T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1889
Karar No : 2023/3205
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2017/3036, K:2021/4537 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2017/3036, K:2021/4537 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde ve davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve.... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden, davacı tarafından ... GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin
anlaşıldığı,
Davacının ikametgahında yapılan aramada ele geçirilen materyaller yönünden, davacının evinde yapılan aramada FETÖ/PDY terör örgütünün elebaşı Fetullah Gülen'e ait CD'lerin ele geçirilmesinin, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
HTS kayıtları yönünden, davacının, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan kişilerle ve örgüte müzahir "Kimse Yok Mu Derneği" ile iletişim halinde olduğunu gösteren HTS kayıtlarının, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve çocuğunu örgüte müzahir eğitim kurumuna gönderdiğine yönelik kendi beyanlarının, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararlarda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 6 yıllık soruşturma ve kovuşturma aşamasında yapılan bütün araştırmalara rağmen ByLock kullanıcısı olduğunun ispatlanamadığı, ancak Danıştay Beşinci Dairesince hiç araştırma yapılmadan, teknik destek alınmadan ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı olmaksızın ByLock kullanıcısı olarak ilan edildiği, bu suç isnadı ile irtibat ve iltisak iddiasının asılsız olduğu, savunma hakkı verilmeden ve kullandırılmadan savcılık mesleğinden men edilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalının beyan ve delillerine karşı sunulan dilekçe ve delillerin gerekçeli kararda karşılanmadığı, bariz hata içeren basit tutanağın davanın reddinde ana sebep sayılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakının olmadığı, aksine 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra tam karşısında yer aldığı, sırf eğitim için 1995 yılında orta son sınıfta dershaneye gittiği, lise döneminde ise FETÖ’ye muhalif olan bir dershaneye gitmiş olduğu, meslekte kalmasının uygun olmayacağına ilişkin somut delil olmadığı, meslekten çıkarma işleminin ölçüsüz olduğu, öncelikle meslekten uzaklaştırılmasına karar verilmesi gerektiği, Daire tarafından beş yıllık süreçte gerekli olan teknik araştırma taleplerinin yerine getirilmediği, tanıklarının dinlenilmediği, kendi çabalarıyla dosyaya giren tanıklarının dinlenilmesi durumunda örgütle iltisak ve irtibatının olmadığının anlaşılabileceği, morbeyin incelemesinin eksik ve sınırlı bir inceleme olduğu, kendisinin namaz vakti uygulamasını kullanması nedeniyle bylock kullanıcı olarak görünmüş olabileceği, bylock ile namaz vakit uygulamasının aynı alan adı ve aynı IP numarasını aynı anda birlikte kullanmalarından kaynaklanmış olduğu, bu hususlara ilişkin dosyaya sunulan delillerin incelenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, anılan örgütle iltisak ve irtibatının olmadığı hatta örgütün karşısında yer aldığına ilişkin 2012/2016 yılları arasında görev yaptığı Nazilli Adliyesinde birlikte çalıştığı meslektaşlarının lehe tanık ifadelerinin olduğu, ayrıca HTS ve CGNAT kayıtlarının hukuka aykırı olarak hakim kararı olmadan elde edildiği için ihraç işleminin hükümsüz sayılması gerektiği, MİT tarafından elde edilen delillerin idari ve adli soruşturmalarda kullanılmasının hukuka aykırı olduğu, Nazilli Adliyesinde görevli meslektaşlarının çocuklarını gönderdikleri kreşe çocuğunu gönderdiği, 17/25 Aralık 2016 tarihinden sonra çocuğunu devlet anaokuluna kaydettirdiği, YBP desteklediğine dair tanık beyanlarının olduğu, twitter hesaplarında FETÖ karşıtı beyanlarının yer aldığı, hukuka aykırı olarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, ceza yargılaması sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve kararın temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2021 tarih ve E:2017/3036, K:2021/4537sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.