T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3763
Karar No : 2023/3340
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2022 tarih ve E:2021/1397, K:2022/5053 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2022 tarih ve E:2021/1397, K:2022/5053 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2021/333 sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içerisinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, hakimlik-savcılık yazılı sınavını kazandıktan sonra örgüt tarafından düzenlenen mülakat provasına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek söz konusu ifadelerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları yönünden, adına açıkça yer verildiği görülen örgütsel faaliyet kapsamındaki yazışma içeriklerinin, davacıya ait hizmet cetveli ve diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
FETÖ/PDY adalet teşkilatı mahrem imamları ile operasyonel hatlardan irtibat yönünden, "mahrem imam" ve "operasyonel hat"a ilişkin olarak kararda yer verilen açıklamalar ile davacının FETÖ/PDY "Avukat Mahrem Yapılanması" içerisinde faaliyet gösteren mahrem imamlar ile operasyonel hatlardan irtibat kayıtlarına dair yine kararda yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı dernek üyeliği yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olması sebebiyle kapatılmasına karar verilen Derneğin üyesi olarak görev yapmış olması hususunun, davacı hakkında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyaller içerisinde FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'e ait video kaydının tespit edilmiş olmasının, davacı hakkında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, somut gerekçe ve delile dayanmaksızın tesis edilen dava konusu kararın, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesine, temel hakların korunmasına ilişkin düzenlemelere, disiplin soruşturmasına ilişkin yasal mevzuata ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, FETÖ ile iltisakı ya da irtibatının bulunmadığı, soruşturmasının hukuka uygun olarak yapılmadığı, masumiyet karinesinin, suç ve cezada şahsilik ilkesinin, adil yargılanma hakkının, kanunilik ilkesinin, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin, hukuki güvenlik ilkesinin, non bis in idem ilkesinin ihlal edildiği, kişiselleştirme ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, FETÖ terör örgütü ile hiçbir bağının olmadığının devletin emniyet ve istihbarat birimlerinin dosyaya sunmuş olduğu raporla sabit olmasına rağmen FETÖ üyelerinin kendi aralarındaki beyanlarına itibar edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceği, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, çelişkili olduğu, Ülfet Hukuk Derneği üyeliğinin 2013 yılı öncesine ait olduğu ve 2012 yılında anılan Dernek'ten istifa ettiği, ByLock yazışmalarında adının geçtiği iddia edilse de A.Ç. isimli şahsı tanımadığı, yazışmalarda geçen hakkındaki konuşmaların asılsız, dayanaksız, soyut, gerçeklikle bağdaşmayan keyfi yorumlar olduğu, söz, eylem ve kararlarında sadakat yükümlülüklerine aykırı somut olay bulunmadığı, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde görevini yerine getirdiği, 2012 yılında mülakatta elenmiş olmasının FETÖ ile ilgili irtibat ve iltisakının olmadığının delili olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine yönelik olarak verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, ancak ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesince henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari yaptırım niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/06/2022 tarih ve E:2021/1397, K:2022/5053 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy