T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2079
Karar No : 2024/3161
TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACILAR): 1- ... Barosu
VEKİLİ: Av. ...
2- ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
3- ... Odası (... Şubesi)
VEKİLİ: Av. ...
II-(DAVALILAR): 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 29/03/2023 tarih ve E:2021/7137, K:2023/3175 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya ili, Muratpaşa ilçesi sınırları içerisinde bulunan Yamansaz Bataklığı Doğal Sit Alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda alanın sınırlarının yeniden belirlenerek "Kesin Korunacak Hassas Alan" olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 07/05/2021 tarih ve 3968 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 29/03/2023 tarih ve E:2021/7137, K:2023/3175 sayılı kararıyla;
Usule ilişkin olarak, 1136 sayılı Kanun'un 76. maddesinde sayılan Baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, doğrudan, davacı Baro'nun hak ve menfaatlerini etkilemediği; anılan Kanun maddesinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı açık olduğundan, dava konusu işlem ile Antalya Barosu arasında menfaat ilişkisinin bulunmadığı, davanın süresinde açıldığı,
İşin esası yönünden, dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden;
Doğal sit özelliğini koruduğu belirlenen alanın, bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçekte öneme sahip bitki ve hayvan türlerinin, özellikle nesli tehlike altında ya da endemik olanların alanda bulunduğu yerlerin saptanmasına yönelik çalışma yapılmadan, özellikle antropojenik etkiler sonucu bozulma görülen ve raporda Nitelikli Koruma Alanı olarak önerilen kısımlarda bu türlerin bulunup bulunmadığı belirtilmeden, bitki türleri fauna, özellikle kuşlar için beslenme, üreme vb. gereklilik açısından değerlendirilmeden, alanın sulak alan olması nedeniyle özellikle üzerinde durulması gereken hidrolojik yapı konusu yeterince incelemeden, kesin korunacak hassas alan olarak belirlenen kısmın hemen sınırında tarım ve hayvancılık, yapılaşma ve şehirleşmeye yönelik insan faaliyetleri (antropojenik etki) sonucu bozulma ve tahrip olma riski çok yüksek olmasına rağmen, alanın kendine özgü koruma amaçlarına ters düşecek nitelikteki bu insan faaliyetleri dikkate alınmadan oluşturulan ve eksik tespitler içerdiği anlaşılan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporuna dayanılarak doğal sit alanının yeniden değerlendirildiği,
Öte yandan; halihazırda yürürlükte bulunan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun "Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" ile ilgili 728 sayılı İlke Kararı'nda, alanın taşıdığı özelliğe göre I., II. ve III. Derece Doğal Sit olarak belirlenmesine yönelik bir kategorilendirme yapılmakta iken, 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik ile doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlendiği, bu alanların, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları olarak üç kategoriye ayrıldığı ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerinin ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği,
Mer'iyetlerini birlikte devam ettiren, 728 sayılı İlke Kararı ile anılan Yönetmelik düzenlemelerinin birlikte incelenmesinden, 728 sayılı İlke Kararı'ndaki kategoriler ile anılan Yönetmelik'teki kategorilerin birbirlerine denk alanları ifade etmediği, başka bir deyişle, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'te tanımlanan Kesin Korunacak Hassas Alanların, I. Derece Doğal Sit Alanı; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarının, II. Derece Doğal Sit Alanı; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarının ise III. Derece Doğal Sit Alanı ile aynı özellikteki alanları ifade etmediği, davalı idarelerin itiraz dilekçesinde de ifade edildiği üzere Kesin Korunacak Hassas Alanların, 728 sayılı İlke Kararı'nda tanımlanan I. Derece Doğal Sit Alanına göre daha katı bir koruma statüsünün olduğu,
Bu durumda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, dava konusu alana ilişkin doğal sit sınırlarını değiştiren bir işlem niteliğinde olmadığı, 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik düzenlemeleri çerçevesinde, dava konusu doğal sit alanının, koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi neticesinde, koruma kategorilerinden olan Kesin Korunacak Hassas Alan sınırlarının belirlenmesine yönelik bir işlem olduğu,
Bu itibarla, eksik tespitler içerdiği anlaşılan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporuna dayalı olarak tesis edilen davaya konu işlemin mevcut haliyle uygulanması durumunda antropojenik etki nedeniyle kesin korunacak hassas alan dışında bırakılan alanın koruma statüsü daha düşük olduğundan bölgesel, ulusal veya uluslararası öneme sahip tür, habitat ve ekosistemleri yönünden dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
Davacılardan Antalya Barosu yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden dava konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, temyize konu kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği, iptale ilişkin kısmının ise, alanda araştırma yapacak ekibin, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca, Bakanlıkça oluşturulan araştırma ekibi tarafından yapılması gerekirken, ihale yolu ile başka bir firma tarafından çalışma yapılmasının mevzuata aykırı olduğu gerekçesinin de eklenmesi suretiyle onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik kapsamında hazırlanıp Bakanlıkça onaylanan "Doğal Sit Alanlarının Değerlendirilmesi kapsamında hazırlanan Teknik Şartnameler" doğrultusunda hazıtlandığı, biyo-ekolojik, jeolojik, hidrojeolojik, ve jeomorfolojik değerlerinin belirlenmesi amacıyla dört mevsimi kapsayacak şekilde alanlarında uzman bilim insanlarınca bilimsel olarak ortaya konulan veriler ve doğal eşikler dikkate alınarak hazırlanan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu uyarınca sınırlarının belirlendiği, proje ekibi tarafından her bir uzmanın kendi uzmanlık alanı kapsamında yapmış olduğu arazi ve literatür çalışmaları ile elde edilen veriler ve tespitlere dayalı olarak işlem tesis edildiği, anılan rapora göre belirlenen Kesin Korunacak Hassas Alan ve Nitelikli Doğal Koruma Alanının, Antalya 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih, ... sayılı kararıyla da uygun bulunduğu, korunan alan miktarının arttırıldığı, belirtilen gerekçelerle, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı idareler tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş olup, davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Üye ...'in, davacı Oda'ların dava konusu işlemin iptalini istemede hukuki menfaatlerinin bulunmadığı, bu nedenle davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile ehliyet yokluğu nedeniyle Odalar yönünden de temyize konu kararın bozulması gerektiği yolundaki usule ilişkin oyuna ve Üye ... ile Üye ...'ın, davacılardan Antalya Barosunun, dava konusu işlemin Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve kanunlara aykırı işlem tesis edildiğine yönelik hukuka aykırılık iddiaları da dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlali şartının gerçekleştiği, bu nedenle, anılan davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının anılan davacı yönünden bozulması gerektiği yolundaki oylarına karşılık, bakılan uyuşmazlıkta davacı Oda'ların dava açma ehliyetinin bulunduğuna, davacı Baro'nun ise dava açma ehliyetinin bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin "Doğal Sitler, Tabiat Varlıkları ve Özel Çevre Koruma Bölgeleri Tespit, Ayırt Edici Özellikler, Tescil, Onay ve İlanına İlişkin Esas ve İlkeler" başlıklı üçüncü bölümünün, "Araştırma ekibinin oluşturulması ve çalışmasına ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 16. maddesinde, mevcut ve potansiyel tabiat varlığı ve doğal sit alanı araştırma çalışmalarını gerçekleştirmek üzere Bakanlıkça araştırma ekibi oluşturulacağı hükme bağlanmıştır.
Her ne kadar davacılar tarafından, uyuşmazlığa konu alanda yürütülen çalışmaların Bakanlık yerine bir firma tarafından yürütülmesinin, yukarıda yer verilen 16. maddeye aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; anılan Yönetmeliğin dayanakları arasında 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 109. maddesinin de bulunduğu, "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü" başlıklı 109. maddede, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerine ilişkin olarak; hâlihazır haritaları aldırmak, gerekli görülen projeleri yapmak, yaptırmak ve onaylamak, her türlü araştırma ve inceleme yapmak, yaptırmak görevinin Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne verildiği, madde metnine bakıldığında, anılan Müdürlükçe, araştırma ve incelemenin yaptırılabileceğinin de hükme bağlandığı görüldüğünden, bu yönüyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen ehliyet yönünden reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 29/03/2023 tarih ve E:2021/7137, K:2023/3175 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 05/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Daire kararının, davacılardan TMMOB Mimarlar Odası ve TMMOB Peyzaj Mimarları Odasına ilişkin kısım yönünden incelenmesi;
19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde "Korunan alanların güncel durumu; alanın biyolojik çeşitliliği, hidrolojisi ve hidrojeolojisi başta olmak üzere her açıdan durumu hazırlanacak ön değerlendirme raporu sonucuna göre veya gerekli görülmesi durumunda ise en az ardışık dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma yapılarak belirlenir." düzenlemesine yer verilmiş; 6. maddesinin ikinci fıkrasında doğal sit alanları, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları olarak üç kategoriye ayrılmış; 7. maddesinde Kesin Korunacak Hassas Alanların, 8. maddesinde Nitelikli Doğal Koruma Alanlarının ve 9. maddesinde de Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarının ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Daire tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda, dava konusu doğal sit alanının güncel durumunun belirlenmesi amacıyla, idarece, konusunda uzman kişilere hazırlattırılan, literatür destekli ve yerinde yapılan incelemelere dayalı olarak hazırlanan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporunun (ETBAR), mevzuat ve bilimsel ölçütler çerçevesinde asgari standartlara uygun olarak hazırlandığı ifade edilmesine rağmen, ulusal ve uluslararası ölçekte öneme sahip bitki ve hayvan türlerinin varlığı ve yayılım alanları, antropojenik etkiler ve alanın hidrolojik yapısının yeterli düzeyde incelenmemesi nedeniyle, eksik inceleme ile hazırlandığı belirtilerek kusurlandırıldığı görülmekte ise de, aynı bilirkişi raporunda, Kesin Korunacak Hassas Alan sınırları dışında bırakılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Bakan Oluru ile Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak belirlenen kısımlarda, ekosistemin kendini yenileyebilme özelliğine sahip olduğunun belirtildiği, ancak bu sonuca varılırken, dayanılan literatür bilgileri ve bilimsel ölçütlere ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, ayrıca bilirkişi raporunda, yukarıda belirtilen Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin, kategorik ayrımda esas alınması gereken, Kesin Korunacak Hassas Alanların ve Nitelikli Doğal Koruma Alanlarının ayırt edici özellikleri yönünden bir inceleme ve değerlendirme içermediği, başka bir deyişle, ETBAR'da olduğu gibi ayırt edici özellikler çerçevesinde alanın niteliği belirlenmeksizin görüş oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davaya konu alandaki, ulusal ve uluslararası ölçekte öneme sahip bitki ve hayvan türlerinin varlığı ve yayılım alanları, antropojenik etkiler ve hidrolojik yapıya ilişkin hususların, keşif ve bilirkişi incelemesi marifetiyle, mahallinde yapılacak literatür destekli araştırma çalışmaları ile tespiti ve ETBAR'da varılan sonuçların teyidi mümkün olduğu halde, bu hususlar araştırılmaksızın düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen Daire kararının eksik araştırma ile verildiği görülmektedir.
Bu durumda; Dairece, anılan hususların tespiti ve teyidi amacıyla, konusunda uzman kişilerden oluşan yeni bir heyet ile mahallinde tekrardan keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.