T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2295
Karar No : 2024/3557
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI): ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
II-(DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen 09/11/2021 tarih ve E:2017/2201, K:2021/5387 sayılı kararın aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; 6. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik'e eklenen Geçici 1. maddedeki "Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı" ibaresinin, 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in "Tadilat" başlıklı Ek IV'ünün 4. bölümündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına, anılan bölüme 4.18.14 maddesi eklenmesine ilişkin kısımlarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 09/11/2021 tarih ve E:2017/2201, K:2021/5387 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin süreaşımı itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 4199 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik 29, 34; Mülga 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un 4;1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun'un 1; dava konusu Yönetmelik'in yayımlandığı tarihte adı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname olan 635 sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Araştırma, Geliştirme, Yenilikçilik ve Girişimcilik Faaliyetlerinin Karşılanması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 7/1-(a),(f),(ğ); Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 30/1-(k), 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik'in 8/5, 29, 30/1 maddelerine yer verilerek,
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünün 4. bölümündeki 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımları yönünden:
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünün 4. bölümünde yer alan 4.18.4 maddesi yürürlükten kaldırılarak LPG, CNG ve LNG yakıt sistemi tadilatı yapılan araçların trafiğe tescil edilebilmesi için veya tadilatı yapılmış ve tescil edilmiş ancak daha sonrasında herhangi bir nedenle yakıt sisteminde değişiklik yapılan araçlar için Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluşlarca düzenlenecek “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu” alınması uygulamasından vazgeçildiği, 4.18.12 maddesinde; anılan raporlar yerine yakıt sistemi tadilatı yapan firmanın, geçerli seri tadilat tip onay belgesine/münferit tadilat onayına istinaden araçta kullandığı regülatör/tank gibi aksamların bilgileri ile araca ait bilgileri içeren “Yakıt Sistemi Montaj Belgesi”ni düzenleyeceğinin belirtildiği ve bu bölümde incelenen diğer değişikliklerle de yeni getirilen sisteme uyuma ilişkin düzenlemelere yer verildiği,
Davacı Oda tarafından, anılan değişikliklerle; yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlara ilişkin kamusal denetimin tümden ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, Oda tarafından Gaz Sızdırmazlık Raporu verilmesi ve Montaj Tespit Raporunun onaylanması kapsamında yapılan sızdırmazlık kontrollerinin komplike bir denetimi içerdiği, araç muayenesi safhasının değil, tadilat-dönüşüm safhasının bir parçası olduğu, araç muayene istasyonlarında sadece dedektörle yapılan bir kontrole indirgenmesinin hukuki ve teknik olarak doğru olmadığı, bu denetimin kaldırılmasıyla LPG'li araç patlamalarının daha sık yaşanabileceği, sektöre kaçak malzeme girişine, standart dışı ve projesine uygun olmayan dönüşümlerin yapılmasına, firmalar tarafından usulsüz belge düzenlenmesine yol açılacağının ileri sürüldüğü,
Öncelikle, davalı Bakanlığın araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik mevzuatı hazırlayıp uygulamak, araçlara yönelik teknik gereklilik ve denetim esaslarını tespit etmek, araçların söz konusu teknik düzenlemelere uygunluğunu bizzat belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak konularında düzenleme yapma yetkisinin bulunduğunun açık olduğu,
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, Yönetmelik kapsamında yapılan tadilatların, 2918 sayılı Kanun'un 34. maddesi hükümlerine tabi olduğu, 2918 sayılı Kanun'un 34. maddesinde trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edileceği, motorlu araçların muayenelerinin, Yönetmelik'te belirtilen süreler içinde yaptırılmasının zorunlu olduğu, üzerinde değişiklik yapılan araçların ayrıca özel muayenesinin zorunlu olduğu, bu muayenelerin öncelikle yapılacağı, özel muayene yaptırılması zorunlu olduğu halde yaptırılmamış araçların trafikten men edileceği ve en yakın muayene istasyonuna gönderileceğinin hükme bağlandığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde de araçlar üzerinde Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik'te belirtilen şekillerde değişiklik yapılmış olması halinde, aracın muayenesinin yeniden yaptırılmasının zorunlu olduğu kuralına yer verildiği,
Ayrıca Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından araç muayenelerinde uygulanmak üzere yayımlanan ve 03/07/2017 tarihinden itibaren uygulanacak kusurlar tablosunda "Yakıt/gaz boruları/deposu, atık gaz" başlığında yirmi dokuz adet denetim noktasına yer verildiği, bunların yirmi iki adetinin ağır kusur olarak nitelendirildiği, dolayısıyla bunlar giderilmeksizin muayene işleminin tamamlanmış sayılmayacağı ve aracın trafiğe çıkamayacağının anlaşıldığı,
Öte yandan, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik'in "Tadilat" başlıklı Ek IV'ünün "4.18 Yakıt Sistemi Tadilatı" başlıklı kısmında, tadilatçı firmanın Bakanlıkça seri tadilat tip onayı vermek üzere görevlendirilen kuruluştan Seri Tadilat Tip Onayı ve Hizmet Yeterlilik Belgesi alması gerektiği, onay kuruluşu (Bakanlık) veya onay kuruluşunun görevlendirdiği kuruluştan yetki belgesi almış yetkili teknik sorumlulara çizdirilen tadilata ait projelerin onay kuruluşu veya görevlendirdiği kuruluşça onaylanacağı, LPG montajının Bakanlıkça yürütülen otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyette bulunabilmesi için Bakanlık veya Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluş tarafından tip onayı konularında eğitim alan ve/veya yapılan sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkilendirilen mühendis olan yetkili teknik sorumlunun çizdiği araca uygun projeye göre gerçekleştirileceğinin belirtildiği,
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; yakıt sistemi tadilatını yapan firma ve mühendislerin Bakanlık ve/veya görevlendirdiği kurum/kuruluş tarafından denetlendiği, aracın tadilatın hemen sonrasında bu konuda detaylı bir zorunlu muayeneye tabi tutulduğu, muayene istasyonlarında sadece dedektörle yapılan bir kontrolün söz konusu olmadığı, bir yandan da periyodik kontrollerin ve münferit denetimlerin devam ettiği anlaşıldığından, davacının iddia ettiği gibi, yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlara yönelik kamusal denetimin ortadan kalktığından söz etmeye olanak bulunmadığı, bu alanda denetim ve güvenlik boşluğunun doğmadığı sonucuna varıldığı,
Belirtilen nedenlerle, Araç Muayene İstasyonlarının ülke genelinde yaygın bir hizmet verdiği, düzenlemelerin mükerrer işlemlerin önlenmesi ve vatandaşlara kolaylık sağlanması amacıyla yapıldığı da dikkate alındığında, dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesinin, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünün 4. bölümünde yer alan 4.1.5, 4.18.4.1, 4.18.11, 4.18.12 maddelerinin değiştirilmesine, 4.18.4 ve 4.18.11.1 maddelerinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısımlarında hukuka, kamu düzenine, kamu yararına ve trafikte can ve mal güvenliğinin sağlanması ilkelerine aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe eklenen Geçici 1. maddedeki "Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı" ibaresi yönünden:
Dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünün 4. bölümünde yer alan 4.18.4 maddesi yürürlükten kaldırılarak, Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluşlarca “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu” düzenlenmesi uygulamasından vazgeçildiği,
Dava konusu Yönetmelik değişikliği yapılmadan önce ise; davacı Makine Mühendisleri Odası ve TSE, gaz sızdırmazlık ve montaj tespit raporu düzenlemek üzere 31/12/2017 tarihine kadar görevlendirildiği,
Davalı idare tarafından, piyasanın yeni uygulama modeline kademeli olarak geçişinin sağlanması amacıyla, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünde yapılan değişikliklerin zorunlu olarak uygulanmasına ilişkin geçiş sürecinin öngörüldüğü ve Bakanlık tarafından “Montaj Tespit Raporu” ve “Gaz Sızdırmazlık Raporu” düzenlenmesi konusunda görevlendirilen davacı Makine Mühendisleri Odası ve TSE'nin görevlendirme süresi sonuna kadar anılan değişikliklerin uygulanmasının isteğe bağlı bırakıldığı, görevlendirmenin bittiği tarihten itibaren ise uygulamanın zorunlu kılındığı,
Davacı Oda tarafından, anılan değişikliklerin isteğe bağlı olarak 01/01/2018 tarihinden önce de uygulanabileceği şeklindeki düzenlemenin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, iptali istenen ibare ile yürürlüğün isteğe bağlı hale getirilmesi nedeniyle Bakanlıkça yapılan görevlendirmenin hukuki bir anlamının kalmayacağı ileri sürülmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile getirilen yeni uygulama ile yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlarda bürokratik ve mükerrer işlemleri ortadan kaldırmanın, araç sahiplerine yansıyan ek maliyetleri azaltmanın ve zaman tasarrufu sağlamanın amaçlandığı dikkate alındığında, tadilat yapan firmalarca düzenlenecek Yakıt Sistemi Montaj Belgesinin formatı ve içerisinde yer alacak bilgileri içeren Genelge'nin Bakanlıkça internet sitesinde yayımlanmasından itibaren ilgililerin yeni değişikliklerden yararlanabilmesini öngören düzenlemenin kamu yararı amacıyla yapıldığı açık olduğundan düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünün 4. bölümüne eklenen 4.18.14 maddesi yönünden:
İptali istenilen maddede, Bakanlığın; görevlendirdiği kurum/kuruluşun ve firmanın faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu olmadığı düzenlemesine yer verildiği,
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olduğu, yine Anayasa'nın 123. maddesi uyarınca idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenlendiği, Anayasa'nın 125. maddesine göre de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, idarenin belirtilen bu sorumluluğunun, Anayasa'nın amir hükmü olduğu gibi hukuk devleti olma niteliğinin de doğal sonucu olduğu,
İdarelerin kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü oldukları, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararların, idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edildiği, bu bağlamda, kamu idarelerinin, kendilerine kanunla verilen görevleri kapsamında yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerektiği,
Bu durumda, piyasa üzerinde denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunan ve hazırladığı idari ve teknik düzenlemelerin uygulanmasını sağlamakla sorumlu olan davalı Bakanlığın, görevlendirdiği kurum/kuruluş eliyle yapılan faaliyetler ile tadilatçı firmaların faaliyetlerini yürütmesi esnasında meydana gelebilecek kusurlardan ve buna bağlı oluşabilecek zararlardan sorumlu olmadığına ilişkin Yönetmelik hükmünün Anayasa'da yer alan Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı ve bu haliyle dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik'in Ek IV'ünün 4. bölümüne, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 7. maddesi ile eklenen 4.18.14 maddesinin iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dönüşüm firmalarının hizmet yeri yeterliliği almasının dönüşüm uygulamalarında LPG sızdırmazlık ve montaj tespiti işlevini görmediği, yakıt sistemi tadilatı yapan firma ve mühendislerin Bakanlık ve/veya görevlendirdiği kurum ve kuruluşça denetleniyor olmasının ve aracın tadilatın hemen sonrasında muayeneye tabi tutulmasının yakıt sistemi dönüşüm uygulamalarında LPG sızdırmazlık kontrolü yapılması ve montaj tespiti gerekliliğini ortadan kaldırmadığı, dönüşüm uygulamasında gerekli olan LPG sızdırmazlık kontrolü ve montaj tespitinin nihayetinde kamusal bir denetim faaliyeti olması nedeniyle denetleyenle denetlenenin aynı statüde birleşmesinin olanaklı olmadığı, LPG sızdırmazlık kontrolü ve montaj tespitinin araç muayenesi esnasında yapılmasının da söz konusu olmadığı, zira sızdırmazlık kontrolü ve montaj tespitinin araç muayenesi safhasının değil, dönüşüm safhasının bir parçası olduğu, araç muayenesi esnasında yakıt sistemine ilişkin kontrol edilecek hususlar ve ağır kusur olarak kabul edilebilecek hususların aracın dönüşümünde yapılması gereken sızdırmazlık kontrolü ve montaj tespitini karşılayacak nitelikte olmadığı, bu alanda düzenleme yapma yetkisinin davalı idarede olması nedeniyle, anılan hususların araç muayenesi safhasında zaten kontrol edileceği gerekçesiyle dönüşüm firmasının ve araç sahibinin inisiyatifine bırakılmasının