...dari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özel ... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde fizyoterapist olarak görev yapan davacının çalışma izninin 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin... tarih ve E-... sayılı Kayseri Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, anılan karara yönelik istinaf incelemesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararıyla söz konusu mahkumiyet kararının usulden bozulduğu ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu haliyle davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan devam eden kovuşturmanın bulunduğu ve davacının 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması" koşulunu sağlamadığının açık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmesine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararının istinaf kanun yolu aşamasında ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararı ile bozulduğu, ancak söz konusu kararda, davacı hakkında terör örgütü üyeliği suçundan verilen hükümde isabetsizlik bulunmadığı, davacının istinaf aşamasındaki etkin pişmanlıktan yararlanma talebinin 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesi kapsamında değerlendirilerek, yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesine yer verildiği ve davacının 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu hususunun açık olduğu açıklaması ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; davacının çalışmasının kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararı nedeniyle engellendiği, idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Özel ... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde fizyoterapist olarak görev yapan davacının çalışma izninin 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin...tarih ve E-... sayılı Kayseri Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya
gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 4. fıkrasında " Kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde; özel öğretim kurumlarında görev alacak personelde aranan şartlar arasında; 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile madde metninde sayılan suçlardan ceza alınmamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamasının yer aldığı anlaşılmaktadır.
İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptalini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; çalışma izni davalı idarece iptal edilen kişiler hakkında hiçbir ceza kovuşturmasına başlanılmaması ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması veyahut ceza yargılaması sonunda beraat kararı verilmiş olmasının kendiliğinden bu kişilere çalışma izni verilmesini zorunlu kılmayacağı, zira, çalışma izni verilmemesi nedenlerinin sadece üyelikle sınırlı tutulmadığı, ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibat hallerinin de çalışma izni verilmemesinin hukuki gerekçeleri arasında sayıldığı açıktır.
Davacı hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçuna istinaden yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı mahkumiyet kararı davacının istinaf aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemiyle verdiği dilekçenin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle ... Bölge Adliye Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla bozulmuştur.
Anılan bozma kararı sonrasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan davacı hakkında hükmün açıklanmasına geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 04/02/2025 tarihinde istinaf edilmeden kesinleşmiştir.
... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise; "...örgüt mensuplarının Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırılması maksadıyla mülakat sınavlarında aday numarası üzerinden kodlama yapılmak suretiyle kodlamaya uygun adayların mülakatta başarılı sayılarak kamu görevine sızdırıldığı 2015 yılında yapılan Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu (JAMYO) Sınavı mülakatlarında alınan bilirkişi raporuna göre, aday numarası üzerinde kodlama yapılmak suretiyle FETÖ/PDY terör örgütünün üyelerini kamu görevlerine sızdırdığı yönteme uygun olacak şekilde sanık Halit Kekeç'in de mülakatta başarılı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.... ardışık olarak arandığı ve 08/07/2013, 11/07/2013, 16/07/2013, 13/08/2014, 01/01/2016, 11/07/2016 tarihlerinde ankesör/büfe numara havuzunda yer alan sabit hatlardan münferit irtibatının olduğu tespit edilmiştir..." tespitlerine yer verilmiştir.
Bu itibarla; ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacı hakkında ceza mahkemesi kararında yer alan tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olduğu kanaatine varıldığından; dava konusu işlemin yukarıda yer verilen gerekçe ile hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar belirtilen gerekçe ile usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım istemi İdare Mahkemesince kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsili için mahkemesince ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 17/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy