T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/3169
Karar No : 2025/743
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 05/07/2023 tarih ve E:2020/8256, K:2023/6465 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 27/10/2017 tarih ve 30223 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/06/2018 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin, 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 05/07/2023 tarih ve E:2020/8256, K:2023/6465 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule yönelik iddialarına itibar edilmemiş,
Öncelikle 08/09/2020 tarihli yenileme dilekçesiyle her ne kadar davanın konusu başlığı kısmında Yönetmeliğin tamamının iptali, mümkün olmaması halinde 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin, 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali istenilmiş olsa da dilekçe içeriğinde ilgili maddeler tek tek sayılmak suretiyle hangi yönlerden hukuka aykırı olduklarına yönelik iddialara yer verildiğinden anılan maddelerin iptalinin istenildiği sonucuna varıldığı,
Yalıtımın, yapıların iç ve dış etkenlerden doğru biçimde korunması olarak tanımlanabileceği, bu nedenle, yalıtımın ilk yararının bina üzerine olduğu, yalıtımın, dış etkenlerin bina üzerindeki zararlı etkilerini önleyerek, binanın sağlam ve güvenli kalmasını sağlayacağı, binanın ömrünü uzatacağı ve bu binaları kullanan insanların can güvenliği açısından büyük önem taşıdığı, su yalıtımının da temel olarak, yapıları suyun ve nemin zararlı etkilerinden korumak için yapılan çalışmalar olarak tanımlandığı,
Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehditlerden birinin “su” olduğu, yapıya sızan suyun; yapıların taşıyıcı kısımlarındaki donatıları korozyona uğratarak, yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olacağı, ayrıca yapı bileşeni içerisinde suyun, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açacağı,
Deprem kuşağında yer alan ülkemizde binaların her yönden gelecek neme ve suya karşı korunmalarının tasarlanmasının dayanım özelliklerinin korunması açısından önemli olduğu, yaşanan depremler sonrası hasar görmüş yapılarda gerçekleşen incelemelerde korozyona bağlı kayıpların en yaygın sorunlardan biri olduğunun görüldüğü ve su yalıtımının yapı güvenliği açısından öneminin ortaya çıktığı, (Kartal,Semiha/Üstündağ, Sedef Işık- Yapılarda Su Yalıtımının Önemi ve Maliyeti, Mühendislik Dergisi, Eylül 2016, syf. 400)
İptali istenilen Yönetmelik'te genel olarak binalarda suyun yapı elamanlarına nüfuz etmeden yapısal ve yüzeysel su yalıtım tedbirleri ile drenaj veya tahliye sistemleri vasıtasıyla yapıdan uzaklaştırılmasına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, Yönetmelik'in dört ana bölümden oluştuğu, bu bölümlerin sırasıyla "Temel Perde ve Drenaj Yalıtımı", "Çatı- Balkon Yalıtımı", "Islak Hacimlerde Yalıtım" ve "Su Depoları ile Yüzme Havuzları Yalıtımı" olduğu, her bir bölümün kendi içerisinde yalıtım öncesi yüzey hazırlığı, yalıtım yöntemleri ve malzeme seçimlerine ilişkin düzenlemelere yer verildiği,
Anayasa'nın 124. maddesi çerçevesinde, idarenin normlar hiyerarşisine uygun bir şekilde düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunduğu, kanunların uygulanmasını göstermek üzere yönetmelik, yönetmeliklerin uygulanmasını göstermek üzere de tebliğ ve diğer alt düzenleyici işlemler çıkarabileceklerinin açık olduğu,
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği,
Uyuşmazlık konusu düzenlemeler ile binalarda yapı elemanlarının muhtelif yollarla suya veya neme maruz kalması sonucu oluşan korozyona dayanıklılık, dayanım kayıplarını önlemek, sağlık ve kullanım yönünden risk oluşturan durumlara karşı tasarım ve yapım bakımından alınacak önlemler ve uyulacak kurallara ilişkin esaslar düzenlenerek sağlıklı uzun ömürlü yapıların inşaa edilmesinin hedeflendiğinin, ayrıca bu kuralların oluşması sırasında dosyada mevcut bulunan belgelerden anlaşıldığı üzere sektör temsilcileri ile de toplantılar yapılarak yüksek katılımcı bir anlayış benimsendiğinin anlaşıldığı,
İncelenen dosyada, davacı tarafından iptali istenilen Yönetmelik ile yalıtım malzemelerine sınırlama getirildiği, belli cins ve özellikte malzemelerin öngörülmesinin yenilikçi ürünlerin ve arge çalışmalarının engellenmesine neden olduğu, malzemelerin standardının bu şekilde belirlenmemesi gerektiği iddialarıyla dava konusu düzenlemenin iptalinin istenildiği görülmüş olup, hangi malzemelerin kullanımının engellendiğine ilişkin somut bir tespite de yer verilmediğinin anlaşıldığı,
Ülkemizde yapı malzemeleri standartlarının saptanması veya yeni standartların belirlenmesi ile bunların denetiminin Türk Standartlar Enstitüsünce yürütüldüğü, Avrupa Birliği ile uyum çalışmaları çerçevesinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği'nin, 2002 yılında yayımlandığı, söz konusu Yönetmelik'in 2004 yılında yürürlüğe girdiği ve 2007 yılında geçiş sürecini tamamlayarak zorunlu uygulama başlatıldığı,
Yapı Malzemeleri Yönetmeliği'nin, yapı malzemesi, bina ve diğer inşaat mühendisliği işlerini kapsayan ve bütün yapı işlerinde kullanılan her türlü malzemeleri ve bunlarla ilgili gerekleri tanımladığı, teknik şartnamelere tabi ürünlerin söz konusu Yönetmelik'in kapsamını oluşturduğu, bir ürünün teknik şartnameye tabi olmasından anlaşılması gerekenin, bu ürün ile ilgili uyumlaştırılmış bir standart veya Avrupa teknik onayının bulunması demek olduğu, kısaca hakkında uyumlaştırılmış bir standart olan veya Avrupa teknik onayı bulunan yapı malzemelerinin söz konusu Yönetmelik kapsamına girdiği ve CE işareti taşıması gerektiği, bu arada CE işaretleme siteminin kapsamına girmeyen farklı yapı malzemelerinin de üretildiği, bu yapı malzemelerinin piyasaya sunulması sırasında, ürünlere G işaretinin konulmasının zorunlu hale getirildiği,
Yukarıda sözü edilen Yapı Malzemeleri Yönetmeliği'nin, teknik şartnamelere tabi olmayan yapı malzemelerinin iç piyasada güvenliğinin belli kurallara bağlanması ve denetiminin sağlanması için G işareti uygulamasını zorunlu hale getirdiği,
G işaretleme sisteminin altyapısını oluşturmak üzere de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmelik'in yayımlandığı,
Dava konusu iptali istenilen Yönetmelik ekinde standartı olan ürünlere yer verildiği, bu yönüyle güvenli yapı inşaasının hedeflendiği, fakat Yönetmeliğin 6. maddesinin 5. fıkrasında diğer hükümlerine uymak şartı ile binalarda su yalıtımı amacıyla kullanımına uygun oldukları Avrupa Teknik Değerlendirme veya Ulusal Teknik Değerlendirme esaslarına göre belgelendirilmiş ürünlerin de kullanılmasına imkan verildiği, yenilikçi bir ürünün ülkemizde piyasaya arz edilebilmesi için gerekli hukuki alt yapının güvence altına alındığının görüldüğü,
Bütün bu açıklamalar ve davacının iddiaları kapsamında uyuşmazlık değerlendirildiğinde, kanun koyucu tarafından idareye tanınan yetki uyarınca dava konusu Yönetmelik hükümlerinin düzenlendiği ve yapılan düzenlemenin normlar hiyerarşisine, dayanağı Kanun maddelerine ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkesine uygun olarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Yönetmelik kurallarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin performansa dayalı olmadığı, tamamıyla ürün bazında düzenlendiği, bu düzenlemenin de emsal yönetmelikler karşısında hukuka aykırı olduğu, bilimsel ve teknik otoritelerden rapor alınmaksızın salt su yalıtımının sağlıklı bir çevrede yaşama ilkesi uyarınca düzenlendiği iddiasıyla davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 05/07/2023 tarih ve E:2020/8256, K:2023/6465 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 27/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.