görev gereklerine uygun olmadığı, gaz sızdırmazlık kontrolünün dönüşüm safhası sonunda muayene safhasının öncesinde yapılmasının, araç muayenesi safhasında ise buna ilişkin raporun olup olmadığının denetlenmesinin gerektiği, dava konusu Yönetmelik'e eklenen Geçici 1. maddedeki "Ek IV 4.18.12 maddesinde bahsedilen Genelgenin yayımı tarihinden 01/01/2018 tarihine kadar isteğe bağlı" ibaresinin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, piyasadaki firmalarca ve diğer ilgililerce 01/01/2018 tarihi beklenmeksizin değişikliklerin derhal uygulanacağının açık olduğu; 25/04/2017 tarihli Bakanlık yazısı ile 31/12/2017 tarihine kadar LPG sızdırmazlık kontrolü yapmak ve raporu düzenlemek ile montaj tespit raporu düzenlemek konusunda görevlendirildikleri, bu konuya ilişkin çok sayıda personel istihdam ettikleri, dava konusu değişikliklerle bu konularda görevlendirilmiş kuruluşların devre dışı bırakıldığı, iptali istenen ibare ile yürürlüğün isteğe bağlı hale getirilmesi nedeniyle de Bakanlıkça yapılan görevlendirmenin hukuki bir anlamının kalmayacağı; dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ündeki 4.1.5. maddesinde yapılan değişiklikle, LPG’li araçların motor değişiklikleri ve yakıt sistemi tadilatlarında sızdırmazlık ve montaj tespit raporunun yenilenmesi hususunun kaldırıldığı, can ve mal güvenliği açısından oldukça önemli olan bu hususun araç sahibinin veya imalatçının inisiyatifine bırakılmaması gerektiği, mutlaka bağımsız, TS EN ISO/İEC 17020 standardı kapsamında akredite A Tipi Muayene Kuruluşları tarafından periyodik kontrolleri yapılarak anılan raporların yenilenmesi gerektiği, trafik güvenliğini sağlama amacına uygun olmayan değişikliğin iptal edilmesi gerektiği; dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ündeki 4.18.4.1 maddesinde, 4.18.11 maddesinde yapılan değişikliklerin ve 4.18.11.1 maddesinin yürürlükten kaldırılmasının, görevlendirilmiş kurum/kuruluş uygulamasının ve sızdırmazlık kontrollerinin kaldırılmasına ilişkin iptal gerekçeleriyle hukuki bağlantısı nedeniyle iptal edilmesi gerektiği; dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ündeki 4.18.12 maddesinde yapılan değişiklikle, sızdırmazlık kontrolü ve yapılan montajın tespit raporunun “yakıt sistemi montaj belgesi” adı altında, araç tadilatını yapan ya da yakıt sistemini dönüştüren dönüşüm firmalarının inisiyatifine bırakıldığı, yapılan dönüşümün sızdırıp sızdırmadığını kontrol eden ve montajın uygun olup olmadığını tespit eden firmanın dönüşümü yapan firmanın kendisinin olacağı, düzenleme ile kontrol ve denetimin olmadığı bir dönüşüm piyasasına neden olunacağı, can ve mal güvenliği açısından oldukça önemli olan bu hususun araç sahibinin veya imalatçının inisiyatifine bırakılmaması gerektiği, mutlaka bağımsız, TS EN ISO/İEC 17020 standardı kapsamında akredite A Tipi Muayene Kuruluşları tarafından periyodik kontrolleri yapılarak anılan raporların yenilenmesi gerektiği, trafik güvenliğini sağlama amacına uygun olmayan değişikliğin iptal edilmesi gerektiği; dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünde yer alan 4.18.4 maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla, LPG sızdırmazlık kontrolleri ve montaj tespit raporu konularında Bakanlıkça görevlendirilmiş kurum ve kuruluş uygulamasının ve araçlardaki yakıt sistemi tadilatı ya da yakıt sistemi değişikliği sonrası yapılması gereken sızdırmazlık kontrollerinin tamamen kaldırılarak bu hususların tadilatçı firmanın ve diğer ilgililerin inisiyatifine bırakıldığı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesi ile 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin Ek IV'ünde yer alan 4. bölümüne eklenen 4.18.14 maddesiyle, TSE'nin ve tadilatı yapan firmanın üstlerine düşen faaliyetleri yürütürken yaptıkları hatalı işlemin tesisinden doğan kusurlarından dolayı sorumlu oldukları hususunun vurgulandığı, Bakanlığın görevlendirmeden ve yetkilendirmeden doğan ve Anayasa'da düzenlenen sorumluluğunun ortadan kaldırılmasının amaçlanmadığı, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, kısmen dava konusu düzenlemenin iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 09/11/2021 tarih ve E:2017/2201, K:2021/5387 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 26/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.