T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/993
Karar No : 2023/3165
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 06/06/2022 tarih ve E:2020/2103, K:2022/4158 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:... Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve 150.000,00-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 06/06/2022 tarih ve E:2020/2103, K:2022/4158 sayılı kararıyla;
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "meslekten çıkarma"nın bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olarak düzenlendiği, maddenin son fıkrasında da; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezasının verileceği hükmüne yer verildiği,
Davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunun incelenmesinden, davacının bulunduğu ve sahip olduğu konum ve imkanlardan yararlanmak suretiyle silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ederek vermiş olduğu kararla, Paralel Devlet yapılanması (FETÖ/PDY)'nin içerisinde yer alarak eylemlerde bulunduğu,... Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi olarak, kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen davada TÜBİTAK'ta çalışan bilirkişiler H.B., T.T. ve E.A.'ın düzenleyerek Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuş oldukları 19/02/2010 tarihli bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği iddiasıyla ilgililer hakkında bilirkişilik görevini kötüye kullanmak suçundan açılan davada verdiği ara kararların, terör örgütü (FETÖ/PDY) yararına olacak şekilde usul ve yasaya aykırılıklar içerdiği iddiaları üzerine soruşturma başlatıldığının anlaşıldığı,
Yapılan soruşturma sonucu hazırlanan raporu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında özetle;
"...İlgilinin, Kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen davada TÜBİTAK'ta çalışan bilirkişilerin gerçeğe aykırı olarak bilirkişi raporu düzenledikleri iddiasıyla "bilirkişilik görevini kötüye kullanmak suçundan" açılan davada, 577 sayfadan oluşan kısa kararda davanın reddine karar verdiği ve dosya içeriği ile ilgili bulunmayan hususlarda değerlendirme yaptığı, suç işlemek amacıyla kurulan FETÖ/PDY hakkında övücü ifadelere yer verdiği, örgüt lideri konumunda bulunan Fetullah Gülen'i "mehdi" ilan ettiği ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu Üyeleri ile yargı organları ve yine bir kısım kamu görevlileri hakkında alenen aşağılayıcı ve hakaret içerir ifadelere yer verdiği, savunmasında da gördüğü rüyaları yorumlayarak Allah tarafından görevlendirildiğini düşündüğü için kısa kararda bu ifadelere yer verdiğini beyan ettiği, dava dosyasında bunun dışında da birçok usulü yanlışlığın yapıldığı, tensip zaptı düzenlendikten yaklaşık 5 ay sonraki bir tarihe denk gelen güne duruşma günü verdiği, iddianamenin kabulü kararını okumadan duruşmaya başladığı, yargılamayı uzatmaya yönelik olacak şekilde ara kararlar düzenlediği, ifadesi alınamayan ve haklarında yakalama kararı bulunan sanıkların istinabe yoluyla savunmasının alınmasına yönelik açık düzenlemelere karşın, sadece yakalama emirlerinin infazını beklemekle yetindiği, yürütülen yargılamanın sonuçlandırılmasına yönelik olarak hareket edilmediği izlenimi yarattığı, idari izin kabul edilen arefe gününde, önceki duruşmada belirlenen günden önce celse açıp duruşma yaparak karar vermek suretiyle 5271 sayılı CMK'nun konuyla ilgili muhtelif maddelerinde (Mağdurun duruşmadan haberdar edilme hakkını düzenleyen 234, Kararların verilmesi usulünü düzenleyen 33, Duruşmanın açıklığını düzenleyen 182, Duruşmanın başlamasını düzenleyen 191, duruşma tutanağını düzenleyen 219 vd. ile diğer ilgili düzenlemeler) yapılan usulü düzenlemelere açıkça aykırı bir şekilde hareket ederek karar verdiği, derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan hüküm kurulamayacağı hususunu gözetmeden sanıkların savunmalarını almadan davanın reddine karar verdiği, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bir kısım üst düzey kamu görevlileri hakkında hukuka ve yasal mevzuat hükümlerine aykırı bir şekilde suç duyurularında bulunduğu, akabinde aynı gün ilgili kurumlara suç duyurusuna ilişkin müzekkereler yazdığı, 04/07/2016 tarihli kısa kararda, Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanlığı yetkililerinin bu suç duyurusu doğrultusunda derhal olaya el koyarak ismi geçen herkesi derhal gözaltına alması ve sonra da yapılması gerekenlerin sırayla yapması gerektiği, tüm yurda giriş ve çıkışların tutulması, ismi geçen ya da geçmeyen milletvekilleri, belediye başkanları, iş adamları, gazeteciler, hakim savcılar ve emniyetçilerin yurttan çıkışlarının engellenerek derhal soruşturma işlemlerinin yapılması gibi ifadelere yer vererek, Genel Kurmay Başkanlığını mevcut demokratik sistem ve seçimle iş başına gelmiş Hükümete karşı darbeye teşvik ederek yönlendirmeye çalıştığı, kısa bir süre sonra da 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı hususları dosya kapsamı ile sabit olmakla; eylemin kesinlikle yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu kanaatine varılmakla; soruşturma konusu eylemleri nedeniyle "görevi kötüye kullanma" suçundan yargılanan ilgilinin Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı, Bangolar Yargı Etiği İlkelerinde belirtilen ve bir hakim savcının haiz olması gereken; bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük,eşitlik, ehliyat ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği kanaatine varılmıştır... " denildiği,
Dava dosyasının ve soruşturma raporu ile eklerinin incelenmesinden, davacının eylemlerinin yargısal faaliyete ilişkin olmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik olduğu, bu eylemlerin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 150.000,00-TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dosyada mevcut önceki beyanları ile belirttiği hususlar nedeniyle hukuka aykırı verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 06/06/2022 tarih ve E:2020/2103, K:2022/4158 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.