T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2663
Karar No : 2023/3184
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2021 tarih ve E:2017/6837, K:2021/3516 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik, 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin, aynı KHK uyarınca oluşturulan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2021 tarih ve E:2017/6837, K:2021/3516 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "667 sayılı KHK Uyarınca Oluşturulan Komisyonun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı", "FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının ceza yargılaması sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı (devredilmekle .... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı) kararı ile silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "Excel Tabloları" ve "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu"nun incelenmesinden, davacı tarafından 554...92 GSM numarasından, "..." IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, kararda yer verilen ifadenin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisak içerisinde olduğunun anlaşıldığı,
Sıkıyönetim mahkemesi görevlendirmeleri yönünden, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde beyanlarına itibar edilmeyen davacının, GN. DZ. SH. K.LIĞI Askeri Savcılığı ve İzmir 2 Nolu Sıkıyönetim Askeri Savcılığında Askeri Savcı olarak görevlendirilmiş olmasının, örgüt ile olan iltisakı ve irtibatını ortaya koyduğu sonucuna varıldığı,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Dairelerinin 20/01/2021 tarihli ara kararına cevaben Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ekinde sunulan, davacıya ilişkin ankesör/büfe sorgu raporunun incelenmesinden, aranma tarihinde davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan 0 554 .... 92 GSM nolu hattının İstanbul ve Denizli illerinde bulunan (4) ayrı ankesörlü telefondan, 27/12/2012-01/10/2014 tarihleri arasında toplam (7) kez arandığı, bu aramalarda Ö.T., B.Z.Y. ve T.T. isimli şahıslarla (2) ardışık aramasının bulunduğunun tespit edildiği; iletişime dair kayıtların incelenmesinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, terör örgütü ile hiçbir bağı ve bağlantısının olmadığı, terör örgütü ile ilgili kamu görevlisi arasında hukuk dışı ilişkinin varlığı yönünde yapılan değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğu bulunmadığına, bu tespitin idari gözleme ve değerlendirmeye dayalı olmasının yeterli olduğuna ilişkin kabulün, hukuk devleti ilkesini ortadan kaldıran bir kabul olduğu, dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlı olmadığı, sübjektif değerlendirmelerle, adil ve dengeli sonuçlar alınması gözetilmeden, adil yargılanma ilkesi göz ardı edilerek ve ölçülülük ilkesine uyulmadan, cezalandırma amacı güdülerek yapıldığından sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, savunma hakkı, muhakeme hakkı, delilleri tartışma hakkı gibi hakların tarafına tanınmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, sıkıyönetim emri ekinde yayınlanan görevlendirmenin, görevlendirilenlerin teşviki, talebi, katkısı, kabulü, onayı veya rızası ile gerçekleştiğine ilişkin ispat bulunmadığından delil değerinin bulunmadığı; 2012 ve 2014 yıllarına ait toplam 7 adet ankesörlü (ikisi ardışık) telefon konuşmalarının aleyhe somut veriler olarak kabulünün hukuken mümkün olmadığı, tanık S.Ö.'nün hakkında açılan adli soruşturma sonucunda itirafçı ya da muhbir şüpheli ya da sanık olarak beyanda bulunması nedeniyle beyanlarının samimi ve içten tanık beyanı niteliğinde görülmesi olanağının bulunmadığı, şüpheden sanık/suçlanan faydalanır ilkesi, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, idarenin takdir yetkisini hukuka ve kamu yararına uygun biçimde kullanmadığı, ByLock kullanıcılığı hakkında tespitin User ID ve mesaj içeriklerinin bulunmayışı nedeniyle varsayımsal bir delil niteliğinde ve hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının, temyiz başvurusu üzerine Yargıtay .... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulduğu; bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
668 sayılı KHK ile değişik 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca, askeri hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 09/11/2021 tarih ve E:2017/6837, K:2021/3516 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy