T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2032
Karar No : 2023/3326
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... Bakanlığı
VEKİLİ: ...
2-...Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
3- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2019/2979, K:2023/1243 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 09/12/2015 tarihinde yürürlüğe giren "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Ek 16'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'"ın yetki ve şekil yönünden tamamının; sebep, konu ve amaç yönünden 1. ve 2. maddelerinin, 4. maddesinin 4. fıkrasının ve 10. maddesinin 5. fıkrasının iptaline ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2019/2979, K:2023/1243 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7., 8., 11., 14. ve 15. maddelerine atıfta bulunularak;
İdari davalarda dava açma süresinin, idari işlemin tebliğ, yayın veya ilanı ile başlayacağı, ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği de göz önüne alınarak yargı organınca belirleneceği, başka bir anlatımla, yazılı bildirim ile, ilgililerin idari davaya konu edecekleri işlemden haberdar olmaları amaçlandığından, yazılı bildirimin bulunmadığı hallerde dava açma süresinin, ilgililerin işlemden haberdar oldukları tarihten itibaren hesaplanması gerektiği, nitekim, 2577 sayılı Kanun'da ilgililerin idari işlemi öğrenmeleri üzerine dava açmalarını engelleyen bir hükmün bulunmadığı,
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sözü edilen uygulama işleminin, idare tarafından kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak kişiler hakkında tesis edilen, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması olduğunun anlaşıldığı, davacının 11/12/2015 ve 19/01/2016 tarihli başvurularının ise yalnızca bilgi edinme mahiyetinde olduğu, bu nedenle anılan başvurular üzerine tesis edilen işlemler hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması olmadığından uygulama işlemi niteliği taşımadığı,
Davacının, 19/01/2016 tarihli başvurusunun, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasına yönelik olarak, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında üst makama yapılmış bir başvuru olmadığı,
Bu durumda, davacının 11/12/2015 tarihli ilk başvurusuna davalı idarece 25/12/2015 tarihli yazıyla verilen cevapta, dava konusu düzenleme ve dayanağı Kanun hükmüne yer verilmiş olması karşısında, bu yazının davacıya hangi tarihte tebliğ edildiği hususu dosya kapsamından açıkça anlaşılamamakta ise de, en geç dava konusu işleme ilişkin hukuka aykırılık iddialarını da içeren ikinci başvurunun yapıldığı 19/01/2016 tarihinde davacının bu işlemden haberdar olduğunun kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren altmış gün içinde dava açması mümkün olan davacının bu süre geçirildikten sonra 11/04/2016 tarihinde açtığı davanın, süre aşımı nedeniyle esastan incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 11/12/2015 ve 19/01/2016 tarihli başvuruların bilgi edinme amacıyla değil dava açma iradesi ile yapıldığı, aksi yöndeki kabule dayalı Daire kararının hukuka aykırı olduğu, 19/01/2016 tarihli ikinci başvurunun, (ilk başvurusuna verilen cevabi yazıdaki) dava açabilmek üzere gerekli olan “işlemin tarih, sayı, imza” gibi eksiklerinin tamamlanması amacı ile yapıldığı, bu başvuruya verilen 29/01/2016 tarihli cevabi yazının ise kendisine adi posta ile gönderildiği ve davalı idarenin anılan yazının tebliğ tarihini kanıtlayamadığı, bu nedenle ikinci başvurusuna verilen cevabi yazının öğrenme/tebliğ tarihinin, kendisince beyan edilen 10/04/2016 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle dava açma süresinin 19/01/2016 tarihinden başlatılamayacağı, Anayasa m.40/2’de yer alan düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemece re’sen dikkate alınması gerektiği, dava konusu 09/12/2015 tarihli Usul ve Esaslar’ın, Anayasa m.40/2’e uygun olup olmadığına gerekçeli kararda yer verilmediği, dava konusu işlem, kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi ilan ya da yayın ile de kamuya duyurulmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 15/03/2023 tarih ve E:2019/2979, K:2023/1243 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği; Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın ve ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde ise, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edileceği hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından yapılan (noter aracılığıyla yapılan ve 17/12/2015 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığına tebliğ edildiği anlaşılan) 11/12/2015 tarihli başvuru ile, Edirne ilinde vatandaşlara trafik idari para cezası düzenlenmesi amacıyla radar cihazı alımı ile bu cihazların montaj masraflarının belediye bütçesinden karşılanacağına ilişkin