T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2024/3715
Karar No : 2025/996
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Defterdarlığı-...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. B...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Bilgisayar ve Malzemeleri Satışı ve Dış Ticaret A.Ş’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen... tarih ve ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;... tarih ve ... ilâ ... sayılı ödeme emirleri yönünden; asıl borçlu şirketin, dava konusu ...,...,...sayılı ödeme emirleri içeriği alacakları 27/08/2021 tarihinde 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra söz konusu ...,...,... sayılı ödeme emirleri içeriği alacaklar ile ... sayılı ödeme emri içeriği alacakların daha sonra da 26/06/2023 tarihinde 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığı, şartlarının ihlali üzerine yapılandırmaların kaldırıldığının anlaşıldığı; asıl borçlu şirketin borçlarını yapılandırması sonucunda, ihtilaf konusu amme alacaklarının vadesinin ve zaman aşımı sürelerinin değiştiği ve böylece alacağa ilişkin yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, bu sebeple, vergi borçlarının asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilememesi üzerine kanuni temsilci sıfatıyla takip yapılacak olan sorumlunun da değiştiği, yapılandırma sonrasında ödenmeyen vergi borçlarından artık vergi borçlarının ilgili dönem ve eski vade tarihlerindeki kanuni temsilci sorumlu olmayıp, yapılandırma başvurusu sırasında kanuni temsilci olan kişinin vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi halinde kanuni temsilci sorumluluğu kapsamında takip edilmesi gerektiği, yani eski kanuni temsilcinin borçla olan sorumluluk bağının ortadan kalktığı, bu itibarla, davacının asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı tarihten sonra tesis edilen yapılandırmalar nedeniyle davacı ile şirket borçları arasındaki kanuni temsilcilik görevinden doğan sorumluluk bağı kesildiğinden davacının sorumlu olmadığı amme alacaklarının tahsili için düzenlenen anılan ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ... sayılı ödeme emri yönünden; söz konusu ödeme emri içeriği alacakların 2020/Ocak ve Eylül dönemlerine ilişkin ticaret sicil harcı olduğu, ilgili dönemlerde ise davacının, asıl borçlu şirketi temsile yetkili olmadığı, amme alacaklarının gerek doğduğu dönemde gerekse ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilcilik sıfatı bulunmayan davacının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek davalı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen süresi içinde ödenmediğinden ve amme borcunun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine ilgili dönemlerde şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
... Bilgisayar ve Malzemeleri Satışı ve Dış Ticaret A.Ş’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.
09/06/2021 tarih ve 31506 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasında, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, aynı maddenin 8. fıkrasında ise bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği hükme bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanunun 9. maddesinin sekizinci fıkrasında da aynı yönde düzenleme yapılmıştır.
12/03/2023 tarih ve 32130 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un“Ortak hükümler" başlıklı 9. maddesinin 6. fıkrasında; bu Kanuna göre ödenmesi gereken birinci ve ikinci taksitlerin ödeme sürelerinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında üç veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, birinci ve ikinci taksitlerin ödeme sürelerinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında üçten fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, aynı maddenin 8. fıkrasında ise , bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (Seri no:1) “VIII-Ortak Hükümler” Ana Başlığının Altında Yer Alan B-Kanun Hükümlerinin İhlali Halinde Alacakların Takibi” başlıklı kısmında; 7440 sayılı Kanunun 9. maddesinin sekizinci fıkrasında “Bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar. Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam eder." hükmünün yer aldığı, bu hükme göre, Kanun kapsamında yapılandırıldığı halde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların, yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılacak ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği, dolayısıyla, alacakların Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle yapılandırılması bu alacakların niteliğini değiştirmediğinden, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak, daha önce yapılan takip işlemleri yenilenmeksizin, bu işlemlere kaldığı yerden devam edileceği,diğer taraftan, alacağın ödenmesinden sorumlu olan diğer kişiler (213 ve 6183 sayılı Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler) hakkında yapılan takip işlemlerine de Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasına göre kaldığı yerden devam edilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ... sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin incelenmesinden ise;
Önceki yapılandırma kanunlarından farklı olarak 7256 sayılı Kanun ve sonrasında yayımlanan 7326, 7440 sayılı Kanunlarla, kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemlerinin ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği yönünde hüküm getirildiği, bu hüküm dikkate alındığında 7326 sayılı Yasa uyarınca yapılandırılıp koşulları ihlal edilen kamu alacaklarının yeniden takibi sırasında yapılandırma öncesi yapılan işlemlerin geçerliliğini koruduğu ve takibin, hangi aşamada kaldıysa o aşamadan devam edeceği hususunun açıkça belirtildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, asıl borçlu şirket tarafından 7256, 7326 ve/veya 7440 sayılı Kanunlar'dan yararlanılarak borçların yapılandırılması daha sonra yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda borcun yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takibe devam edileceği, daha önceden yapılan takip işlemlerinin kaldığı yerden devam edeceği, başka bir anlatımla yapılandırmanın borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmeyeceği, bu nedenle de asıl borçlu şirket adına 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacakların yapılandırılması halinde yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek olmadığı gibi kanuni temsilcinin veya şirket ortağının sorumluluğunun da kaldığı yerden devam edeceği açıktır. Dolayısıyla, yapılandırma şartlarının ihlali nedeniyle tecilin iptal edilmesi durumunda borcun usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği, şirketten tahsil imkanını bulunup bulunmadığı yine borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve kanuni temsilci sıfatıyla yapılan takiplerde kanuni temsilcinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosyasının incelenmesinden; asıl borçlu şirket tarafından ... ilâ ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçların 27/08/2021 tarihli başvuru ile 7326 sayılı Kanun kapsamında, ... ilâ ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçlar ile ... sayılı ödeme emri içeriği borçların birlikte bu sefer de 26/06/2023 tarihli başvuru ile 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, şartların ihlali üzerine tecil dosyalarının iptal edildiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan bu borçların tahsili amacıyla şirketin 30/05/2014-13/03/2018 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Vergi Mahkemesince, ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirket tarafından 7326 ve 7440 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılmadan önce kanuni temsilciliği sona eren davacının anılan borçlardan sorumlu tutulması mümkün olmadığından davacı adına tanzim edilen dava konusu ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle verilen kabul kararına yönelik davalı idare istinaf istemi Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiş ise de; yapılandırma şartlarının ihlali nedeniyle tecil dosyasının iptali üzerine, 7326 ve 7440 sayılı Kanunun yayımı öncesinde başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceğinden Bölge İdare Mahkemesince ... ilâ ... sayılı ödeme emirleri bakımından yukarıda belirtilen hususlar yönünden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının ONANMASINA, ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA,,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.