T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2518
Karar No : 2023/3343
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... vasisi ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2019/1579, K:2021/4159 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının Adana Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı (dava dilekçesinde sehven Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı olarak belirtilmiştir) kararına yönelik yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2019/1579, K:2021/4159 sayılı kararıyla;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan 4 yıl 2 ay, "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak" suçundan 5 yıl 10 ay ve "Silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkında,
"1) 01/01/2014 tarihinde Hatay Kırıkhan’da MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobil ile 19.01.2014 tarihinde Adana Ceyhan Otoyol Gişelerinde MİT’e ait üç adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurularak aranması ya da aranmaya çalışılması olaylarına ilişkin olarak, TIR ve otomobillerin MİT’e ait, ilgili personelin de MİT personeli olduğunun anlaşılmasına ve bu konudaki 3713 sayılı Yasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma İzni” kenar başlıklı 26. maddesindeki açık hükümlere rağmen, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 22/07/2013 tarihli, TMK 10. maddesi ile Görevli Cumhuriyet Başsavcı Vekili ve Cumhuriyet Savcılarının İşbölümü Cetveline göre, Cumhuriyet savcılarının çalışma düzeni ve koordinasyonundan sorumlu olan ve HTS kayıtlarına göre Cumhuriyet Savcıları A.T. ve Ö.Ş. ile MİT’e ait TIR’ın ve otomobilin durdurulmasından hemen sonra birçok kez telefonla görüştüğü tespit edilen ilgilinin, usul ve yasaya aykırı arama kararı veren, arama kararını tatbik eden ve etmeye çalışan Cumhuriyet savcılarının eylem ve işlemlerinden haberdar olduğu hâlde, denetim ve gözetim yetkisine aykırı olacak şekilde arama gibi usulsüz soruşturma işlemlerinin yapılmasına sessiz kalarak devletin gizli sırlarının ifşa olmasına kasten sebebiyet verdiği,
2) 01/01/2014 tarihinde Hatay Kırıkhan’da MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobil ile 19/01/2014 tarihinde Adana Ceyhan Otoyol Gişelerinde MİT’e ait üç adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurularak aranması ya da aranmaya çalışılması olayları ile ilgili olarak, Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı B.B. ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve aynı zamanda HSYK 1. Dairesi üyesi olan K.İ.'nin, yapılan usulsüz arama işleminin önlenmesini teminen olay tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan S.B.'yi telefonla arayıp gerekli yasal uyarıları yapmaları sonrasında, S.B.'nin kaleme aldığı, şikâyetini içerir tutanak vasfını haiz olmayan yazı içeriğinde ileri sürülen iddiaların TMK 10. maddesi kapsamında kalmamasına karşın, usulsüz bir şekilde TMK 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Savcısı A.T.'ye göndermesi üzerine, A.T.'nin de söz konusu şikâyet dilekçesini yine yasaya aykırı bir şekilde uhdesindeki 2014/2 sayılı soruşturma dosyası kapsamına alarak yasal prosedürlere riayet etmeden ayırma kararı verdiği ve TMK 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma numarasına kaydettirerek ilgiliye gönderdiği, ilgilinin, anılan kişiler hakkında doğrudan soruşturma yapılamayacağına ilişkin yasal mevzuat gereğince uhdesine aldığı evrakla ilgili olarak, usulsüz olarak yürütülen soruşturmayı sonlandırıp adi suçlara ilişkin isnatlar içeren şikâyet dilekçesini de Bakanlık Muhabere Bürosu üzerinden ilgili mercilere göndermesi yerine, hukuka aykırı bir şekilde başlatılan soruşturmayı TMK 10. maddesi kapsamında görüp Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı B.B. hakkında, UYAP üzerinden adlî sicil ve nüfus kayıt örneği de alarak terör suçlusu algısını yaratacak şekilde fezleke düzenlediği..." iddiaları üzerine soruşturma başlatıldığı,
Yapılan soruşturma sonucu hazırlanan raporu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi tarafından ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "(B/1) ve (B/2) sayılı soruşturma madde ve bentlerinin birlikte değerlendirilmesinden: İlgilinin, kararın ilgili kısmında “devlet sırrı” kavramı üzerine yapılan açıklamalara atfen, 5271 sayılı CMK’nın 47 ve 125., 4982 sayılı Yasa’nın 16. ve 18. maddelerine göre; Devletin güvenliği veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerden olan ve 2937 sayılı Yasa kapsamında MİT tarafından yasal olarak gerçekleştirilen, özünde devlet sırrı niteliğinde olan faaliyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide vb. terör örgütlerine yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokmaya yönelik, bilerek ve isteyerek, görevi dışında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının ..., ... ve ... soruşturma sırasına kayden yürütülen soruşturmalar neticesinde, haklarında Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme, Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Casusluk Maksadıyla Açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla ... Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılan sanıklar ile birlikte, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak ve örgütlü bir şekilde;
