T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2813
Karar No : 2024/3108
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2021/8968, K:2012/10483 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Bozcaada eski Hakimi olup Elbistan Hakimi iken meslekten çekilen davacının, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/04/2021 tarih ve E:2019/2514, K:2021/806 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2021/8968, K:2012/10483 sayılı kararıyla; Davacı hakkında disiplin soruşturması ile birlikte resmi evrakta sahtecilik suçundan açılan kamu davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının resmi evrakta sahtecilik suçundan 4 yıl, 8 ay, 7 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ancak Yargıtay ... Ceza Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiğinin anlaşıldığı,
Davacının mahkumiyetine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararında, "...Resmi belgede sahtecilik suçunun maddi konusu kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenen belgedir. Belgenin resmi nitelik taşıyabilmesi için üç unsur aranmıştır. Belgenin bir kamu görevlisi tarafından düzenlenmiş olması, belgenin görevin gereği düzenlenmiş olması ve belgenin prosedürüne uygun bir şekilde düzenlenmiş olması gerekmektedir. Somut olayda, sanık ...'ın da suça iştirakiyle sanık ...'in (davacı) bilgisi dahilinde sanık ... tarafından düzenlenen tebligat belgelerinin prosedüre uygun ancak içeriği gereğe aykırı bir şekilde tanzim edildiği anlaşılmıştır. Bu belgenin aldatma yeteneğinin olduğu ve bu doğrultuda kararın kesinleştirilmesinde kullanılan belge olduğu da açıktır. Ayrıca söz konusu resmi belgenin aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belgelerden olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle sanık ...'ın suça azmettiren olarak eyleme iştirak ettiği, kamu görevlisi olan sanık ...'in bilgisi dahilinde sanık ... tarafından belgenin düzenlenip kararın kesinleştirilmesi işleminde kullanıldığı, böylelikle sanıkların eyleminin iştirak halinde ve teselsül eden memurun resmi evrakta sahteciliği suçuna uyduğu anlaşılarak..." ifadelerine yer verildiği, dolayısıyla maddi vakanın ve davacı da dahil olmak üzere diğer sanıkların kast ve kusur durumlarının ortaya konulduğu, Yargıtayca usule yönelik olarak verilen bozma kararının bu karardaki tespitleri ortadan kaldırır nitelikte olmadığı, öte yandan 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasında "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile..." ifadesine yer verilmek suretiyle eylem nedeniyle disiplin cezası verilebilmesi için ceza yargılaması anlamında suç teşkil etmesinin aranmadığının anlaşıldığı,
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için davacının ceza yargılaması ile de ortaya konan eylemlerinin hâkimlik mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olup olmadığının tespitinin gerektiği,
Somut olayda, davacının sözü edilen eylemlerinin karşılığında maddi bir menfaat temin ettiğine ilişkin olarak yapılmış bir tespit bulunmamakta ise de, davacının ve diğer görevlilerin teselsül eden kasti eylemleri neticesinde taşınmazın usule ve kanuna aykırı şekilde haklı olduğu tespit edilmeyen bir kişi üzerine tescilinin sağlandığının açık olduğu, yargılamanın amacından bu şekilde bir sapmanın, adalete ve yargılama makamlarına olan toplum nezdindeki güvenin zedelenmesine neden olacağı, bu nedenle davacının eyleminin, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 1994 yılında mahkeme kaleminde meydana gelen bir usul hatasından kaynaklanan usulsüz kesinleştirmede imzası olmasından dolayı hakkındaki yargılama sürecinin devam ettiği, davaya konu disiplin soruşturmasının yapıldığı dönemde HS(Y)K'nın vatan hainlerinin eline geçtiği, bahse konu kadastro dosyasının neticede usul eksikliği giderilerek Yargıtay'a gönderilmiş ve kararın ilgili Dairesince onanmış olduğu, usul ve yasaya aykırı olarak verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/04/2021 tarih ve E:2019/2514, K:2021/806 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2022 tarih ve E:2021/8968 , K:2012/10483 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.