T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/857
Karar No : 2023/3170
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 07/11/2022 tarih ve E:2019/7144, K:2022/5157 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan davacı tarafından, tarafına tahsis edilen kamu konutundan tahliye edilmesine ilişkin... tarih ve ...sayılı işlemin ve dava konusu işlemin dayanağı olan MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nin 4. bölüm, 1. madde, birinci fıkrasının (l.) bendinde yer alan; "Anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile (İlave 17/05/2019)" ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 07/11/2022 tarih ve E:2019/7144, K:2022/5157 sayılı kararıyla;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 140 ve 141. maddeleri, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 65/f fıkrası, Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nin 4.bölümünün 1/(I) bendi ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35.maddesinin (A) ve (B) bentlerine yer verilerek;
Anılan mevzuatın incelenmesinden, görevinden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurların, kanun koyucu tarafından kendilerine tanınan sosyal haklardan yararlanmaya devam edeceği; bu kapsamda, açığa alınan ya da tutuklanan subay, astsubay ve askeri memurların da lojmanda ikamet hakkının sonlandırılamayacağı,
Öte yandan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) bendinde, 926 sayılı Kanun'a tabî personelden yalnızca görevlerine son verilenlerin kamu konutlarından tahliye edileceği düzenlemesine yer verildiği, oysa, aynı maddenin (A) bendi incelendiğinde; bu bent kapsamında kalan kamu görevlileri bakımından, göreve son verilme şartı aranmadığı, görevden uzaklaştırılanların da kamu konutlarından tahliye edileceği ivedi bir tedbir olarak düzenleme altına alındığı,
Mevzuatta Türk Silahlı Kuvvetleri personeli yönünden kamu konutlarından tahliye için göreve son verilme şartının öngörüldüğü, bu konuda açığa alınmanın ya da tutuklanmanın yeterli bulunmadığı, dolayısıyla görevden uzaklaştırılan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bu gerekçe ile kamu konutlarından tahliye edilemeyeceği,
Dava konusu Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nde ise; yukarıda açıklanan kanuni düzenlemelere aykırı şekilde; anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenlerin 15 gün içerisinde oturdukları konutu tahliye etmeleri gerektiği düzenlemesine yer verildiği,
Bu durumda, Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca, kanun koyucunun genel prensipleri belirlemesi koşuluyla, düzenlenecek konunun uygulanması ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesi amacıyla idareye tanınan alt düzenlemeler yapma yetkisinin, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanun, tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kaydıyla kullanılabileceğinden, üst hukuk normlarına aykırı olan dava konusu düzenlemede ve anılan düzenleme uyarınca tarafına tahsis edilen konuttan tahliye edilmesi yolunda davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Öte yandan, her ne kadar idare savunmasında; "Silahlı Kuvvetlerle ilgili maddi ve manevi değerde saklanması veya gizlenmesi gereken her çeşit bilgi veya tesisin personelin fikri veya fiziki kontrolünde olduğu, dolayısıyla personelin hassas ölçülerle değerlendirilmesinin başlı başına güvenlik önlemi sayılacağı, 15 Temmuz 2016 tarihinde Devlet aleyhinde gerçekleşen hain bir darbe girişiminde bulunulduğu, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, benzer bir girişimin tekrar etmemesi ve terörle mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla OHAL ilan edildiği ve OHAL süresince birtakım ivedi tedbirlerin alınmasının zorunlu hale geldiği, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, milli güvenliğin ve Devletin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla birtakım tedbirler alması gerektiği " ifade edilerek, bu özel durumun işlemin gerekçesi olduğu belirtilmekte ise de; 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesinde; idarenin savlarında belirtilen olağanüstü süreçle bağlantılı birtakım tedbirler düzenleme altına alınırken, kanun koyucu tarafından TSK personeli bakımından açığa alınmanın yeterli görülmemesi ve yukarıda metinlerine yer verilen 657 ve 926 sayılı Kanun hükümlerine istisna getirir nitelikte bir düzenleme yapılmaması karşısında bu savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle,
Dava konusu MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'nin “Konuttan çıkma, konuttan çıkarılma ve konutun iadesi" başlıklı dördüncü bölümünün 1. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan; "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçlarından haklarında düzenlenen iddianamenin kabulüne karar verilenler ile (İlave 17/05/2019)" ibaresinin ve davacının tarafına tahsis edilen kamu konutundan tahliye edilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kamu konutlarının kamu personeline tahsisine ilişkin usul, esas ve şartların Kamu Konutları Yönetmeliği ile belirlendiği; Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesindeki personele tahsis edilecek kamu konutlarının puanlama, tahsis, konuttan çıkarılma ve konutların yönetimine dair esasların ise söz konusu Yönetmelik esas alınarak hazırlanan MSY/319-2(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesi'yle düzenlendiği, anılan Yönerge'de 17/05/2019 tarihinde dava konusu değişikliğin yapıldığı; her çeşit güvenlik önlem ve tertiplerin baş unsurunun personel olduğu, Silahlı Kuvvetlerle ilgili maddi ve manevi değerde saklanması veya gizlenmesi gereken her çeşit bilgi veya tesisin personelin fikri veya fiziki kontrolünde olduğu, dolayısıyla personelin hassas ölçülerle değerlendirilmesinin başlı başına güvenlik önlemi sayılacağı; 15 Temmuz 2016 tarihinde Devlet aleyhinde hain darbe girişiminde bulunulduğu, anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, darbe teşebbüsünün tamamamen sonlandırılması, benzer bir girişimin tekrar etmemesi ve terörle mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülebilmesi amacıyla OHAL ilan edildiği ve OHAL süresince birtakım ivedi tedbirlerin alınmasının zorunlu hale geldiği, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, milli güvenliğin ve Devletin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla birtakım tedbirler alması gerektiği, darbe girişiminin mahiyeti itibarıyla hızlı, etkili ve sonuç alıcı adımlar atılmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu, bu durumun bir gereği olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde FETÖ/PDY ile mücadeleye en küçük şüpheye mahal vermeyecek şekilde her platformda devam edildiği, bu kapsamda TSK'nın güvenlik ihtiyaçları ve Kurumun özel durumu dikkate alınarak Konut Yönergesi'ne dava konusu ilavenin yapılarak Bakan oluru ile yürürlüğe konulduğu, OHAL ve sonrasındaki süreç birlikte değerlendirildiğinde, Yönerge'de yapılan değişikliğin mevzuata uygun olduğu ve idarenin harçlardan muaf olduğu belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 07/11/2022 tarih ve E:2019/7144, K:2022/5157 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.