T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1857
Karar No : 2023/3384
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...
2-...
VEKİLİ : Av. ...at)
3- ... Belediye Başkanlığı
.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/01/2023 tarih ve E:2021/8898, K:2023/194 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanın 7269 sayılı Kanun'un 2. ve 14. maddeleri uyarınca "afete maruz bölge" olarak belirlenmesine ilişkin 04/07/2016 tarih ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın davacının taşınmazına ilişkin kısmı ile taşınmazın 22/08/2021 tarihine kadar insan ve eşyadan tahliye edilmesi, aksi takdirde yapının alt yapı bağlantılarının kesilerek yıkılacağına ilişkin Arnavutköy Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Altıncı Dairesinin 17/01/2023 tarih ve E:2021/8898, K:2023/194 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları ile davacının Bakanlar Kurulu Kararı'nın dayanağı olan etüt raporunun şekil yönünden hukuka aykırı olduğu yönündeki itirazı yerinde görülmeyerek,
Dava konusu işlemin, koordinatsız olan "afete maruz bölgenin" koordinatlı hale getirilmesi işlemi olduğu, Karaburun Köyünün batısında yer alan ve denize dik bir şevle ulaşan alanın yüksek eğim ve jeolojik yapının olumsuzluğu nedeniyle muhtemel bir heyelan tehdidi altında olduğu, henüz yerleşilmemiş olan alanda ileride doğabilecek sorunları engellemek amacıyla 1/1000 ölçekli paftalarda heyelanlı saha olarak görülen alan ile özel zemin etüdü istenilen alanın etüt sonucunda iskana açılmasında sakınca görülen kısmı için 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla afete maruz alan kararı alındığı, 05/01/2016 tarihli jeolojik etüt raporunda ise geçen zaman aralığında bölgenin mevcut durumunu koruduğu, denize bakan yüksek eğimli yamaçlar dahilinde muhtemel- potansiyel heyelan tehdidinin devam ettiğinin belirtildiği, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce onaylanan söz konusu raporun davaya konu işlemlerin tesisi için yeterli bilimsel veriyi içerdiği ve usulüne uygun surette düzenlendiğinden, uyuşmazlığa konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Bu nedenle, muhtemel-potansiyel heyelan tehdidi üzerine alınan afete maruz bölge kararına bağlı olarak kişilerin yaşam hakkının korunması ile can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla tesis edilen dava konusu diğer işlemde de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Bakanlar Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmadığı, bu nedenle işlemin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, ayrıca işlemin dayanağı olan 05/01/2016 tarihli jeolojik etüd raporunun yeterli teknik inceleme ve araştırma yerine gözleme dayalı olduğu, diğer yandan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından çıkarılan 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelge hükümlerine şekil yönünden aykırı olduğu, zira anılan Genelge'ye göre jeolojik etüd raporunun hazırlanmasında çeşitli mühendislik dallarından uzman kişilerin bulunması gerektiği, oysaki dayanak 05/01/2016 tarihli jeolojik etüd raporunun yalnızca jeoloji mühendisleri tarafından hazırlandığı ve raporda komisyon onayının bulunmadığı, günümüz teknolojisine uygun şekilde teknik çalışma yapılarak sınırın yeniden belirlenmesi gerektiği, dava açılırken dosyaya sunulan komisyon kararı neticesinde bölgede AFAD nezdinde inceleme yapıldığı, dava sürecinde uzman görüşü alınarak bilimsel rapor hazırlandığı, AFAD'a sunulan ve Karaburun sınırları kapsamında kalan 10.43 hektar alanın jeolojik-jeoteknik etüt raporuna göre, bölgede heyelan riski olmadığının belirtildiği, diğer yandan İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan "Jeolojik ve Jeoteknik Etüt Komisyonu"nun 25/10/2021 tarihli yazısı uyarınca; YERTEK Mühendislik firması tarafından Karaburun Mahallesi afete maruz bölge alanına ait şev stabilitesine dayalı üniversite destekli jeolojik-jeofizik-jeoteknik etüt raporu hazırlanması kapsamında, söz konusu alan dahilinde yapılacak çalışmalar (sondaj, jeofizik, arazi deneyleri, vb.) hakkında görüş bildirilmesinin talep edilmesi üzerine, 08/10/2021 tarihli Valilik Olur'u ile oluşturulan komisyon tarafından, dosyasında ve mahallinde yapılan incelemelerde belirlenen hususları kapsayan rapor hazırlandığı, bu raporun İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü tarafından onaylandığı ve onaylanan bu raporun hem dava dosyasına hem de İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne sunulduğu, bunun üzerine İl Müdürlüğünce hazırlanan 08/05/2023 tarihli raporda özetle jeolojik-jeofizik-jeoteknik etüt raporu onay işlemi sonrasında bu rapor baz alınarak alana ait önlem projesi teşkiline esas "geoteknik proje raporu" hazırlatılarak tercihen geoteknik kürsüsü bulunan bir üniversitede görevli konusunda uzman öğretim üyesi görüş ve onayının alınması neticesinde yapılacak değerlendirmeye göre, arazinin stabil hale geldiği tespit edildiğinde afete mazur bölge sınırında değişiklik (tamamen kaldırma, kısmen daraltma ve/veya genişletme) yapılabileceğinin belirtildiği, buna dayalı olarak ise "geoteknik rapor" hazırlatılarak 28/08/2023 tarihinde AFAD'a sunulmuş olduğu, bu hususun araştırılması ve konunun akıbeti açısından, AFAD'ın anılan rapora ilişkin görüşünün sorulması gerektiği, kaldı ki çözümü teknik bilgi gerektiren dava açısından, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin de önemli bir eksiklik olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/01/2023 tarih ve E:2021/8898, K:2023/194 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 28/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın değerlendirilmesinden; dava konusu alanın gerek yüksek eğim, gerekse jeolojik olumsuzluk nedeniyle muhtemel bir heyelan tehdidi altında bulunup bulunmadığı, alanın iskana açılmasında sakınca olup olmadığı hususlarının tespitinin, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, bu nedenle yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Dosyanın incelenmesinden, dava konusu edilen işlemin tesisinden sonra ve görülmekte olan dava devam ederken, uyuşmazlığa konu alan açısından hazırlanması planlanan jeolojik-jeoteknik etüt raporlarının inceleme, değerlendirme ve onay işlemlerinin yürütülmesi amacıyla İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü bünyesinde 08/10/2021 tarihinde "Jeolojik ve Jeoteknik Etüt İnceleme Komisyonu" oluşturulduğu, anılan Komisyon tarafından 25/10/2021 tarihinde alınan karar kapsamında, sahada çalışmaların nasıl yürütüleceğine dair esasların (belirlenecek lokasyonlarda en az 16 adet 30'ar metre derinliğinde zemin araştırma ve inklinometre kuyuları açılması, açılacak inklinometre kuyularında en az 1 yıl süre ile periyodik okuma ve ölçümler yapılması gibi...)
dokuz madde şeklinde ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Anılan rapor uyarınca, sahada çalışmalar ve incelemeler tamamlanılarak 2023 yılı Mart ayında jeolojik-jeoteknik etüt raporu hazırlandığı, bu raporun ise 10/04/2023 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü tarafından onaylandığı ve onaylanan bu raporun İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne sunulması üzerine İl Müdürlüğünce hazırlanan 08/05/2023 tarihli raporda özetle, jeolojik-jeofizik-jeoteknik etüt raporu onay işlemi sonrasında bu rapor baz alınarak alana ait önlem projesi teşkiline esas "geoteknik proje raporu" hazırlatılarak tercihen geoteknik kürsüsü bulunan bir üniversitede görevli konusunda uzman öğretim üyesi görüş ve onayının alınması neticesinde yapılacak değerlendirmeye göre, arazinin stabil hale geldiği tespit edildiğinde afete mazur bölge sınırında değişiklik (tamamen kaldırma, kısmen daraltma ve/veya genişletme) yapılabileceğinin belirtildiği görülmüş olup, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce istenilen "geoteknik proje raporu"nun da hazırlanarak 28/08/2023 tarihinde idareye sunulduğu anlaşılmıştır.
Belirtilen süreç değerlendirildiğinde, geoteknik proje raporunun bakılan davada değerlendirilmesi gerektiğinden, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne sunulmuş olan geoteknik proje raporunun anılan idarece değerlendirilip değerlendirilmediği hususunun sorularak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; Kurulumuzca yapılacak ara kararına verilen cevap üzerine işin esasının incelenmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Üye
Recep
KILIÇ
Full & Egal Universal Law Academy