T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2167
Karar No : 2023/3255
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri V....
3- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 13/12/2022 tarih ve E:2021/14262, K:2022/6433 sayılı kararının, davalı idareler tarafından iptale ve iptal kararı nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Emniyet amiri rütbesinde görev yapan davacı tarafından, 25-29/06/2015 tarihleri arasında yapılan rütbe terfi sözlü sınavı sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin; 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 26. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 28. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının, 29. ve 35. maddelerinin; 15/05/2015 onay tarihli Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfi Sınavları ve Yöneticilikle İlgili Hizmetiçi Eğitim Yönergesi'nin 9. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 13. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının ve 14. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 13/12/2022 tarih ve E:2021/14262, K:2022/6433 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik'in 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yazılı sınava giren adaylar," ibaresi ve Yönerge'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yazılı sınava giren adaylar," ibaresi yönünden,
Yönetmelik ile ilgili olarak, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla anılan ibarenin iptal edildiği, kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2020 tarih ve E:2019/179, K:2020/2522 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görüldüğünden, anılan düzenleme yönünden bu davada yeniden bir karar verilmesine gerek görülmediği,
Buna göre, Yönetmelik hükmü ile benzer doğrultuda hüküm ihtiva eden Yönerge'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yazılı sınava giren adaylar," ibaresinin de hukuka aykırı hale geldiği,
Yönetmelik'in 28. maddesinin 3. fıkrası ve Yönerge'nin 13. maddesinin 3. fıkrası yönünden,
Yönetmelik hükmünün Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla iptal edildiği, kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2020 tarih ve E:2019/179, K:2020/2522 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görüldüğünden, anılan düzenleme yönünden bu davada yeniden bir karar verilmesine gerek görülmediği,
Dava konusu Yönerge'nin dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 11. fıkrasının (c) bendinde ve Yönetmelik'in 28. maddesi ile Yönerge'nin 13. maddesinin başlığında "sözlü sınav" ifadesine yer verildiği halde, anılan maddelerin içeriğinde "mülakat"a ilişkin esas ve usullere yer verildiği,
Davranış ve düşüncelere ilişkin bilgi edinme amacıyla bir kişiyle yapılan sorulu cevaplı görüşme olan mülakatın, kamu görevlerine girişte yapılan yazılı sınavı tamamlayıcı nitelikte olup, yazılı sınavla bilgisi ölçülen kişilerin, mesleğe uygun tavır ve davranışlara, yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla yapıldığı, sözlü sınavın ise, amacı bakımından yazılı sınava benzemekte olup, bilgi ölçme amacıyla yapıldığı, ancak sözlü sınava ilişkin benzer düzenlemelere yer veren bazı kanun ve yönetmeliklerde, sözlü sınava tabi tutulacak adayların bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olup olmadığı yönünden değerlendirmeye tabi tutulacağına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, dolayısıyla yazılı sınavın tamamlayıcısı olan sözlü sınavın, ölçme ve değerlendirme bakımından mülakatı da kapsadığı, bu durumda, dava konusu Yönerge'nin dayanağı olan Kanun hükmünde açıkça "sözlü sınav" şeklinde yapılan düzenlemeye uygun olarak Yönerge'nin 13. maddesinin başlığında da "sözlü sınav" ibaresine yer verildiği halde, madde içeriklerinde sadece mülakatta kullanılabilecek değerlendirme kriterlerine yer verildiği, ancak sözlü sınavın amacı olan bilgi ölçmeye yönelik değerlendirme kriterlerine yer verilmediği anlaşıldığından, Yönerge'nin 13. maddesinin 3. fıkrasında hukuka uyarlık bulunmadığı,
Buna göre, Yönetmelik hükmü ile aynı doğrultuda hüküm ihtiva eden Yönerge'nin 13. maddesinin 3. fıkrasının da hukuka aykırı hale geldiği,
Davacının katıldığı sözlü sınav sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlem yönünden,
Davacının rütbe terfi sözlü sınavı sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Yönetmelik hükümlerinin Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararı ile hukuka aykırılığı tespit edilerek iptal edilmiş olması karşısında, söz konusu hukuka aykırı düzenlemelere dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçeleriyle,
Dava konusu Yönetmelik'in 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yazılı sınava giren adaylar," ibaresi ile 3. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına; Yönerge'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yazılı sınava giren adaylar," ibaresi ile 3. fıkrasının ve davacının katıldığı sözlü sınav sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptaline, dava konusu edilen diğer kısımlar yönünden ise kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, iptali istenen idari işlemin ve dayanağı Yönetmelik hükümlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olduğu, Yönetmelik'te, dayanağı 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun amir hükümleri uyarınca rütbe terfiinde yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olunması şartının arandığı, sözlü sınavında başarı barajının aday lehine düşük tutulduğu, elli puan alma şartı konulmasının kamu yararı ve hizmet gereği olduğu, sözlü sınavın, adaylara önceden bastırılan sorular arasından soru kartı çektirilmek suretiyle icra edildiği, bu yönüyle farklı komisyonlar tarafından farklı değerlendirme yapıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, adayların değerlendirme kriterlerinin Yönetmelik'te açıkça ortaya konulduğu, dolayısıyla, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile bu hükümlere dayanılarak tesis edilen idari işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Daire kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın temyize konu kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale, kısmen karar verilmesine yer olmadığına yönelik Danıştay İkinci Dairesinin 13/12/2022 tarih ve E:2021/14262, K:2022/6433 sayılı kararının temyize konu kısımlarının ONANMASINA,
3. 25/12/2023 tarihinde oybirliği ile kesin olarak, karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy