T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1643
Karar No : 2023/3169
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onikinci Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2019/7140, K:2022/2723 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Erzurum 9. Kolordu Komutanlığında muvazzaf subay olarak görev yapmakta iken görevden uzaklaştırılan davacı tarafından, Kara Kuvvetleri Komutanlığının... tarih ve ... sayılı "Konut Tahliyesi" konulu emrinin, 3. Ordu Komutanlığının aynı konulu ... tarih ve ... sayılı işleminin, 9. Kolordu Komutanlığı tarafından uygulanan, oturduğu kamu konutundan tahliyesine ilişkin işlemin ve bu işlemlerin dayanağı olan Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nin Dördüncü Bölümünün "Konuttan çıkma" başlıklı 1. maddesinin (l) bendine 17/05/2019 tarihinde eklenen "Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile" ibaresinin iptali iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2019/7140, K:2022/2723 sayılı kararıyla;
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 65/f fıkrası, Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nin 4.bölümünün 1/I bendi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35.maddesinin (A) ve (B) bentlerine yer verilerek;
Uyuşmazlığın MSY/319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nin konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesine ilişkin Dördüncü Bölümünün, "Konuttan çıkma" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendine 17/05/2019 tarihli değişiklikle ilave edilen ibare ile söz konusu düzenleme uyarınca tesis edilen dava konusu işlemlerin, dayanağı olan üst hukuk normuna ve hukuka uygun olup olmadığından kaynaklandığı,
Dava dilekçesinde, TSK Konut Yönergesi'nin Dördüncü Bölümünün "Konuttan çıkma" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile Türk Ceza Kanununun 221.maddesinden faydalanmak için başvuranlar kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren bulundukları konutu 15 gün içerisinde tahliye eder." ibaresinin iptali istenilmiş olmakla birlikte, dilekçedeki iddialar, davalının savunması ve dosya içeriğinin birlikte değerlendirilmesinden; iddiaların, anılan ibarenin "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile" kısmına yönelik olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın bu ibareye hasren incelendiği,
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri uyarınca, açığa alınan ya da tutuklanan subay, astsubay ve askeri memurların da lojmandan faydalanmaya devam edecekleri,
Diğer taraftan, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesinin (B) bendinde, 926 sayılı Kanun'a tabî personelden yalnızca görevlerine son verilenlerin kamu konutlarından tahliye edileceği düzenlemesine yer verildiği, oysa, aynı maddenin (A) bendi incelendiğinde; bu bent kapsamında sayılan kamu görevlileri bakımından, göreve son verilme şartının aranmadığı, görevden uzaklaştırılanların da kamu konutlarından tahliye edileceği ivedi bir tedbir olarak düzenleme altına alındığı,
Bu yasal düzenlemeler karşısında, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli yönünden kamu konutlarından tahliye için, göreve son verilme şartının öngörüldüğü, bu konuda açığa alınmanın ya da tutuklanmanın yeterli görülmediği, dolayısıyla görevden uzaklaştırılan veya Mahkemece hakkında düzenlenen iddianame kabul edilerek sanık sıfatıyla yargılanmaya başlanan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bu gerekçe ile kamu konutlarından tahliye edilemeyeceği,
Ancak, dava konusu edilen Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nde, yukarıda açıklanan kanuni düzenlemelere aykırı şekilde; anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenlerin 15 gün içerisinde oturdukları konutu tahliye etmeleri gerektiği düzenlemesine yer verildiği,
Bu durumda; Anayasa'nın 124. maddesi hükmü uyarınca, kanun koyucunun genel prensipleri belirlemesi koşuluyla düzenlenecek konunun uygulanması ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesi amacıyla idareye tanınan alt düzenlemeler yapma yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanun, tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kaydıyla kullanılabileceğinden, üst hukuk normlarına aykırı olan dava konusu düzenlemede ve anılan düzenleme uyarınca tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık görülmediği,