Yapılan ihbarlar öncesinde baştan beri bildiği halde, bu faaliyetlere özgülenmiş TIR’larda, usul ve yasaya aykırı olarak arama yapılmasına, yaptırılmasına, yapılmasına teşebbüs edilmesine, görüntü ve numune aldırılmak suretiyle bu görüntü ve bilgilerin basın yayın organlarında yer almasına, MİT mensuplarının gözaltına alınması ve cep telefonlarına el konulmasına sebep olduğu,
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 20. maddesi kapsamında belirlenen görevlerine aykırı davranan adı geçen Cumhuriyet savcılarına, aynı Yasanın 19. maddesi gereği denetim ve gözetim yetkisi kapsamındaki yetkilerini kullanarak müdahale etmek yerine eylemsiz kaldığı, ayrıca, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben, nüfus ve adli sicil kaydını da dosya kapsamına ekleyerek dönemin Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı B.B.'nin şüpheli, Cumhuriyet Başsavcısı S.B.'nin davacı-mağdur olarak yer aldığı, yargı görevini yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan, dönemin Adalet Bakanı ve aynı zamanda HSYK Başkanı olan B.B.'nin, görev ve sıfatı gereği, yukarıda açıklanan Anayasanın 83 ve 100, 2937 sayılı Yasanın 26. maddelerine aykırı olarak başlatılmış 5237 sayılı TCK’nın 315. maddesi kapsamında terör örgütüne silah sağlama suçu kapsamındaki bir soruşturmaya dâhil edilmesini sağlayarak terör örgütü üyesi olduğu algısı oluşturacak şekilde fezleke düzenlediği,
Bu suretle devletin gizli sırlarını ifşa etme kastı ile hareket edip mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni giderecek nitelikte eylemlerde bulunduğu tespit olunmuş, bu nedenle dosya kapsamı ile doğrulanmayan ve açıklanan mevzuat hükümlerine aykırı olan savunmalarına itibar edilemeyeceği kanaatine varılmıştır..." tespit ve değerlendirmelerine yer verilerek;
" ...ilgililer Cumhuriyet Savcısı S.B., Cumhuriyet Savcısı ..., Cumhuriyet Savcısı A.T., Cumhuriyet Savcısı Ö.Ş., Cumhuriyet Savcısı Y.K.’nun yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstıkları, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettikleri, adalet duygusu gözetmeden, başka amaçlar güderek yürüttükleri soruşturmalar ve aldıkları kararlar ile, yargısal yetkilerini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide vb. terör örgütlerine yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokmak amacıyla kullandıkları, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı, adı geçenlerin söz konusu eylem ve davranışlarının mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, yine Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyi, Avrupa Yargıçlar Birliği Hâkimler Şartı, Avrupa Yargı Kurulları Ağı (AYKA)'nın raporunda nitelenen açığa alma ve görevden alınmayı gerektirir özellikleri taşıdığı takdir ve tayin edilmiştir." gerekçelerine istinaden, davacıya isnat edilen fiiller suç teşkil etmese ve cezai hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Dava dosyasının ve soruşturma raporu ile eklerinin incelenmesinden; "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek", "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak" ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği" suçlarından dolayı hakkında mahkumiyet kararı bulunan davacının, yukarıda yer verilen eylemlerinin yargısal faaliyete ilişkin olmadığı, yargı yetki ve görevinin planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olarak kullanıldığı, bu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendilerine gelen ihbar üzerine TMK madde 10 uyarınca yetkili oldukları olaylarda görevini yerine getirdiği, bu nedenle devletin iç ve dış yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri verdiği iddiasının hukuktan uzak soyut iddialar olduğu, hakkında açılan ceza yargılamasında da söz konusu bilgilerin devlet sırrı olduğuna ilişkin hiçbir belgenin temin edilemediği, durdurulan tırlarda taşınan malzemenin insani yardım malzemesi olduğu ısrarla vurgulandığından bu durumun ne şekilde devlet sırrı olduğu ve bu bilginin açıklanmasının nasıl devlet sırrını ifşa olduğunun anlaşılamadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/11/2021 tarih ve E:2019/1579, K:2021/4159 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 27/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy