T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2320
Karar No : 2025/4030
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:... Petrol Ticaret Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının 26/09/2007-11/06/2008 tarihleri arasında ortağı olduğu limited şirket tarafından hacze dayanak vergi borçlarının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra 21/04/2011 tarihinde 6111 sayılı Yasa, 04/10/2021 tarihinde 7326 sayılı Yasa kapsamında yapılandırıldığı ancak gerek değinilen alacakların yapılandırıldığı tarihlerde gerek yapılandırma sonucunda takside bağlanan alacakların ödenmemesi üzerine anılan Kanun hükümlerinin ihlal edildiği tarihlerde davacının asıl amme borçlusu şirkette ortak sıfatına haiz bulunmadığının anlaşıldığı, yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından yapılandırmalar sırasında asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının söz konusu borçlar nedeniyle sorumlu tutularak takibe alınmasında ve davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Asıl borçlu ... Petrol Ticaret Limited Şirketi hakkında yapılan araştırmada borca yetecek oranda malvarlığının bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacı adına ödeme emirleri düzenlenerek takip ve tahsil işlemlerine başlanıldığı, davacı tarafından adına düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının dava konusu edildiği, söz konusu ödeme emirlerine karşı açılan davaların ret yönünde kesinleştiği, davacının hacze konu borçlardan sorumlu olduğu ve yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: ... Petrol Ticaret Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan e-haciz işleminin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 62. maddesinde, borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde de, haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükümleri düzenlenmiştir.
6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun "Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan amme alacakları" başlıklı 3. maddesinde, bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece yargı mercileri nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda; vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği, bu madde hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak bu Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan ilk tarhiyata/tahakkuka göre belirlenen alacakların başka bir işleme gerek olmaksızın takip edileceği; aynı Kanunun "Süresinde ödenmeyen taksitler" başlıklı 19 uncu maddesinde ise, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, bu Kanunun 15 inci ve 16 ncı maddeleri ile 17 nci maddesinin yedinci fıkrası hariç olmak üzere bu Kanun kapsamına giren alacakların birinci fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması halinde, bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla borçluların ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanacağı ifade edilmiştir.
09/06/2021 tarih ve 31506 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasında, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, aynı maddenin 8. fıkrasında ise bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (Seri no:1) “VIII-Ortak Hükümler” Ana Başlığının Altında Yer Alan B-Kanun Hükümlerinin İhlali Halinde Alacakların Takibi” başlıklı kısmında; 7326 sayılı Kanunun 9. maddesinin sekizinci fıkrasında “Bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar. Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam eder." hükmünün yer aldığı, bu hükme göre, Kanun kapsamında yapılandırıldığı halde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların, yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılacak ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği, dolayısıyla, alacakların Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle yapılandırılması bu alacakların niteliğini değiştirmediğinden, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak, daha önce yapılan takip işlemleri yenilenmeksizin, bu işlemlere kaldığı yerden devam edileceği,diğer taraftan, alacağın ödenmesinden sorumlu olan diğer kişiler (213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler) hakkında yapılan takip işlemlerine de Kanunun 3 üncü maddesinin sekizinci fıkrasına göre kaldığı yerden devam edilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının ... Petrol Ticaret Limited Şirketi'nin 26/09/2007-11/06/2008 tarihleri arasında ortağı olduğu, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçları nedeniyle davacı adına ödeme emirleri düzenlendiği ancak davacıdan borcun tahsil edilemediği, bu nedenle davacı adına şirket ortağı sıfatıyla dava konusu haciz işleminin tatbik edildiği anlaşılmıştır.
Davalı idarenin dosyada yer alan 01/07/2022 tarihli yazısında; davacı adına ... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, söz konusu ödeme emirlerinin ... Vergi Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava konusu edildiği, anılan mahkemenin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunun, Danıştay 3.Dairesinin E:2014/7644, K:2017/3954 sayılı kararıyla reddedildiği, bu nedenle söz konusu ödeme emirleri kesinleştiğinden tahsil aşamasına geçildiğinin ifade edildiği görülmüştür.
6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurular üzerine söz konusu vergi borçlarının yeniden yapılandırılması halinde anılan Kanunların ilgili hükümleri ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkacağından, anılan Kanunlara göre belirlenecek ödenmeyen tutarların takip ve tahsil edilebilmesi için öncelikle şirket adına ödeme emri düzenlenmesi gerekmekte olup, davacının yapılandırmalar sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmuyorsa borçtan sorumlu tutulması mümkün olmayacaktır. Bununla birlikte 6111, 6552, 6736 ve 7143 sayılı Kanunlardan farklı olarak 7256 sayılı Kanun ve sonrasında yayımlanan 7326, 7440 sayılı Kanunlarla, kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemlerinin ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği yönünde hüküm getirildiği, bu hüküm dikkate alındığında 7256, 7326 ve 7440 sayılı Yasalar uyarınca yapılandırılıp koşulları ihlal edilen kamu alacaklarının yeniden takibi sırasında yapılandırma öncesi yapılan işlemlerin geçerliliğini koruduğu ve takibin, hangi aşamada kaldıysa o aşamadan devam edeceği hususunun açıkça belirtildiği de görülmektedir.
Temyize konu kararda davacının 26/09/2007-11/06/2008 tarihleri arasında ortağı olduğu limited şirket tarafından hacze dayanak vergi borçlarının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra 21/04/2011 tarihinde 6111 sayılı Yasa, 04/10/2021 tarihinde 7326 sayılı Yasa kapsamında yapılandırıldığı her iki kanun uyarınca yapılan yapılandırılmalar ayrıştırılmaksızın ve 7326 sayılı Kanun uyarınca takibin hangi aşamada kaldıysa o aşamadan devam edeceği hususu dikkate alınmaksızın yapılandırma sonucu şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından yapılandırmalar sırasında asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmedildiği görüldüğünden davalı idarece gerek temyiz dilekçesinde gerekse dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde davacının adına düzenlenen ödeme emirlerini dava konusu yaptığı ve ret yönünde kesinleştiği iddiası gözönüne alınarak dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin neler olduğu, dava konusu edilip edilmediği, davacının sorumlu olduğu dönemlere ilişkin borçların hangilerinin 6111 sayılı Kanun kapsamında, hangilerinin 6111 sayılı Kanun kapsamına dahil edilmeden 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı (kaldığı yerden devam eder hükmü de dikkate alınmak suretiyle) araştırılarak yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında yeniden değerlendirilmek üzere kararın bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.