T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1853
Karar No : 2023/3224
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
..
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/2217, K:2021/3993 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/2217, K:2021/3993 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve diğer hususlara yönelik kendi ifadesinin ve davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesinin Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 7. maddesi uyarınca geriye yürütülmemesi gerektiği, anılan madde hükmünün 23/07/2016 tarihinden sonraki fiiller için uygulanmasının mümkün olduğu, bu hükme göre tesis edilen işlemin suç ve cezaların kanuniliği ve ceza normlarının geçmişe uygulanması yasağı ve hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini ihlal ettiği, iltisak ve irtibat kavramlarının hukuk düzenine 15/07/2016 tarihinden sonra girdiği, anılan kavramların netlik içermeyen muğlak anlamlar taşıdığı, bu kavramlara dayanılarak tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, hakkındaki ceza mahkemesi kararının esas alınarak iltisak ve irtibat kavramlarının yorumlanması gerektiği, aksi durumun idarenin keyfiliğine göz yummak anlamına geleceği, bunun hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı, 12 yıllık meslek hayatı boyunca herhangi bir grup ya da örgüt lehine karar vermediği, faaliyetlerde bulunmadığı, silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla başlatılan ceza yargılaması neticesinde beraat ettiği, Daire tarafından adli yargı yerince verilen kararın yok sayılarak masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, beraat kararının kesinleşmesiyle aklandığının herkes tarafından kabul edilmesi gerektiği, tanık beyanlarının tek taraflı, soyut ve bir başkasınca doğrulanmamış beyanlar olduğu, tanık beyanlarının 2012 yılından öncesine ait olduğu ve işlem tarihinden sonra ortaya çıkması nedeniyle dava konusu işleme dayanak olarak alınmaması gerektiği, T.Ç. isimli kişinin örgüt üyeliğinden tutuklanan eşinin tahliye edilmesi için yalan beyanda bulunduğu, A.Ç isimli tanığın evlilik birliğinin devamı için eşi T.Ç. nın beyanını teyit ettiği, kendisiyle birlikte görev yapan ve halen görevde bulunan kişilerin tanıklıklarına başvurulması gerektiği, gizli tanık beyanının “duydum” şeklinde olduğu ve duyuma dayalı bir ifadenin hukuken hiçbir kıymetinin olmadığı, Z.A.U isimli tanığın ismini ceza yargılamasında ilk kez duyduğu, Eskişehir’in bir ilçesinde savcı olarak görev yapan bu kişinin kendisini bilmesinin mümkün olmadığı, bu kişinin etkin pişmanlık kapsamında ismini verdiği, kendisine iftira attığı, çocuk yaşta gittiği dershanenin delil olarak kabul edilmemesi gerektiği, Anayasal prensiplere sadakat gösterilmediği yönündeki tespitin gerçekleri yansıtmadığı, dava konusu işlemden sonra elde edilen delillerin işleme ve karara dayanak alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğu, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, savunma hakkı tanınmamasının açıkça hukuka aykırı olduğu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı, OHAL gereklerine göre orantısız olan meslekten çıkarma cezası nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, hukuka aykırı Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, beraatine karar verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/11/2021 tarih ve E:2017/2217, K:2021/3993 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 25/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy