T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1098
Karar No : 2024/3429
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ :Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Başkanlığı
VEKİLLERİ :I. Hukuk Müşaviri V...., Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... Mahallesi, ... Camiinde İmam-Hatip olarak görev yapan davacının, Diyanet Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 5/1-(b) maddesinde yer alan "Atamalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E. ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacının 2014 yılı Şubat ayında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İLİTAM programına kayıtlı olması nedeniyle Denizli ili, Pamukkale ilçesi, ... Camii geçici Kur'an kursu öğreticisi E.İ. ile sınavlar vesilesiyle tanıştığı, cep telefonu, Skype ve Facebook gibi iletişim araçları ve sosyal paylaşım ağları üzerinden birbirlerine "aşkım" şeklinde hitap ettikleri, aşk ve özlem içeren yazılar gönderdikleri, yazılı ve görüntülü olarak öpücük gönderdikleri, birbirlerine hissettikleri aşk ve sevgi nedeniyle eşleriyle birlikte cinsel birliktelik yapmamak için şap ve benzeri şeyleri kullanma, ihrama girme gibi hususları dile getirdikleri, 03/04/2014 tarihinde Denizli'de, 26/05-01/06/2014 tarihlerinde İzmir'de buluştukları, aralarındaki yazışmalarda bu buluşmalarında cinsel birliktelik yaşadıkları izlenimi veren ifadeler kullandıkları, bu olayların geçici Kur'an kursu öğreticisi olan E.İ. isimli bayanın kocasının takibi sonucu ortaya çıktığı, akabinde de E.İ. ile kocasının anlaşmalı olarak boşandıkları, davacının yazışmalarda mesleğinin niteliğiyle bağdaşmayacak küfürlü ifadeler kullandığı, cemaatiyle alay ettiği hususları, tarafların kendilerine ait olduğunu kabul ettiği ekran görüntü kayıtları, ses kayıtları, telefon görüşmesi detayları ve ifadelerden anlaşıldığı; bu durumda davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) maddesinde düzenlenen "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" vasfını kaybettiği anlaşıldığından, görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2021/1818, K:2021/500 sayılı kararıyla; atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan alanlarda görev yapan personelin, 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinin (2) numaralı alt bendi ile aynı Kanun'un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca, Yönetmelikte aranılan "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu'' şeklindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle görevine son verme işleminin tesisi için, ''İslam törelerine uygun olmayan bir eylemin bulunması" ve ''bu eylemin çevresinde bilinir olması'' şartlarının birlikte gerçekleşmesinin gerektiği,
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının ortak niteliği kaybettiğinden bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, dosyada mevcut olan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının üzerine atılı bulunan ve soruşturma konusu olan fiil ve davranışları hakkında görgü ve bilgiye dayalı tanık anlatımlarının bulunmadığı, söz konusu fiillerin alenileştiğine, mesleğine ya da sosyal çevresine yansımaları olduğuna ilişkin yeterli bir bulgunun da olmadığı anlaşıldığından, davacıya isnat edilen fiillere ilişkin olarak, Yönetmelikte aranan çevresinde bilinir olduğu hususunun her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve tereddüte yer bırakmayacak kesin deliller ile ispat edilememesi nedeniyle davacının, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) maddesinde düzenlenen "...itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, anılan fiilleri nedeniyle davacının görevine son verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararıyla, davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu; üzerine atılı bulunan fiil ve davranışları hakkında görgü ve bilgiye dayalı tanık anlatımlarının bulunmadığı, söz konusu fiillerin alenileştiğine, mesleğine ya da sosyal çevresine yansımaları olduğuna ilişkin yeterli bir bulgunun da olmadığı; davalı idarenin işlemin, ... Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile de sabit hâle gelen hukuka aykırı delil dikkate alınarak tesis edildiği; davalı idarenin savunma hakkı kapsamında kendisinden istenen savunmayı beklemeden idari işlem tesis ettiği; dosya kapsamında hukuka aykırı şekilde elde edildiği belirtilen deliller dikkate alınarak karar verildiği, bu delillerin gizli şekilde dinleme cihazı konulmak suretiyle ve şifrelerin hukuka aykırı şekilde kırılması neticesinde yazışmaların dökümü alınmak suretiyle oluşturulduğu, ayrıca uydurma şekilde hazırlanmış olduğu; köy muhtarının ifadesindeki beyanları dikkate alındığında, çevresinde bilinirlik kriteri yönünden Yönetmelik kapsamında olmadığının açık olduğu, Mahkeme'nin Yönetmeliği hukuka aykırı bir şekilde yorumlayarak ortak niteliği kaybettiğine hükmettiği; idari işlemin savunma hakkına, hukuka aykırı elde edilen delilin delil olamayacağı ilkesine, özel hayatın gizliliği ilkesine ve insan haklarına, Anayasa'ya ve mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının usule ve mevzuata uygun olduğu; davacının işlediği fiilin çevresinde şüyu bulup bulmadığı hususunun sayıyla ya da kişilerle ifade edilebilecek bir kavram olmadığı, daha soyut hâlde olayın duyulabilir olması olarak ele alınması gerektiği; cami cemaatlerinde ve İmam Hatip camiasında söz konusu durumun duyulmama ihtimalinin çok az olduğu; nitekim şüyu bulma hususunun bizzat soruşturmayı yapan müfettişler tarafından araştırılıp soruşturulduğu ve şayet böyle bir çevresi tarafından duyulma olmadığının tespit edilmesi hâlinde zaten ortak niteliğin kaybedilmediği anlaşıldığından göreve son verilmesi teklif edilmediği; olayda, fiilin çevrede şüyu bulduğunun müfettişler tarafından tespit edilmesi sebebiyle davacının görevine son verilmesinin teklif edildiği; ayrıca bu durumun temyiz merciince, yalnızca dosyada ifadesi bulunanlar bilindiği için, olayın şüyu bulup bulmadığının bu ifadelere göre tespit edilmesinin elbette ki mümkün olmadığı; bu fiilleri her öğrenenin ifadesine başvurulmak suretiyle soruşturmaya dahil edilmesine imkan bulunmadığı gibi, bunun soruşturma tekniğine de uygun olmadığı; davacının temyiz dilekçesindeki iddialarının davanın esasına tesir edebilecek yeni bilgi ve belge getirmediği ve eski iddiaların tekrarı mahiyetinde bulunduğu; Başkanlığın yapmış olduğu hizmetin özellik ve hassasiyeti dikkate alınarak tesis edilen dava konusu işlemin, hizmet gereklerine ve kamu yararına matuf ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, davacı tarafın temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile .... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) madde... biri olan ve uyuşmazlıkta uygulanan "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartında yer alan çevre kavramının içerisinde, sadece din görevlisinin görevini icra ettiği yerin cemaati bulunmayıp, yürütülen görevin mahiyeti gereği, mesleki ve sosyal çevresi de bulunmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde, davacının eyleminin, görev yaptığı Caminin bulunduğu ... Mahallesi'nin muhtarı M.Y.'nin -E.İ.'nin kocası müşteki Y.İ.’nin kendisini arayarak olaydan haberdar ettiği yönündeki- ifadesi ile soruşturma raporu ve dosyanın bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, görev yaptığı muhitte sosyal ve mesleki çevresi tarafından bilinir hâle geldiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, Yönetmeliğin ilgili hükmünde aranan "çevresinde bilinir olma" şartının somut olayda gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/12/2024 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2021/1818, K:2021/500 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.