T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1517
Karar No : 2023/3348
TEMYİZ EDENLER:1- (DAVACI):... Sendikası
VEKİLİ: Av. ...
2-(DAVALI): ... Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/02/2023 tarih ve E:2022/7073, K:2023/529 sayılı kararının, davacı tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yükseköğretim Yürütme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının 1 ve 2. maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/02/2023 tarih ve E:2022/7073, K:2023/529 sayılı kararıyla;
Danıştay Sekizinci Dairesince verilen Yükseköğretim Yürütme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının 1 ve 2. maddesinde yer alan ''33/a'' ibarelerinin iptaline, dava konusu diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine yönelik ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2022 tarih ve E:2021/2801, K:2022/1964 sayılı kararıyla davanın reddine ilişkin kısımlarının onanmasına, iptale ilişkin kısmın ise bozulmasına karar verilmesi üzerine bozma kararına uyularak;
Yükseköğretim Yürütme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının 1 ve 2. maddesinde yer alan ''33/a'' ibareleri yönünden,
2547 sayılı Kanun'un geçici 67. maddesinde; ''Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmaz.'' düzenlemesine yer verildiği, anılan maddenin uygulanmasına ilişkin 08/06/2016 tarihli YÖK Yürütme Kurulu toplantısında, lisansüstü eğitim programına kayıtlı öğrencilerin azami öğrenim süreleri dikkate alınmaksızın, 2016 - 2017 güz dönemi itibarıyla azami öğrenim sürelerinin yeniden başlamasına karar verildiği,
Öte yandan, öğretim elemanı yetiştirmek, planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, eğitim - öğretim ve bilimsel ve araştırma faaliyetlerini yönlendirmek, yükseköğretim kurumları arasında birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak Yükseköğretim Kurulunun yetki ve görevleri arasında sayıldığı,
Bu kapsamda, YÖK Yürütme Kurulu tarafından, Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'nde tanımlanan azami öğrenim süresini dolduran öğrencilerin ve azami öğrenim sürelerinin dolması nedeniyle kadro ile ilişikleri kesilen araştırma görevlilerinin, 2016-2017 güz yarıyılından itibaren azami öğrenim sürelerinin yeniden başlaması nedeniyle 2547 sayılı Kanun'un 50/d ve 33/a maddesi uyarınca ilan edilen araştırma görevlisi kadro ilanlarına başvuramamalarına karar verildiği,
Buna göre, azami öğrenim süreleri içinde lisansüstü eğitimlerini başarıyla tamamlayan araştırma görevlilerinin kadrolarıyla ilişikleri kesilirken, öngörülen sürede lisansüstü eğitimlerini tamamlayamaması nedeniyle ilişikleri kesilenlere yeniden kadro imkanı tanınmasının, yine aynı şekilde azami öğrenim süresi içerisinde lisansüstü eğitimini tamamlayamayan öğrencilere, öğrenim sürelerinin yeniden başlaması nedeniyle bu kadrolara başvuru imkanı tanınmasının başarısızlığı teşvik edebileceği ve araştırma görevliliği kadrolarının amacı dışında kullanımına yol açacağının açık olduğu,
Bu bağlamda, dava konusu kararın kadroların amacı dışında kullanılmasının engellenerek, söz konusu kadrolara lisansüstü eğitimlerinde başarılı olanların atanması ve bu suretle kaynakların etkin ve verimli şekilde kullanılmasının sağlanmasına yönelik olduğu dikkate alındığında, anılan kararın 1 ve 2. maddelerinde yer alan ''33/a'' ibaresi yönünden de kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine, ilk aşamada davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada yeniden takdir edilmemesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu YÖK Yürütme Kurulu kararının dayanağını oluşturan 2547 sayılı Kanun'da düzenleme bulunmadığından kararın üst norma aykırı olduğu, kararla hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Daire kararında daha önce kısmen davanın reddine karar verildiği ifade edilerek yeniden vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne dayanılarak hüküm tesis edilmesi gerektiği, bu çerçevede temyize konu “davanın reddi” kararının 14/02/2023 tarihli bir ilam olması nedeniyle 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde duruşmasız işler için belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiş, Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2022 tarih ve E:2021/2801, K:2022/1964 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 14/02/2023 tarih ve E:2022/7073, K:2023/529 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/12/2023 tarihinde esas yönünden oybirliği, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Uyuşmazlıkta ilk olarak, Danıştay Sekizinci Dairesinin 10/02/2021 tarih ve E:2018/6427, K:2021/747 sayılı kararıyla "kısmen iptal, kısmen ret" hükmü kurulmuş ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı ve davalı idare lehine 3.600,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Anılan kararın aleyhe kısımlar yönünden taraflarca karşılıklı olarak temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2022 tarih ve E:2021/2801, K:2022/1964 sayılı kararıyla davanın reddine ilişkin kısmın onanmasına, iptale ilişkin kısmın ise bozulmasına karar verilmiş, sonrasında, Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 14/02/2023 tarih ve E:2022/7073, K:2023/529 sayılı kararıyla bozulan kısım yönünden, bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum, bakılan davanın nihayetinde, 14/02/2023 tarihinde tümüyle davalı idarenin lehine sonuçlanması sonucunu doğurmuştur. Her ne kadar davalı idareye 2021 yılı tarifesine göre 3.600,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; 2023 yılında davalı idare lehine verilen karardan dolayı, vekilin emeğinin bu tarihe kadar devam ettiği hususu da göz önüne alındığında, mükerrerliğe yol açmayacak şekilde, ilk kararın verildiği 10/02/2021 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile son kararın verildiği 14/02/2023 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen tutarlar arasındaki farkın ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, temyize konu Daire kararının, davalı idare lehine fark vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, onama kararının bu kısmına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy