T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3021
Karar No : 2023/3187
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ......
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2016/57875, K:2022/3326 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/05/2022 tarih ve E:2016/57875, K:2022/3326 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının...tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ancak dosyaya yeni delilin girmesi nedeniyle .... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ...D.İş sayılı kararı ile işbu kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırıldığı ve davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:... sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık beyanlarına karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer deliller yönünden, davalı idare tarafından 23/10/2020 tarihli üst yazı ve ekleri ile dava dosyasına sunulan belgelere göre, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce hazırlanan 13/02/2020 tarihli davacıya ait HTS Bilirkişi İnceleme Raporuna göre davacının, örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma" kayıtlarının bulunduğu, davacının bu tespite yönelik karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve mali haklarının ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Diğer taraftan, davacı tarafından 02/12/2019 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren 27/11/2019 tarihli dilekçesinde, dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı her türlü parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunulmuş ise de, yasal faize yönelik istemlerinin iddiayı genişletme yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmekle bu hususta karar verilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı kanunlar ile Anayasa'nın 139 ve 140. maddelerinin uygulanmasının zorunlu olduğu, 667 sayılı KHK dayanak alınarak verilen Daire kararının hukuka aykırı olduğu; dava konusu kararların yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olarak tesis edildiği, işlemlerin tesisi sürecinde hakkında soruşturma açılıp savunma hakkı dahi kullandırılmadan tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, makul sürede yargılama yapılmadığı; temyize konu Daire kararında yer verilen delillerin gerçeği yansıtmadığı, Daire kararında yer verilen tanık ifadelerinin geçerli olamayacağı, tanık B.K. ile dönem arkadaşı olduğu ancak kendisi ile tanışıklığının olmadığı kaldı ki bu tanığın beyanının tahminden ibaret olduğu, diğer tanık S.Z.'yi ise hatırlamadığı beyanlarının da soyut ve subjektif nitelikte olduğu; ankesörlü/sabit hatlardan aranmasının terör örgütü faaliyetleri kapsamında yapılmadığı, bu görüşmelerin örgütsel nitelikte yapıldığının kesin ve şüpheye yer verilmeyecek şekilde ortaya konulmadığı; işlemin tesisine gerekçe gösterilen delillerin işlemden sonra oluşturulduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkındaki Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından yürütülen ceza soruşturmasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:... dosyasında devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza soruşturması sonucu verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/05/2022 tarih ve E:2016/57875, K:2022/3326 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy