T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/704
Karar No : 2024/3111
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2017/6279, K:2022/4600 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2017/6279, K:2022/4600 sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan incelemede söz konusu kararın temyiz aşamasında olduğunun anlaşıldığı;
Davacının kendi beyanları yönünden; davacının 1990'lı yıllarda lise eğitimi döneminde bir yıl süreyle örgüte müzahir okula gittiği hususu kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, uzun yıllar öncesinde lise eğitimi döneminde iyi bir eğitim alması amacıyla ailesi tarafından bu okula gönderildiğine ve bir yıl sonra bu okuldan ayrılarak söz konusu okul ile bağını kestiğine yönelik bu beyanlarının, bir başka ifadeyle eğitim-öğretim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının, lise döneminde bir yıl süreyle örgüte ait okula gittiğine yönelik yukarıda yer verilen beyanları örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği;
Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen beraat kararı içeriğinde yer alan deliller ile anılan beraat kararının bozulması istemiyle cumhuriyet savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması yönünden; davalı idare tarafından, davacının yukarıda aktarılan ve FETÖ elebaşına ait medyada çıkan fotoğraflar ile kakao talk programına ait dijital kalıntıların cep telefonunda bulunması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, örgüt elebaşına ait olduğu tespit edilen söz konusu fotoğrafların medyada yer alan fotoğraflar olması ve anılan fotoğrafların erişilen internet (haber vb.) sitelerinden telefon belleğine otomatik olarak kaydedilmiş fotoğraflar olabileceği, ayrıca, davacının cep telefonunda kalıntısı bulunduğu tespit edilen kakao talk isimli programın örgütsel iletişim amacıyla cep telefonuna yüklediğine ve örgüt üyeleriyle bu program üzerinden iletişim kurduğuna dair dosyada herhangi bir somut tespit, tanık beyanı veya başkaca bilgi ve belgenin bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, 01/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davalı idare tarafından ileri sürülen ve davacı tarafından örgütsel amaç ve saiklerle hareket edildiği yönünde herhangi bir delille desteklenmediği görülen söz konusu tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği; davacı hakkında düzenlenen iddianame ve açılan kamu davası sonucunda verilen beraat kararı içeriğinde yer alan hususlar ile anılan beraat kararına karşı Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması hususunun da, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği;
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden; davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği;
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince yapılan 16/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyası kapsamında verilen soruşturma iznine istinaden Teftiş Kurulu Başkanlığınca tamamlanan soruşturma evrakının ikmalen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderildiği, ... Daire tarafından da Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderilerek burada ... sayılı esasa kaydediliği ve derdest olduğu, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı;
Davacının babası M.A. ile kız kardeşi T.A. hakkındaki tespitler yönünden; davacının babası ile kız kardeşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği; davacının babası ile kız kardeşine yönelik olan söz konusu iddiaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği belirtilerek;
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 16/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı;
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisakının ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmadığı;
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği;
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve/veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle;
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve...sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davalı idare tarafından; usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret ve iptal kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyada verilen iptal kararının gerekçesinde ciddi çelişkiler bulunduğu, davacının telefonunda tespit edilen örgüt elebaşına ait birden fazla fotoğrafa ilişkin Dairenin hayatın olağan akışına aykırı olan değerlendirmesinin yerinde olmadığı, Kakao Talk uygulamasının örgütsel saiklerle kullanılmasının davacının örgüt üyeliğini tartışmaya açacağı, Dairece irtibat ve iltisak için yeterli görülmeyen delillerin, ceza mahkemesinde "örgüt mensubu olduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu" şeklinde değerlendirildiği ve davacının örgütle irtibatlı/iltisaklı olduğunu tartışmaya bile gerek bulunmadığı, davacı hakkındaki değerlendirme aile bireyleri hakkındaki tespitlerden bağımsız bir şekilde bireysel olarak yapılmış olmakla birlikte davacının babası ve kız kardeşi hakkındaki delillerin tesadüfi olmadığı ve davacı hakkındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde ailenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ciddi bir bağlantı içerisinde olduğunun açık olduğu; 685 ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında açılan tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından; cep telefonunda örgüt liderine ilişkin hiçbir fotoğrafın kayıtlı bulunmadığı, tespit edilen fotoğrafların internet haber sitelerine ait fotoğraflar oldukları ve bu hususun fotoğraflardan açıkça anlaşılabildiği, Kakao Talk uygulamasının adını ilk kez iddianamede gördüğü, internet üzerinden yaptığı araştırmada adı geçen uygulamanın android işletim sistemi kullanan telefonlarda esc dosyasının kendiliğinden güncellenmesi sonucu kalıntı bırakabileceğini öğrendiği, ilgili bilirkişi raporunda da herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığının belirtildiği, babası ve kız kardeşi hakkında verilen bilgilerde ve değerlendirmelerde eksiklik ve yanlışlıklar bulunduğu, babasının söz konusu derneğe üye olup olmadığını bilmediğini ancak babasının 2012 yılından sonra hiçbir derneğe üyelik kaydının olmadığı ve hiçbir suçtan soruşturma ve kovuşturma geçirmediği, kız kardeşinin 2014 yılında tıp fakültesinde okurken Harvard Üniversitesine staj başvurusunda bulunduğu ve anılan üniversitenin başvuruyu kabul etmesi üzerine aynı yıl ABD'ye gittiği ve iki ay staj yaptıktan sonra Türkiye'ye geri döndüğü, 2017 yılında tıp fakültesinden mezun olduktan sonra güvenlik soruşturmasından geçerek Ankara Altındağ Ambulans Hekimliğine atandığı, fakat ABD'de uzmanlık sınavlarına hazırlanıp, uzmanlık eğitimini ABD'de yapmak istediği için kendi isteğiyle başlangıç yapmadığı, 2017 yılının Aralık ayında bu amaçla ABD'ye gittiği, dört aşamalı uzmanlık sınavlarını kazanarak Chicago şehrinde bulunan Rush Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji asistanlığını kazandığı, halen burada eğitiminin devam ettiği, ailesinin daha iyi bir eğitim alabilmesi için kendisini Ankara'da faaliyet gösteren Samanyolu Lisesine kayıt ettirdiği, Lise 1. sınıfta okuduğu bu okulda fiziki şiddete maruz kalması ve yazılı sınavlarda aldığı notların karnesine düşük geçirilmesi ve idare tarafından psikolojik baskı uygulanması sebebiyle kendi isteğiyle bu okuldan ayrıldığı ve lise 2. sınıfta Abidin Paşa Lisesi'ne, Lise 3'te de Kurtuluş Lisesi'ne geçtiği, bu dönemde Cebeci'de anneannesinin evinde birlikte kaldıkları, 2008 yılında Ordu ili Korgan ilçesine kura ile hakim olarak tayin edildikten sonra 2010 yılında seçilen ve bu örgütle yakın olduğu bildirilen eski HSYK tarafından Korgan gibi mahrumiyet bölgesinde 2,5 yıl çalıştıktan sonra çok daha kötü bir yer olan Şırnak ili Uludere ilçesine tercih dışı atamasının yapıldığı, 2012 yılı yaz kararnamesi ile Yargıtaya Tetkik Hakimi olarak atandığı, Yargıtayda görev yaptığı süre içerisinde ilk görev yeri olan Korgan'da çalıştığı döneme ait olmak üzere hakkında soruşturma yapıldığını öğrendiği, düğününe bir hafta kala bu soruşturma nedeniyle savunma vermek zorunda kaldığı, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024 tarihli ara kararına cevap verilmesi üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemlerin iptaline, davacının bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/06/2022 tarih ve E:2017/6279, K:2022/4600 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, lise 1. sınıfta söz konusu yapıya ait okula gittiğine yönelik davacının kendi beyanı; davacının cep telefonunda örgüt elebaşına ait fotoğraflar ve Kakao Talk uygulamasına ilişkin kalıntı bulunması, davacının babası ile kız kardeşi hakkındaki tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan davacı hakkında bu örgütle iltisak ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ilişkin olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.