T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/177
Karar No : 2024/3418
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/09/2022 tarih ve E:2016/58007, K:2022/5822 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .../... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin .../.../... tarih ve .../... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/09/2022 tarih ve E:2016/58007, K:2022/5822 sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda,... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 26/06/2019 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüte ait dersaneye gittiğine yönelik kendi beyanı ile örgütün içinde yer aldığına, 2014 HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik Daire kararında yer verilen ifadeler ve davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan HSK'ya Kurul Müfettişi olarak atanmasının Daire kararında yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, ilk savcılık beyanında samimi olarak yaklaşık 25 yıl önce belirtilen dershaneye gittiğini kendisinin beyan ettiği, o tarihte sadece il merkezinde iki dershane bulunduğu, herhangi bir irtibatı ve iltisakı olsa idi bu dershaneye gittiğini söylemeyeceği; tanıkların 21/02/2018 tarihinde HSK müfettişine vermiş oldukları ifadelerinde yaklaşık 3,5 yıl önceki olayları çok net hatırlar şekilde ifade vermelerine rağmen tam bir yıl sonra 26/02/2019 tarihli duruşmada olaylar üzerinden uzun bir süre geçtiğinden tam olarak hatırlamadıklarını beyan ettikleri, bazı olayları değiştirerek anlattıkları; tanıklardan M.K.’nın olay yerinde bulunmamasına rağmen kulaktan dolma bilgilerle anlattığı olayları diğer tanık İ.B'nin yalanladığı; bağımsız aday İ.Ç.'yi adliyede gezdirmediği, bu kapsamda HSYK seçimleri döneminde Amasya Adliyesinde görev yapan ve halen görevde olan hakim ve savcıların dinlenmelerini istediği; FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olsaydı FETÖ/PDY'nin yargıda etkin olduğu dönemde tek referansının tanık M.K. olmayacağı, eşinin atamasının istediği yere yapılabileceği ve müfettişlikten önceki eski görev yerine tekrar gönderilip mağdur edilmeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Öte yandan, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 26/06/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 12/09/2022 tarih ve E:2016/58007 , K:2022/5822 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 18/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava; davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve .../... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin hususlar, dava konusu işlemin sebep unsurunu teşkil etmekte olup, işlemin hukuka uygunluğu bakımından anılan hususların davalı idarece somut ve açık biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
Davacı hakkında tanık olarak ifade veren M.K.'nin, davacının 2014 yılı HSYK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine ve onlara oy verdiğini düşündüğüne dair beyanlarının kişisel kanaat, duyum ve tahmin üzerinden yapılan çıkarımlara dayalı olduğu; davacının katıldığı beyan edilen yemeğin ise, örgütsel mahiyette bir organizasyon olduğunu ve bu yemeğe örgütsel saiklerle katıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi veya belgenin davalı idarece dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından bizzat isimleri verilen ve halen yargı mensubu olarak görev yapan kişilerin de bu yemeğe katıldığını ifade ettiği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davalı idarenin savunma dilekçeleri ekinde sunduğu CD'lerin içinde davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle mücadele eden adaylar lehine oy verdiğine dair kanaat edindiğini belirtir tanık beyanına da yer verildiği görülmüştür. Nitekim yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan C.T.'nin, davacının yargılandığı... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyada, anılan Mahkemece alınan ifadesinde; "Ben huzurda bulunan sanıkları 2007 ve 2008 yılında Babaeski'de adliyede çalışırken tanıdım, 2009 yılı Temmuz ayına kadar beraber çalıştık, Babaeski'de çalışırken huzurda bulunan sanık N. ile ben bir müfettiş soruşturması geçirdik... ben gerek çalıştığımız dönemde gerekse daha sonradan devam eden irtibatlarımızda her iki sanığın örgütle bir irtibatı olduğuna dair en ufak bir kanaat oluşmadı, özellikle 2014 HSK seçimleri döneminde sanıklar ile telefon ile görüştüğümüzde Yargıda Birlik adaylarına oy verdiğine ilişkin bende kanaat oluştu." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
Netice itibarıyla, davacı hakkındaki M.K. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan yargı mensubu olarak görev yapan İ.B. isimli şahsın beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından, sözde bağımsız adaylar lehine nasıl bir çalışma yaptığına dair somut bir açıklamaya yer verilmediği, söz konusu yemeğin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, bağımsız aday olan İ.Ç. ile halen görevde olan M.E.A. vasıtasıyla tanıştığı, duruşmadan çıktığı bir gün İ.Ç.'nin savcı H.U.'nun odasında olduğunu öğrenmesi üzerine çay içmek amacıyla yanına gittiği, adliyede gezdirmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, seçim süreci öncesinde adliyenin yemekhanesine hiç gitmediği, bu durumun adliye mutemetliğine sorulabileceği beyan edilmiştir.
Belirtilen tanık ifade tutanağı incelendiğinde; davacının 2014 yılı HSYK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayları lehine çalışmalar yaptığı ve bu kapsamda yemeğe katıldığı belirtilmişse de, davalı idarece dava dosyasına söz konusu yemeğe örgütsel saiklerle katıldığını ve İ.Ç. ile olan dialoğunun örgütsel mahiyette olduğunu ispatlar nitelikte herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi veya belge sunulmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, davacı hakkındaki İ.B. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Davalı idare tarafından; davacının üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ilişkin beyanının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından, örgüte ait dershaneye gittiği iddiasına yönelik olarak, Rize ilinde sadece iki dersane olduğu, yirmi beş yıl önce gittiği dersanenin aleyhine bir husus olarak değerlendirilemeyeceği beyan edilmiştir.
Olayda; eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini beyan eden davacının bu beyanının, bir başka ifadeyle eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanı örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmemiştir.
Ayrıca, davalı idare tarafından, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulamadığı dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle görüşmesinin bulunması iddiası, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmemiştir.
Temyize konu Daire kararında, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde HSK'ya Kurul Müfettişi olarak görevlendirilmesinin, FETÖ ile iltisak ve irtibatına destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmış ise de; tanık M.K. ve davacının birbiriyle uyumlu ifadelerinden, davacının HSK müfettişi olarak görevlendirme sürecindeki referansının tanık M.K. olduğu ve bu kişinin halihazırda yargı mensubu olarak görev yaptığı anlaşılmakta olup, davacının HSK Kurul Müfettişliğine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle, örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, davacının eşi N.Y. hakkındaki tespitlerde ve N.Y.'nin açtığı dava dosyalarına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, davacının eşi N.Y.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemlerin iptali gerekmekte olup, davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.