Öte yandan, her ne kadar idare tarafından; "Silahlı Kuvvetlerle ilgili maddi ve manevi değerde saklanması veya gizlenmesi gereken her çeşit bilgi veya tesisin personelin fikri veya fiziki kontrolünde olduğu, dolayısıyla personelin hassas ölçülerle değerlendirilmesinin başlı başına güvenlik önlemi sayılacağı, 15 Temmuz 2016 tarihinde Devlet aleyhinde gerçekleşen hain bir darbe girişiminde bulunulduğu, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, benzer bir girişimin tekrar etmemesi ve terörle mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla OHAL ilan edildiği ve OHAL süresince birtakım ivedi tedbirlerin alınmasının zorunlu hale geldiği, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, milli güvenliğin ve Devletin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla birtakım tedbirler alması gerektiği" ifade edilerek, bu hususi durumun, tesis edilen işlemin gerekçesi olduğu belirtilmekte ise de; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde; idarenin savlarında belirtilen olağanüstü süreçle bağlantılı birtakım tedbirler düzenleme altına alınırken, kanun koyucu tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri personeli bakımından açığa alınmanın, haklarında ceza davası açılmış olmasının yeterli görülmemesi ve 926 sayılı Kanun hükümlerine istisna getirir nitelikte bir düzenleme yapılmaması karşısında, bu savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle,
Dava konusu MSY/319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetler Konut Yönergesi'nin Dördüncü Bölümünün "Konuttan çıkma" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan "Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile" ibaresi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı "Konut Tahliyesi" konulu emrinin, 3.Ordu Komutanlığının aynı konulu ... tarih ve ... sayılı işleminin ve 9. Kolordu Komutanlığı tarafından uygulanan davacının oturduğu kamu konutundan tahliyesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kamu konutlarının kamu personeline tahsisine ilişkin usul, esas ve şartların Kamu Konutları Yönetmeliği ile belirlendiği; Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesindeki personele tahsis edilecek kamu konutlarının puanlama, tahsis, konuttan çıkarılma ve konutların yönetimine dair esasların ise söz konusu Yönetmelik esas alınarak hazırlanan MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'yle düzenlendiği, anılan Yönerge'de 17/05/2019 tarihinde dava konusu değişikliğin yapıldığı; her çeşit güvenlik önlem ve tertiplerin baş unsurunun personel olduğu, Silahlı Kuvvetlerle ilgili maddi ve manevi değerde saklanması veya gizlenmesi gereken her çeşit bilgi veya tesisin personelin fikri veya fiziki kontrolünde olduğu, dolayısıyla personelin hassas ölçülerle değerlendirilmesinin başlı başına güvenlik önlemi sayılacağı; 15 Temmuz 2016 tarihinde Devlet aleyhinde hain darbe girişiminde bulunulduğu, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, darbe teşebbüsünün tamamamen sonlandırılması, benzer bir girişimin tekrar etmemesi ve terörle mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla OHAL ilan edildiği ve OHAL süresince birtakım ivedi tedbirlerin alınmasının zorunlu hale geldiği, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, milli güvenliğin ve Devletin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla birtakım tedbirleri alması gerektiği, darbe girişiminin mahiyeti itibarıyla hızlı, etkili ve sonuç alıcı adımlar atılmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu, bu durumun bir gereği olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde FETÖ/PDY ile mücadeleye en küçük şüpheye mahal vermeyecek şekilde her platformda devam edildiği, bu kapsamda TSK'nın güvenlik ihtiyaçları ve Kurumun özel durumu dikkate alınarak Konut Yönergesi'ne dava konusu ilavenin yapılarak Bakan oluru ile yürürlüğe konulduğu, OHAL ve sonrasındaki süreç birlikte değerlendirildiğinde, Yönerge'de yapılan değişikliğin mevzuata uygun olduğu belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 18/05/2022 tarih ve E:2019/7140, K:2022/2723 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.