T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/843
Karar No : 2023/3368
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 04/10/2022 tarih ve E:2022/814, K:2022/5356 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 20/02/2016 tarih ve 29630 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliği'nin geçici 1. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 04/10/2022 tarih ve E:2022/814, K:2022/5356 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2020/1425, K:2021/1989 sayılı bozma kararına uyularak;
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendi, 20/02/2016 tarih ve 29630 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliği'nin 1. maddesi, 7. maddesinin 5. fıkrasının (d) bendi ve Geçici 1. maddesi ile mülga Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği'nin konuya ilişkin hükümlerine yer verildikten sonra, Davacının bakılan davayı açtığı tarihte yapılmış bir denklik başvurusu ve davacı hakkında tesis edilmiş bir bireysel işlemin bulunmadığı anlaşılmakta olup; davacı tarafından, ileride yapacağı muhtemel bir denklik başvurusunda, yurt dışında öğrenime başladığı tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu Yönetmelik'in yürürlüğe girmesinden önce denklik başvurusu yapanların işlemlerinin eski Yönetmelik'e göre yapılmasına rağmen, sonra başvuranlara yeni Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Kanun, tüzük ve yönetmelik gibi hukuki metinlerde yer alan geçici maddelerin kural olarak, bu hukuki metinlerin kapsamına girenlerin asıl maddelerle getirilen yeni hukuki durumlara geçiş sürecini (intibakını) düzenlediği, bu bağlamda, yeni bir düzenleme yürürlüğe girinceye kadar geçecek süre içinde yapılacak işlem ve düzenlemeler ile daha önceki düzenlemelerden doğan hakların korunmasına ilişkin hususlar ve benzeri geçiş hükümlerinin, geçici maddelerde yer aldığı, İptali istenen geçici madde, "Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan denklik başvurularında, usul hükümleri dışında başvurunun yapıldığı tarihteki ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. Ancak kişi lehine olan durumlarda bu Yönetmelik hükümleri uygulanır." hükmünü içermekte olup; bu hükümden, yurt dışında yer alan bir yükseköğretim kurumundan mezun olarak denklik başvurusunda bulunanların başvuru tarihlerinin, 20/02/2016 tarihinden önceki bir tarih olması durumunda, bu ilgililer hakkında, başvuruların yapıldığı tarihteki mevzuatın uygulanacağı ve bu sayede başvuru süreci devam ederken yürürlüğe giren aleyhe düzenlemelerden ilgililerin korunmasının amaçlandığının anlaşıldığı, bunun yanı sıra, maddenin "Ancak kişi lehine olan durumlarda bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” şeklindeki son cümlesinden de, başvuru tarihindeki mevzuatta yer alan hükümlerden başvurucular aleyhine olanların uygulanmayacağının anlaşıldığı, Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili temel bir ilke olan geriye yürümezlik ilkesi gereği, kural olarak düzenleyici işlemlerin yürürlüğe girdikleri andan başlayarak hukuki etkilerini doğuracağı ve yürürlük tarihinden sonraki olaylara uygulanacağı, Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisinin kanunların hukuk güvenliği sağlaması, bu doğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliği olduğu, bu nedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunların, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanacağı, kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunların kamu yararı ve kamu düzeninin gereği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılacağı, yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmamasının hukukun genel ilkelerinden olduğu, kazanılmış haklara saygının, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucu olup hukukun genel ilkelerinden birini oluşturduğu, kural olarak kişisel hak haline dönüşmemiş, belli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ileride elde edilmesi olası beklenen hakların, kazanılmış hak olarak korunamayacağı, Hukuki metinlere güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunmasının ise hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğu, bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin ön koşullarından birinin beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşması olduğu, haklı beklentinin, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir hukuk metninde öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme geldiği, ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerektiği, Dava konusu Yönetmelik'in, yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınan ön lisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarının denklik işlemlerinde uyulacak usul ve esasları içeren ve idarenin her bir somut olayda sahip olduğu takdir yetkisinin geleceğe dönük olarak benzer nitelikteki tüm olaylar bakımından somutlaştırılmasına ilişkin hükümler içeren bir düzenleyici işlem olduğu, Dava konusu maddenin ise, hukuki güvenlik ilkesine de uygun olarak, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihten önce denklik başvurusu yapmış olan ilgililerin haklarını koruduğu, maddeye göre korumanın kapsamının, Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapmış olanlarla sınırlandırıldığı, burada amaçlananın, mevcut hukuki duruma güvenerek başvuruda bulunanların, başvuru süreci devam ederken yapılan mevzuat değişikliği üzerine oluşabilecek olumsuz durumlardan etkilenmelerinin önlenmesi olduğu sonucuna varıldığı, Dava konusu geçici 1. maddede, bu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan denklik başvurularında, usul hükümleri dışında başvurunun yapıldığı tarihteki ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmak suretiyle, başvuru sürecini eski Yönetmelik'lere göre başlatmış olan ve anılan düzenlemelerin sağladığı haklardan yararlanan ilgililerin, yeni Yönetmelik'in yürürlüğe girmesinden sonra oluşacak yeni durumdan etkilenmemesinin, mevcut düzenlemeye güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen ve buna göre denklik başvurusunda bulunan kişilerin, bu düzenlemenin uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin korunmasının amaçlandığının anlaşıldığı, diploma sahibi olmakla birlikte denklik başvurusunda bulunmamış olan kişilerin ise başvuru gibi bir işlem süreci başlatmadığından, bu kişiler açısından ortada ne kişisel hak haline dönüşmüş, belli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ileride elde edilmesi olası beklenen bir hak, ne de bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir hukuk metninde öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının mevcut olduğu, Bu nedenle, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girmesinden önce yurt dışı eğitimini tamamlayan; ancak -yürürlükte olan mevzuat olması sebebiyle- dava konusu Yönetmelik'e dayalı olarak denklik talebinde bulunanlar hakkında, denklik sürecine ilişkin bu Yönetmelik'te öngörülen usullerin uygulanmasında; dolayısıyla dava konusu geçici 1. maddede, uygulanacak mevzuat hükmünün diploma tarihi değil denklik başvurusunun yapıldığı tarih esas alınarak belirlenmesinde ve henüz denklik başvurusunda bulunmamış kişilere yönelik düzenlemeye yer verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, diploma sahibi olduktan sonra yürürlüğe giren yeni Yönetmelik hükümlerine tabi tutulmasının kazanılmış hak ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2020/1425, K:2021/1989 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 04/10/2022 tarih ve E:2022/814, K:2022/5356 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 28/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy