T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2762
Karar No : 2024/3103
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ :Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2017/5144, K:2023/1511 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2017/5144, K:2023/1511 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacının eşi S.K.T.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve Dairelerinde açtığı E:... sayılı dava dosyasındaki mevcut deliller yönünden, davacının eşi S.K.T. hakkında öne sürülen tespitlerde ve S.K.T.'nin açtığı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği anlaşıldığından, davacının eşi S.K.T.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
HTS Raporu yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın ve davacının söz konusu kişilerle örgütsel saiklerle görüştüğüne dair somut bir delil sunulmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yapılan çok sayıdaki (aralarında ByLock kullanıcısı bulunanlar da olmak üzere) kişilerle görüşmesi bulunduğu iddiası, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili ihbar/şikâyet ve soruşturma bilgisi yönünden, davalı idarece dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacı hakkındaki ihbar ve şikâyetler ile ilgili olarak davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikâyetlerin Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine; diğer iddialara yönelik şikâyetler hakkında ise şikâyetin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü; öte yandan, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta da, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı dosyası) sayılı soruşturma dosyasında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarihli ve ... sayılı kararı ile "yeniden karar verilmesine olmadığına", ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih,... esas ve... karar sayılı dosyasında davacı hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, yine Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih, ... esas ve ... karar sayılı dosyasında soruşturma izni verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtildiğinden, söz konusu soruşturmaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar hakkındaki şikâyetlerin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verilmiş olması, diğer bir ifadeyle bu şikâyetlerle ilgili olarak davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikâyet bilgileri de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan deliller yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının kardeşleri hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşlerine yönelik tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı; davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 19/10/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,
Dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Dairenin, sadece "sempati" veya "iltisak" hâlini yeterli görmesi gerektiği halde, davacının eylemlerinin "sempati" ve "iltisakı" aşıp aşmadığı manasına gelen bir değerlendirme yaparak Anayasa Mahkemesinin 18/10/2022 tarih ve 2019/20791 sayılı kararında yer verilen içtihadından ayrıştığı, Daire kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağı kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; kurulları tarafından evli meslektaşlar hakkında FETÖ/PDY değerlendirmesinin bireysel yapıldığı, bu sebeple eşleri meslekten çıkarılsa dahi bazı hâkim ve savcıların göreve devam ettiği, somut dosyada da davacının aile ve sosyal çevresi ile kurul kayıtlarının birlikte değerlendirildiği ve olumsuz kanaat oluştuğu; Dairenin benzer bir davada, eşi hakkında ceza yargılaması beraatle sonuçlansa dahi, FETÖ yapısı gereği evliliğe yansıyan faaliyetlerin ve eşin örgüt içindeki konumunun, davacının örgütle irtibatı konusunda delil olarak kabul edildiği, ancak bu dosyadaki değerlendirmede bu hususun delil olarak kabul edilmemesinin çelişki yarattığı; davacının HTS kayıtlarının, "belirli periyot ve yoğunluk" şartı aranarak delil sayılmamasının isabetsiz olduğu, Dairenin başka bir dosyada HTS kayıtlarını, FETÖ şüphelisi kişilerle görüşme kaydı bulunması sebebiyle delil olarak kabul ettiği, bu davada farklı bir sonuca ulaşmanın hukuki dayanağının olmadığı; ihbar ve şikâyet dilekçelerinin 2802 sayılı Kanun'un 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikâyet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı gibi dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçelerin iltisak ve irtibat noktasında değerlendirilmemesinin, davacı hakkında ifadeler/ihbarlar üzerinde durulmamasının isabetsiz olduğu; davacı hakkında yapılan değerlendirmenin, aile bireylerinden bağımsız olarak yapıldığı, ancak kardeşler hakkındaki delillerin tesadüfi olmadığı, bu nedenle aile bireylerinin durumunun dikkate alınması gerektiği; davacı hakkındaki delillerin salt davacının beyanları esas alınarak itibar edilmemesinin hatalı olduğu, bu delillerin rastlantı ile açıklanamayacağı ve her delilin FETÖ/PDY ile iltisakı gösterdiği; Danıştay Savcısının, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu ve davanın reddine karar verilmesi yönündeki görüşünün de dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 15/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/02/2023 tarih ve E:2017/5144, K:2023/1511 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 02/12/2024 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması hâlinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının eşi S.K.T.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmış olması ve davacının kardeşleri M.A.T. ve O.G.T. hakkında aynı gerekçelerle müstafi sayılma ve açığa alma işlemlerinin bulunması, davacının HTS kayıtlarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yapılan (aralarında ByLock kullanıcısı bulunanlar da olmak üzere) kişilerle çok sayıda görüşme kaydına rastlanması, davacıyla ilgili FETÖ/PDY yapılanmasına mensup olduğu yolunda ihbar ve şikâyet dilekçeleri bulunması hususları ile dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği, bu nedenle de davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.