T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/220
Karar No : 2023/3366
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/10/2022 tarih ve E:2021/7830, K:2022/5397 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulunun 22/02/2017 tarihli toplantısında alınan ve ... tarih ve ... sayılı yazı ile üniversite rektörlüklerine duyurulan, "ÖYP kapsamından 50/d statüsüne alınan araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim yaptıkları alanla ilgili ulusal ve uluslararası kurumlardan burs kazanmaları ve üniversiteleri tarafından ücretsiz izinli sayılmaları kaydıyla, yurt dışında uzun süreli olarak görevlendirilebileceklerine..." dair kararın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/10/2022 tarih ve E:2021/7830, K:2022/5397 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/10/2021 tarih ve E:2020/2101, K:2021/1886 sayılı bozma kararına uyularak;
Anayasa'nın 10. maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesinin (a) fıkrası, 39. maddesi, 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, Ek 30. maddesi ve Geçici 78. maddesi ile 07/11/1983 tarih ve 18214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yurtiçinde ve Dışında Görevlendirmelerde Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik'in 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine yer verildikten sonra,
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, öğretim elemanlarının yurt dışında görevlendirilmelerinin; Bakanlar Kurulunca her yıl belirlenecek kontenjan ve süreler dahilinde, yurt dışına gönderilme ya da dış burslara dayanılarak gönderilme şeklinde olduğu,
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulunun 22/02/2017 tarihli toplantısında alınan ve 28/02/2017 tarih ve 15345 sayılı yazı ile üniversite rektörlüklerine duyurulan dava konusu karar ile Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında 2547 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen statüye alınan araştırma görevlilerinin, lisansüstü eğitim yaptıkları alanla ilgili ulusal ve uluslararası kurumlardan burs kazanmaları ve üniversiteleri tarafından ücretsiz izinli sayılmaları kaydıyla, yurt dışında uzun süreli olarak görevlendirilebileceklerine karar verildiği,
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan araştırma görevliliği kadrosunun, süreklilik arz eden nitelikte bir kadro olmadığı, 33. maddesinin (a) fıkrası kapsamında araştırma görevlisi kadrosunda bulunanların ise üç yıllığına söz konusu kadroya atandıkları, dolayısıyla bir yıldan uzun süreli yurt dışına gidebilme imkanları var iken, Kanun'un Ek 30. maddesi ile getirilen düzenleme sonucu, bu kişilerin artık daha kısa süreli olarak araştırma görevlisi kadrosunda bulunacak olmaları nedeniyle, daha önce bu kadroda olup uzun süreli yurt dışına gidenlerle, halihazırda gitmeyenler arasında bir ayrım olmaması amacıyla anılan düzenlemenin getirildiği, diğer bir ifadeyle, daha önce Kanun'un 33. maddesinin (a) fıkrası kapsamında olup da daha sonra kadrosu 50. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamına dönüşenlerin de, belirli şartlarda yurt dışında uzun süreli görevlendirilmeleri imkanının sağlandığının anlaşıldığı,
Bu durumda, bu kapsamdaki araştırma görevlilerinin yeterli kriterleri sağlamaları ve burs bulmaları halinde, uzun süreli yurt dışında görevlendirilmesi imkanı getirilerek ilgililer lehine düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu karar ile 2547 sayılı Kanun'da ve Yurtiçinde ve Dışında Görevlendirmelerde Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik'te öngörülmeyen bir kısıtlamanın getirildiği, söz konusu kararın araştırma görevlilerinin yetiştirilme amacı ile eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/10/2021 tarih ve E:2020/2101, K:2021/1886 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 05/10/2022 tarih ve E:2021/7830, K:2022/5397 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 28/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.