T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3404
Karar No : 2023/3344
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2016/59050, K:2022/117 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2016/59050, K:2022/117 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan kararın, istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 23/03/2018 tarihinde kesinleştiği,
Öte yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacıya ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının elde edilmesi sonucunda silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının ... numarasına kayıtlı soruşturma dosyasının açıldığı ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla ceza soruşturmasının devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın incelenmesinden; davacının "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, kararda yer verilen ifadenin davacının FETÖ ile iltisakı ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, FETÖ/PDY lideri Fethullah Gülen'e ait videoların, kitapların ve fotoğrafların bulunması hususunun, davacı hakkında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan, hiçbir delil sunulmadan, disiplin soruşturması yapılmadan, özlük dosyası kendisine gösterilmeden, üzerine atılı suçlamaların ve delillerinin neler olduğu açıklanmadan, somut hiçbir zaman, yer, olay belirtilmeden, bunlar ile ilgili inceleme, savunma yapabilme imkanı verilmeden, hukuk kurallarına uyulmayarak yapılan işlemlerin tamamen usul, yasa ve yargısal içtihatlara aykırı olduğu, hakkında verilen meslekten çıkarma kararı ile disiplin hukukunda yer alan meslekten çıkarma kararlarının birbirinden farklı karar ve kavramlar olmadığı, meslekten çıkarma kararı veren heyet üyeleri ile meslekten çıkarma kararını yeniden inceleyecek heyet üyelerinin aynı kişilerden oluşmasının, itiraz mercinin tarafsızlığını ortadan kaldırdığı ve böylece verilen karara karşı sunulan itiraz hakkının başlangıçta yok edilmesi anlamına geldiği, dava konusu kararlar ve temyize konu karar ile, Anayasa ve AİHS ile korunan hakların ihlal edildiği, Dairece eksik ve yetersiz bir inceleme ile karar verildiği, dava dosyasına sunduğu dilekçelerde yer alan iddialarının, delillerinin ve yasal gerekçelerinin değerlendirilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, ileri sürdüğü hukuka aykırılık iddialarının neden gerçekçi bulunmadığı, delillerde lehine olan hususların neden kabul edilerek değerlendirme yapılmadığının açıklanamadığı, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut tek bir delil sunulamadığı, hakkında verilen ihraç kararı ve bu ihraç kararına zemin hazırlayan ilgili düzenlemeyle, idare hukukunda yeri olmayan, hukuki açıdan tam olarak ne anlatmak istediği belli olmayan, tamamen keyfi ve kötü kullanıma açık “irtibat veya iltisak" kelimelerinin kullanıldığı, dava konusu işlemler ve terör örgütü ile irtibat veya iltisakının olduğunu gösterdiği ileri sürülen ve iptali istenen işlemlerden sonra ortaya çıkan tanık beyanı, ByLock ve CD kayıtlarının, tamamen asıİsız, hukuk dışı ve hayatın olağan akışına aykırı, kanuna ve hukuka aykırı olarak oluşturulmuş deliller olduğu, hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu, tanığın sadece ceza soruşturması aşamasındaki beyanı ile yetinildiği, ceza kovuşturması aşamasındaki beyanlarına yer verilmediği, tanık beyanının çelişkili olduğu, ceza mahkemesi kararının dikkate alınmadığı, ByLock programı nedeniyle bir kişinin sorumlu tutulabilmesi ve bu ağa dahil olarak kabul edilebilmesi için yükleme ve kullanmaya ilişkin tüm aşamaların tamamlanması ve bu aşamaların da hukuka uygun olarak elde edilen her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı teknik delillerle ispatlanması gerektiği, dijital materyallerin hukuka aykırı şekilde toplandığı, toplanan eşyalarının başka eşyalar ile karıştırıldığı, dijital veriler ile ilgili olarak ortaya koyduğu hususların gerekçede yer almadığı, dosyanın ve bu itibarla ilgili delilin eksik, yetersiz, tek taraflı olarak değerlendirildiği, sadece davalı idare tarafından ortaya konulduğu şekliyle incelendiği, lehine olan yönüyle bir inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığı, bağımsız ve tarafsız bilirkişilerden rapor alınmadığı, bunun da ötesinde, bir kişiye ait kitapların, yazılı ve görsel yayınların bulundurulması, okunması, incelenmesi, araştırılması, bilgi sahibi olmaya çalışılması gibi eylemlerin, o yayınların sahibi olan kişi veya o kişinin oluşturduğu bir yapı ile irtibat veya iltisakı göstermeyeceği, irtibat veya iltisaka yönelik destekleyici bir unsur olarak da kabul edilemeyeceği, meslekten ihracına sebebiyet veren unsurların varlığının ispat yükü işlemi yapan idareye ait olmasına rağmen ispat yükünün ters çevrildiği, hukuka aykırı olan dava konusu kararların iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının karşılaştırma yapılarak lehine olduğu tespit edilen faiz oranının uygulanması suretiyle faiziyle birlikte ödenmesi, bunun mümkün olmadığının görülmesi halinde ise, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine yönelik olarak verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 23/03/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararında yer verilen, davacıya ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının elde edilmesi sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının ... numarasına kayden açılan soruşturma dosyasında, ... tarih ve K:... sayılı karar ile, "aynı şüpheli ve suç konusu ile ilgili daha önce soruşturma yapılmış ve kamu davası açılmış olması nedeniyle CMK 223/7 maddesi delaletiyle CMK 172, 173 maddeleri uyarınca" kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 17/05/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/02/2022 tarih ve E:2016/59050, K:2022/117 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy