T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1237
Karar No : 2025/814
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/11/2023 tarih ve E:2019/7336, K:2023/5991 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2019-2020 Rehberlik Programı ekinde yer alan "Hedef Listesi" başlığının "Kişisel Sosyal Rehberlik" kısmında "toplumsal cinsiyet eşitliğine" yer verilmediğinden bahisle düzenlemenin ilgili kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/11/2023 tarih ve E:2019/7336, K:2023/5991 sayılı kararıyla;
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2., 4., 5. ve 56. maddeleri, 08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin 1., 2., 5. ve 7.maddeleri ile 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 326. maddesine yer verilerek;
12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresini kaldıran düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada Dairelerinin 09/11/2022 tarih ve E:2019/7261, K:2022/6347 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2023 tarih ve E:2023/687, K:2023/2549 sayılı kararı ile Daire kararının onanmasına karar verildiği,
Anılan Yönetmelik uyarınca her tür ve seviyedeki eğitim kurumu içerisinde yapılacak olan öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda gerek öğrenci kulübü ve toplum hizmeti çalışmaları ile bu kapsamdaki diğer etkinliklerle gerek kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin sınırlarının Yönetmelik'te açıkça çizildiği, okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, buna göre; söz konusu sosyal etkinliklerin tamamının Anayasa'ya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda belirtilen Milli Eğitimin genel ve özel amaçları ile ilkelerine uygun olmak zorunda olacağı görüldüğünden, davalı idarenin düzenleme yetkisi kapsamında yapılan ve gözetim, denetim yükümlülüğünde gerçekleşecek değişiklikte hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sayfasında 10/09/2019 tarihinde 2019-2020 Rehberlik Programı Hedef Listesi'nin yayımlandığı, söz konusu sitede EK-2 olarak gösterilen Hedef Listesi'nin 'Kişisel Sosyal Rehberlik' bölümünde toplumsal cinsiyet eşitliğinin de yer aldığı 26 hedefin bulunduğu, 11/09/2019 tarihinde yayımlanan yeni listede toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilgili bölümden çıkarıldığı, toplumsal cinsiyetin toplumdan kaynaklanan eşitsizlikleri kadının doğasına bağlayan, kadını eğitim, çalışma yaşamı, siyaset gibi kamusal alanlardan dışlayan erkek egemen zihniyete karşı çıkmak için kullanılan bir kavram olduğu, bu doğrultuda toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel insan hakkı olduğu, Anayasa'nın 2. maddesinde devletin insan haklarına saygılı demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunun belirtildiği, Anayasa'nın 10.maddesinde herkesin cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin eşit olduğunun, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunun, devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, bu haliyle Anayasa hükümlerinin devlet organlarına ve idare makamlarına toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef tutan politikaları gerçekleştirme yükümlülüğü yüklediği, davalı idarenin bir gün sonra Hedef Listesi'nden toplumsal cinsiyet eşitliği ibaresini hangi saikle çıkardığının belirli olmadığı, bu haliyle eksik düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 17/11/2023 tarih ve E:2019/7336, K:2023/5991 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 10/04/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa'da, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu açıkça belirtildikten sonra, Devlet, eşitlik ilkesini yaşama geçirme konusunda yükümlü kılınmıştır. Anayasa hükmü, Devletin bu eşitlik ilkesine saygılı davranması ya da bozucu etkilerden kaçınmasının ötesinde, yaşama geçirilmesi için eyleme geçmesini, tedbir almasını, gerekirse pozitif ayrımcılık yapmasını emretmektedir.
Öte yandan, Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı'nda (2008-2013) toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ortadan kaldırmak için en önemli etkenin eğitim olduğu ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütün eğitim materyallerine yerleştirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı 2014-2016 yılları arasında Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesini yürütmüştür.
Yukarıda belirtilen kadın-erkek eşitliğine ilişkin anayasal ilke ve bu konuda Devlete yüklenen pozitif yükümlülükler ve kadına karşı şiddetin artan bir şekilde devam etmesi, "toplumsal cinsiyet eşitliği" konusunda farkındalığın arttırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu itibarla, kadın erkek eşitliğinin, Anayasa düzeyinde ele alınan ve Devlete hayata geçirilmesi konusunda yükümlülük yüklenen bir konu olması nedeniyle, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin müstakil bir etkinlik olarak muhafaza edilmesi gerekirken, dava konusu edilen düzenleme ile tamamıyla çıkarılmasında, Anayasa'nın Devleti yükümlü kılan amir hükmüne uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.