T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2008
Karar No : 2023/3336
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : I. Huk. Müş. Yrd. V. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2018/1370, K:2022/3325 sayılı kararının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının yurt dışına çıkışlardan önce İçişleri Bakanlığından yazılı izin almalarına ilişkin İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 14/10/2016 tarih ve 22836 sayılı Genelgesi ile bu Genelge'nin uygulanmasının devam edeceğine ilişkin 14/11/2017 tarih ve 23499 sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2018/1370, K:2022/3325 sayılı kararıyla;
Dava konusu Genelge'nin ve Genelge'nin uygulanmasının devam edeceğine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden yapılan inceleme:
Davaya konu İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 14/10/2016 tarih ve 22836 sayılı Genelgesi'nde, büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının yurt dışına çıkışlarından önce İçişleri Bakanlığından yazılı izin almalarına gerekçe olarak; merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisinin; 21/07/2016 tarihinde ülke genelinde doksan gün süreyle olağanüstü hal ilan edilmesinin ve 19/10/2016 tarihi itibarıyla bu sürenin üç ay uzatılmasının, ayrıca yurt dışı geçici görevlendirmelerin zorunlu hallerde ve ilgili bakan onayı ile yapılmasına ilişkin Başbakanlık tarafından yayımlanan "Tasarruf Tedbirleri" konulu Genelge'nin gösterildiği anlaşıldığından, dava konusu Genelge ile Genelge'nin uygulanmaya devam edeceğine ilişkin işlemin her bir gerekçe yönünden ayrı ayrı hukukilik denetimine tabi tutulması gerektiği, Dava konusu Genelge'de birinci gerekçe olarak, merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisinin gösterildiği, Belediyelerin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası uyarınca kuruluş esasları kanunla belirtilen, karar organları kanunda gösterilen, kamu tüzel kişiliğine sahip mahalli idareler olduğu, kanunların kendilerine verdiği görev ve yetkiler ile donatılmış oldukları, merkezi idarenin ise mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, mahalli idareler üzerinde kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahip olduğu, ancak merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki idari vesayet yetkisinin hiyerarşik denetimde olduğu gibi genel bir yetki olmayıp kanunda çerçevesi çizilen sınırlar içerisinde kullanılması gereken istisnai bir yetki olduğu, Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; dava konusu düzenlemeyle il ve ilçe belediye başkanlarının yurt dışına çıkışlarında İçişleri Bakanlığından izin almaları gerektiğine ilişkin kuralın, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisini aşar nitelikte olduğu, bu haliyle Anayasa'nın 127. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen idari vesayet yetkisiyle bağdaşmadığının anlaşıldığı, Yine söz konusu düzenlemenin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın 4. maddesindeki, yerel yönetimlerin, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmamış olan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmediği tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip oldukları, verilen yetkilerin kanunda öngörülen durumlar dışında tam ve münhasır olduğu ve diğer merkezi veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamayacağı ve sınırlandırılamayacağına ilişkin kuralla da bağdaşmadığı sonucuna varıldığı, Nitekim, konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün "Yurtdışı ilişkiler" konulu, 20/06/2005 tarih ve 2005/62 sayılı Genelgesi'nde de, belediye başkanı ve diğer personelin görev dışında yurt dışına çıkışlarında da ilgili valiliğe bilgi vereceğinin düzenlenmiş olduğu, Bakanlıktan izin alınacağı hususuna yönelik bir kurala yer verilmediği, Diğer taraftan, davaya konu Genelge'de ikinci gerekçe olarak "Tasarruf Tedbirleri" konulu Başbakanlık Genelgesi gösterilmiş ise de, Başbakanlığın 2007/3 sayılı Genelgesi'nde belediyelerin bu Genelge'nin gayrimenkul edinilmesi ve kiralanması ile ilgili bölümüne tabi olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla anılan Genelge'nin, yurt dışı geçici görevlendirmelerin zorunlu hallerde ve ilgili Bakanın onayı ile yapılacağına ilişkin "YURTDIŞI GEÇİCİ GÖREVLENDİRMELER" başlıklı kısmının belediye başkanları için uygulanmasına hukuki olanak bulunmadığı gibi "Tasarruf Tedbirleri" konulu çeşitli tarihli genelgeler incelendiğinde de, aynı doğrultudaki düzenlemelerin belediyeler yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, diğer bir ifade ile belediyeler açısından bu yönde sınırlayıcı bir düzenlemeye "Tasarruf Tedbirleri" konulu genelgelerde yer verilmediği anlaşıldığından, söz konusu "Tasarruf Tedbirleri" konulu genelgelerin anılan işlemlere dayanak oluşturmayacağı, Dava konusu Genelge'de üçüncü gerekçe olarak, 21/07/2016 tarihinden itibaren ülke genelinde doksan gün süreyle olağanüstü hal ilan edilmesi ve olağanüstü halin 19/10/2016 tarihinden itibaren üç ay uzatılmasının belirtildiği, Anayasa'nın 23. maddesinde, "seyahat özgürlüğü"nün suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ya da suç işlenmesini önlemek amacıyla kanun ile kısıtlanabileceği; 15. maddesinde ise, olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceğinin hüküm altına alındığı, Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; davalı idarenin, olağanüstü hal ilanı sonrasında, ülke güvenliği açısından gerekli tedbirleri almak ile mükellef olduğunun ve olağanüstü hal süresi ile sınırlı olmak kaydıyla, yetkisi doğrultusunda dava konusu düzenlemeyi tesis edebileceğinin kabülünün gerektiği, Belirtilen sebepler uyarınca davaya konu Genelge'de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Bu haliyle, hukuka uygun olduğu anlaşılan Genelge'ye dayanılarak, olağanüstü halin devam ettiği dönemde söz konusu Genelge'nin uygulanmasına devam edileceğine ilişkin olarak tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı, Bununla birlikte; İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce sunulan 31/07/2018 tarih ve 15933 sayılı yazıda, davaya konu Genelge'nin yürürlükten kaldırıldığının belirtildiği, dolayısıyla Genelge yürürlükten kalktığı için Genelge'nin uygulanmasının devam edeceğine ilişkin işlemin de Genelge'ye bağlı olarak uygulanma olanağı kalmadığı anlaşıldığından, davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı, Bu haliyle, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 14/10/2016 tarih ve 22836 sayılı Genelgesi ile bu Genelge'nin uygulanmasının devam edeceğine ilişkin 14/11/2017 tarih ve 23499 sayılı işlemin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, netice itibarıyla davaya konu düzenleyici işlemler yürürlükte olduğu tarihte hukuka uygun olduğundan, toplam 333,80 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Genelge'nin yürürlükten kalkmasının Genelge'nin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacağı, kusuru bulunmadığı, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2018/1370, K:2022/3325 sayılı kararının temyize konu davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 27/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy