T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2985
Karar No : 2024/3131
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ...3- ... 4- ... 5- ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri ...
2- ... Kurumu
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 13/02/2023 tarih ve E:2019/7047, K:2023/503 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 18/06/2016 tarih ve 29746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 6. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 13/02/2023 tarih ve E:2019/7047, K:2023/503 sayılı kararıyla;5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesi uyarınca davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu;
Uyuşmazlıkta, Dairelerinin 31/10/2022 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden, dava konusu düzenleme yapılırken hangi bilimsel/teknik kriterlerin göz önünde bulundurulduğu, düzenleme yapılmadan önce Sağlık Bakanlığından görüş alınıp alınmadığı, tek uzman hekim raporu yerine sağlık kurulu raporu aranmasının amacı ile hiperbarik oksijen tedavisi için düzenlenecek sağlık kurulu raporunda ilgili tedaviyi uygulama yetkisine sahip olan sualtı hekimleri ve hiperbarik tıp ile hava ve uzay hekimlerinin yer almasının gerekip gerekmediği hususlarının sorulduğu,
Ara kararına verilen cevaplardan, her ne kadar dava konusu düzenleme öncesinde Sağlık Bakanlığından görüş alınmamış ise de, düzenleme yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla ve yargı kararının gerekçesi doğrultusunda, "bağlı yetki" çerçevesinde yapıldığından, bu istisnai durumda Sağlık Bakanlığının görüşünün alınmamasının düzenlemeyi şekil unsuru yönünden de hukuka aykırı kılmadığı,
Dava konusu düzenlemenin ilk halinde, acil haller hariç olmak üzere, HBO tedavisi için kural olarak ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları tarafından sağlık kurulu raporu düzenlenmesinin zorunlu kılındığı, ancak istisna olarak resmi sağlık kurumları bünyesinde çalışan "Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp" ve "Hava ve Uzay Hekimliği" uzman hekimlerinden herhangi birisi tarafından düzenlenen uzman (tek) hekim raporunun da geçerli olacağının düzenlendiği, buna göre dava konusu düzenleme yapılırken gözetilmesi gereken esas hususun, yargı kararında ifade edilen, resmi-özel sağlık kuruluşlarında görev yapan ilgili branş hekimleri arasında oluşan eşitsizliğin giderilmesi olduğu, bu eşitsizliğin ne şekilde giderileceğinin ise, mevzuat hükümleri, hukukun genel ilkeleri ve iptale ilişkin yargı kararı gerekçesine uygun olmak kaydıyla davalı Kurumun takdirinde olduğu, davalı Kurumun takdir yetkisini dava konusu düzenleme doğrultusunda kullanmasının sebep ve amaç unsurlarını, yukarıda aktarılan ara kararı cevabında, HBO tedavilerinde gösterilmesi gereken multidisipliner yaklaşımın, yeterli teknoloji ve ilgili uzmanlık dallarının yer aldığı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında yapılmasının sağlanması, bu suretle sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin eşit ve kaliteli hizmet alması ve kamu kaynaklarının bütçe imkanları doğrultusunda etkin ve verimli kullanılması şeklinde açıkladığı,
Dava konusu düzenleme ile yargı kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu düzenlemenin son halinde, gerek acil durumlarda gerekse genel kuralın geçerli olacağı diğer hallerde (acil olmayan teşhis ve tedavilerde) resmi-özel sağlık kuruluşlarında görev yapan ilgili branş (sualtı hekimliği ve hiperbarik tıp ile hava ve uzay hekimliği) hekimleri arasında herhangi bir ayrım yapılmadığı, tek ayrımın "2. ve 3. basamak" sağlık kuruluşlarının "sağlık kurullarınca" rapor düzenlenmesi şeklinde olduğu, bu durumun ise, HBO tedavisinin multidisipliner yaklaşımı gerektirmesinden ve Kurum sağlık yardımından yararlanan kişilerin eşit-kaliteli hizmet alması, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ihtiyacından kaynaklandığı, ayrıca anılan sağlık kurulu raporuna istinaden, HBO tedavisinin SUT 2.4.4.B. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen bütün sağlık kuruluşlarında yapılmasının mümkün olduğu, bu haliyle dava konusu düzenlemede, yargı kararına, eşitlik ilkesine, hizmet gerekleri ile kamu yararına aykırılık bulunmadığı gibi hekimlik yetkisinin de kısıtlanmadığı sonucuna varıldığı,
HBO tedavisinin uygulandığı hastalıkların ve tedavinin niteliği ile uzun bir süreye yayıldığı dikkate alındığında, HBO tedavisinin multi disipliner yaklaşım ile değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla tedavi sürecinde konsültasyon işlemlerine ihtiyaç duyulabileceğinden tedavinin düzenlenmesi ve raporlanması aşamasında tek hekim raporu yerine sağlık kurulu raporu aranmasının, hastalar açısından sağlık hizmetinin daha nitelikli olmasını sağlamasının yanında, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını da temin edeceği, aynı zamanda HBO tedavilerinin niteliği ve sürecin uzunluğu yönünden diğer tedavilere nazaran farklılık arz ettiği ve bu nedenle özel düzenlemelere tabi tutulabileceği, bu nedenle yapılan düzenlemenin hekimin tedavi etme yetkisini ve hastaların sağlık hizmetine erişimini engelleyici niteliğinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile resmi-özel sağlık kuruluşu ayrımı gözetilmeksizin, tek uzman hekim raporu ile HBO tedavisinin düzenlenme imkanının tamamen ortadan kaldırıldığı, buna göre düzenlemenin daha önce verilen yargı kararlarına aykırı olduğu, davalı idarece HBO tedavisinin düzenlenmesi için yalnızca sağlık kurulu raporu aranmasının haklı sebeplerinin ortaya konulamadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 13/02/2023 tarih ve E:2019/7047, K:2023/503 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.