belediye meclisi ve encümen kararlarına atıfta bulunularak, Bütçe Kanunu'nda kamu gelirleri arasında gösterilen trafik idari para cezalarından elde edilecek gelirlerin bir kısmının Edirne Belediyesine aktarılacağına dair Maliye Bakanlığının Tebliği ya da Genelgesinin bulunup bulunmadığı sorularak varsa bu düzenlemelerin kendisine tebliğ edilmesi istenilmiş; davalı Hazine ve Maliye Bakanlığının 25/12/2015 tarihli cevabi yazısında ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. maddesinden bahsedilerek, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından imzalanarak 09/12/2015 tarihinde yürürlüğe giren "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar" yazı ekinde gönderilmiş, anılan yazının "EK" kısmında "İlgi yazı ve eki 18 sayfa" açıklamasına yer verilmiştir. Bahse konu "ilgi yazı"nın davacının 1 sayfadan oluşan başvuru dilekçesi olduğu dikkate alındığında, isteme konu Usul ve Esaslarla ilgili olarak davacıya 17 sayfalık ek gönderildiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler arasında yer alan "Posta Zimmet Defteri" kayıtlarından, cevabi yazının 28/12/2015 tarihinde postaya verildiği anlaşılmakla birlikte, davalı Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından bahse konu cevabi yazının davacıya tebliğ tarihini gösteren bilgi ya da belgenin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
Bunun üzerine, davacı tarafından yapılan (noter aracılığıyla yapılan ve 26/01/2016 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığına tebliğ edildiği anlaşılan) 16/01/2016 tarihli ikinci başvuru ile, ilk başvurusu üzerine tarafına gönderilen 25/12/2015 tarihli cevabi yazı ekindeki "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"da, Maliye Bakanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü imzaları ile tarih ve sayının bulunmadığı, yazının noksan sayfalardan oluştuğu belirtilerek, bahse konu Usul ve Esaslar hakkında dava açacağından, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"ın, her iki Genel Müdürlüğün imzaları ile tarih ve sayısını içeren örneğinin, eksiksiz olarak tarafına tebliğ edilmesi istenilmiş; davalı Hazine ve Maliye Bakanlığının 29/01/2016 tarihli cevabi yazısında ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. maddesinden bahsedilerek, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından imzalanarak Emniyet Genel Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı yazı ile Bakanlıklarına gönderildiği bildirilen "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar" yazı ekinde gönderilmiş, anılan yazının "EK" kısmında "EK:1 (1 sayfa); EK:2 (24 sayfa)" açıklamasına yer verilmiştir. Bahse konu "EK-(1 sayfa)"nın 1 sayfadan ibaret olan Emniyet Genel Müdürlüğüne ait ... tarih ve ... sayılı yazısı olduğu dikkate alındığında, isteme konu Usul ve Esaslar'la ilgili olarak davacıya 24 sayfalık ek gönderildiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler arasında yer alan "Posta Zimmet Defteri" kayıtlarından, cevabi yazının 01/02/2016 tarihinde postaya verildiği anlaşılmakla birlikte, davalı Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından, bahse konu cevabi yazının davacıya tebliğ tarihini gösteren bilgi ya da belgenin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
Davalı idarece dosyaya sunulan, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar" incelendiğinde; 15 maddeden oluşan Usul ve Esalar'ın ekleri ile birlikte toplam 24 sayfadan olduğu görüşmüş, buna göre davalı idare tarafından verilen 25/12/2015 tarihli birinci cevabi yazı ekinde gönderilen belgelerin (17 sayfa), 29/01/2016 tarihli ikinci cevabi yazı ekinde gönderilen belgelere (24 sayfa) kıyasla eksik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile dava konusu süreç birlikte değerlendirildiğinde; bakılan davada "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 16. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"ın bazı kuralları ile birlikte yetki ve şekil unsurları yönünden tamamının da iptalinin istendiği, buna göre dava konusu düzenlemenin tamamına yönelik iptal isteminde iddialarını sunulabilmesi için davacının düzenlemenin tamamından haberdar olmasının hukuki bir zorunluluk olduğu, dava konusu Usul ve Esaslar'ın ilan ya da yayın suretiyle kamuya duyurulduğunun davalı idarece ortaya konulamadığı, davacının anılan Usul ve Esaslar'ın tamamından ancak ikinci başvurusu üzerine verilen 29/01/2016 tarihli cevabi yazı ile haberdar olduğu ve bu yazının da davacıya tebliğ tarihinin davalı idarece kanıtlanamadığı açık olduğundan, ekinde dava konusu Usul ve Esasların eksiksiz biçimde gönderildiği 29/01/2016 tarihli cevabi yazının davacıya, (davacı tarafından haberdar olma tarihi olarak bildirilen) 10/04/2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü ile, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.